Dalyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dalyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2012

Dalyan - Kaunos - Sülüngür gölü - Sarıgerme Plajı

Kral mezarlarından indikten sonra, Kaunos antik şehre doğru yürüdük, kaç kilometre yürüdük onu hiç bilmiyorum ama bana yorgunluktan bi 10 kilometre yürümüşüz gibi geldi. Belki 2-3 km anca, belki o kadar bile yoktu. Bilemedim bak şimdi.

O kadar fotoğraf var ama yine de az geliyor. Genelde aman yeter abartmiyim, az çekeyim öz çekeyim,  biraz da şu ortamın tadını çıkarayım diye tembellik ettim. Bazı bazı cep telefonuyla da kaçamaklar yaptığım oldu. Şimdi de keşke şunu da çekseydim, bunu da çekseydim diye hayıflanıyorum.

Kaunos'a giderken mesela, köylüler evlerinin önünde bal, nar suyu, içecek ve ufak tefek hediyelik eşyalar satıyordu. Hatta tam o yol üzerinde şeker bir amca vardı, yerli turist olduğumuzu anlayınca nasıl sevindi anlatamam. 3-5 dakka muhabbet ettik. Dertliymiş amcam, şuralara bir köprü yapsalar ne olur sanki diyordu. Türkiyede yerli turistlere, vatandaşa değer, saygı yok düşüncesi hakimdi bizde bugüne kadar ama bu tatil her yönüyle çok şaşırttı bizi, türk olduğumuzu gören çok mutlu oldu. Demekki adamlar muhabbet etmeye hasret kalmış ve demekki biz hep yanlış yerlere gitmişiz.


Kaunos'tan Dalyan köyüne bakış





Sülüngür gölü



Sarıgerme plajına, arabamızı köyün girişindeki otoparka bırakıp "çekçek" dedikleri traktörle gittik. Arabayla plaj girişine kadar gidiliyor ama park etmek yasak. 1.25 kilometreymiş aradaki mesafe, plaj dönüşü arabaya koşarak gidenler biliyor bu net rakamı :))

7 kilometre uzunluğunda bir kumsal, yine çabuk derinleşmiyor, aldığı rüzgar nedeniyle bolca sörf yapanlar vardı. Plajın arka tarafında ise tavukların, ördeklerin bulunduğu bir park var. Doğayla iç içe güzel bir tesis kurulmuş, ve ne diyim, Allah gözlemeci ablaları başımızdan eksik etmesin =)






16 Ekim 2012

Dalyan - Kral Mezarları

Sabah kahvaltısından sonra ilk işimiz ikimizin de çok merak ettiği kaya mezarlarına tırmanmak oldu. Mezarlardan tarafa geçebilmek için Dalyan kanalını geçmek gerekiyor ve sit alanı olduğu için hiç bir yerde hiç bir şekilde köprü yok. Mecbur kayıklarla geçiliyor.

Bu mezarların Kaunoslular tarafından kralları için "Krallar yüksekten bakar" düşüncesiyle yapıldığı tahmin edilmekte. Kaunos antik şehrin geçmişinin M.Ö. 10. yüzyıla kadar dayandığını düşünülüyor. Ve bu mezarlar dağın içi oyularak resmen dört bir yanı boş, tapınak şeklinde yapılmış. O zaman için, hangi aletler ve hangi teknikle yapıldığı hala çözümlenememiş.

Adamına göre yapılıyormuş bu mezarlar, ne kadar önemli bir şahsiyetsen o kadar büyük ve yüksekte, ve ona göre manzaralı falan. Aynı zamanda kaya mezarları olarak da biliniyor bunlar.

Tırmanmak için uzak değildi ama çok dik olduğundan beni pek yordu, nefes nefese kaldım ve nasıl terledim nasıl, gören maratonda koştum sanır :) İçine girdik, bomboş ve etraflıca dolanılabiliyor - yani bir yanından girip, daracık boşluktan geçip içinden dolanıp diğer taraftan çıkılabiliyor. Ben tırstım biraz, hayal gücüm uçsuz bucaksız olduğundan birazcık girdim, göz ucuyla baktım çıktım, tam dolanmadım.

Dalyan'a daha önce de (çocukken) gitmiştim ama bunların mezar olduğunu bu sene öğrendim.

Öğrendiğim en ilginç şeyse kanaldaki akıntı yönünün sabahtan bir tarafa akşamdan diğer tarafa olduğu. Yani bir Köyceğiz gölüne doğru, bir Denize doğru akıyormuş. Tatlı suyla tuzlu su karışıyor mu acaba diye merak ettik tadına bile baktık, hafif tuzluymuş =D

Yüzerek de geçmek mümkünmüş karşıya, bir tehlikesi yokmuş ve tabi bolca balık barındırıyormuş Dalyan.

















11 Ekim 2012

Dalyan - İztuzu plajı - Günbatımı - Yıldönümü

Köyceğiz'de mola verdiğimiz için Dalyan'a varmamız akşam saatlerini buldu. vakit kaybı olmasın diye otele varmadan, doğru İztuzu plajına uzandık.

Köyceğiz gölünü Akdenize bağlayan Dalyan kanalıdır ve bu kanalın çıkış noktası İztuzu plajı. Bu plaj aynı zamanda Caretta Carettaların üreme alanıymış ve bu yüzden titizlikle korunuyor, birşeyler de korunsun ama dimi. Belli bir sınır var ve o sınırdan sonra şezlong götüremiyor, şemsiye sokamıyorsunuz kuma. 

Deniz git git derinleşmiyor bir türlü ve her yer tamamen kum, etrafı yine yem yeşil dağlarla çevrili.



Aşağıdaki fotoğrafta can kurtaranı bulunuz :))








plajın arka tarafındaki göleti şu haliyle çekmesem ayıp olurdu! o da zaten, ne olur beni çek! beni çek! diye bağırıyordu =)






Evliliğimizin 6. senesini de İztuzunda akşam güneşini seyre dalarak kutlamış olduk =)

Bu manzara ile yanımda sevgilim en güzel hediyeydi benim için!!!




Ertesi sabah Kral mezarlarına çıktık.

Dalyan'ın devamı gelecek yani ;)



14 Eylül 2012

döndüm, bir hafta oldu nerdeyse

Daha kendime gelemeden, standart hayata full-time geri dönüş yaptık. Cumartesi geldik, akşamına hemen arkadaşımın düğününe yetiştim. Pazar günü çamaşırla geçti, Pazartesi evin bitmek bilmeyen sıcak su sorunuyla uğraştık, Salı 2 saatim net ütüyle geçti, Çarşamba / Perşembe akşamları bizim afacan çocuklara baktım. Gün içinde akşam 6'ya kadar çalışmanın dışında oldu tüm bunlar tabi. Bir de hala adapte olamadığım iş yerim var yani.


Bir an önce harika geçen tatilimize dair postlar hazırlamalıyım ki anılardan silinmesin küçük detaylar. Tatilde not tutacaktım, ilk önce not defterimi unutmuşum, oradan aldım bir tane ama bu defa da not düşmeye fırsat bulamadım bir türlü.

Baya tempolu, dolu dolu bir tatildi. Denizli, Afyon, İzmir, Muğla, Antalya yı gezdik 3 hafta boyunca. Nereden başlasam demeden ilk günden başlamalı aslında.

Üstteki Fotoğraf : Dalyan 

Görüşürüz, bay bay! :)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...