Lilypie

24 Aralık 2015 Perşembe

2009 dan kalma bir yazı, bu blogda durmalı.

Aklımda bir sürü proje,saçma sapan kötü kader senaryoları ve yanağımda kocaman bir şişle oturdum blogumun başına.Yazmak,paylaşmak aslında dertleşmek istiyor canım.
Şu mahlus kaderim son günlerde canımı sıkmak için çabalıyor.Kemik ağrılarım hafiflerken bir yandan 20'lik dişini çıkaracaksın emri geldi. 
'Ol!' der olur,boynumuz kıldan ince.Ama iyi günleri de bekliyorum,her gece dilimde duam.
Bir sürü kumaşım birikti,buldukça aldım beğendiğim parçaları.Yapacaklarım aklımda bulundukları yerleri zorluyor.Yapsana yapsana!diyerek peşimden geliyorlar.Beynimin boşluklarınından akıyorlar etrafa,kuyruk gibi sürükleniyorlar arkamda.Başım da ağrıyor.
Hevesim kursağımda beklerken ben,Asım Alp Efendi evin her noktasını teste tabi tutmaya devam ediyor.Gardolap içine saklanmalar,çamaşır teline bacak kol sokma faaliyetleri,gece lambasını sökmece...En sevdiği çocuk oyunları bunlar:)
Meraklı, üstüne üstlük gözü kara.Aklındakini hemen yapmalı yoksa ısrarcı.İnatlaşan,çok bilmiş ve ısrarcı çocukları sevmem.Kendi oğlum da varsa bu özellikler hiç şaşmam.Zayıf olduğumuz noktadan sınanmazsak yaşamın tadı çıkmaz.
O yüzden çok fazla kurala,nefrete ve takıntıya bağlamayacağız kendimizi.Sevmem de ne demek bayılırım ben ısrarcı çocuklara:))
Herşeyi taklit eder oldu ya,eşimle karşısına geçip bir takım sözleri ve hareketleri tekrar etmesini seyrediyoruz gülerek.Vay anasını sayın seyirciler, herşeyi en güzel en tatlı yapan bizim oğlanmış da haberimiz yokmuş.Bir bebek mol.ped reklamındaki en inceeeee sesi çıkartmaya çalışır mı?peh peh..
Yapacak,göreceğiz.Daha nelerine şaşıracağız.Adam dünyayı yeni tanıyor,şirinlik yapmak değil ki amacı.Alkışı alınca şirinliği de anlıyor tabi.İşte o zaman dikkat etmek lazım.Alkışlarınızla yaşıyorum moduna geçmesi,ileri de "benden daha iyisi yok" havalarına sokabilir.Ya da "varmış yaa,ben kendimi birşey sanmışım" dedirttirip içe de kapatabilir.
Her şeyin dozu önemli.Anlatırken,severken,kızarken...
Bu sebepledir ki önce biz değişeceğiz.Eksiklerimizi bir kağıda yazıp sonra sileceğiz.Nasıl bir ebeveyn olmak istiyoruz ona karar vereceğiz.Sonra tühler vahlar bizi kurtarmaz.Diş fırçalamayı öğretmeye çalışıp dişlerimizi fırçalamayı unutmayacağız.Ha 20'lik çıkarıyorsanız ve çenenizi 1 cm.den fazla açamıyorsanız o başka:))))
İyi seyirler.

17 Ağustos 2010 Salı

Yeni Bir Blog

Boncuk Gözlüm şifreli yayına geçeceği için bundan sonra kendimi Bitter Çikolata isimli blogumda ifade etmeye çalışacağım.

Neler anlattığımı merak edenler oraya lütfen....

www.bitterikolata.blogspot.com

12 Ağustos 2010 Perşembe

Hoşçakalın..

2004 senesinden beri bloggerla dostuz.Önce bir yemek blogu açtım, hüsranla son bulup ismini daha yetenekli birine teslim ettiğim.Sonra takı tasarımı yaparım dedim cokhosh çıktı ortaya.Kendi çapımda başarılıydım, satış bile yapıyordum ufak ufak, sıkıldım, bıraktım...Sonra oğlum doğdu, içim içime sığmayınca açtım yine bu blogu, çok güzel dostluklar kurdum, yepyeni oluşumlara heveslendim.

Yalnız şu bir gerçek ki ben hala aklımdan geçen bin bir türlü fikre engel olamıyorum.Bana devamlı "şunu da yap", "aman şundan eksik kalma" vs. deyip duruyor iç sesim.

Açıkçası oğlumun blogunun miyadı doldu.

Bundan sonra Ayşegül serisi çıkartmaya niyetim yok.Bebekken hevesti, heyecandı onu anlatmak ama artık şunu yaptı, bunu söyledi demek yorucu geliyor.(Bir de babası için bir günlük düzenleyeceğim zaten)

Oğluma adadığım için bu alanı, çok fazla kendi hislerimden de bahsedemiyorum.
Garip bir duygu evet:)

Ayrıca şu nazar olayı kafamı fazlasıyla kurcalar oldu.Sanal alemden göz değmez tezim üzerime oturdu, ardı ardına gelen aksilikler imanımı gevretti.

İşte bu,şu ve o sebeplerle oğlumun blogunu kitleyip dolaba kaldırıyorum.Artık ara sıra açar sadece ona gösteririz.

Ben de herkesin tahmin edeceği gibi başka bir blogda vırvır yapmaya devam edeceğim.Annelerin dünyası zaten mezara kadar orada da sorun yok.Annelerin Dünyası, Patiko, Neşeli Kitaplık ve Galeri Anne'de aktif olmaya devam edeceğim.

Blog alemi benden kurtulamaz.

Ben yeni bloguma yeni yazılarımı yükleyene kadar sizleri Asım Alp'in son fotoğraflarıyla başbaşa bırakıyorum.2.Yaş günü fotoğrafları,onun tabiriyle "iiikido!"







Not 1: Pastamızı yapan arkadaşıma çok teşekkür ediyorum.Ona ulaşmak isteyen olursa bana ulaşsın, pastası çok lezzetli ve açıkçası fiyatı da çok uygundu.

Not 2 :Bu blog 14.08.2010 tarihinde kendi kendini imha edecektir.

10 Ağustos 2010 Salı

Dep Dep Dep

Bugün güzel bir gün.

Öncelikle yorum bırakan ve dua eden herkese çok ama çok teşekkür ediyorum.

Eşim Kastamonu'da kısa dönem askerlik yapacak.İçimiz rahat etti.Uzun dönem bize uygun değildi, olmadı da rahatladık...

Blogu kapatırsam ben de çok üzüleceğim.Ama gerçek şu ki;

-Birben artık yeteri kadar yazamıyor,

-Fotoğraf çekemiyor,

-Devamlı bitmek bilmeyen sıkıntılarını yazmaktan sıkılıyor...

Oğlumun doğum günü anılarını yazmaya heveslenirken hastanede gecelememiz son noktayı koydu aslında.

Başka bir yerden sadece hislerimi yazabilirim ve zaten Annelerin Dünyası'ında var olacağım ama Boncuk Gözlüm'de olmuyor....sanırım miyadı doldu...

Hayırlısı diyorum, yakın zamanda 2.yaş günü fotoğraflarıyla jübilemi yapacağım.

Herkese sevgiler...

9 Ağustos 2010 Pazartesi

:((

Ve yolun sonu görünüyor...

Çok karmaşık duygular içerisindeyim.Eşimin bu gece nerede askerlik yapacacağı belli olacak.

Ben şimdiden stres oldum bile, ayrıca boncuk gözlümle ilgili sıkıntılarım var.Şifreliye mi geçsem tamamen elveda mı desek sahalara bilemiyorum.

Midem ağrıyor bugün bir de, nane-limon ve emeduruyorummmmmm...:(

Dua istiyorum okuyanlardan bugün!

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Nihayet Tatil Yaptık

Evet sonunda tatil yaptım ben de...

Bir kadın hamile kalır kalmaz kaç sene tatil yapmadan yaşayabilir diye test edelim demiştik:P...3.senenin sonunda balatalar gevşemeye başladı.Tatil için kırmızı ışık yandı ve attık kendimizi yollara.Rezervasyon yok, plan yok.Bir harita, 3 bavul ve dolu bir benzin deposu.

İlk 2 gün köy havası aldık,Asım Alp hayvanlardan biraz korktu.Köy yumurtası,keçi sütü ve peyniriyle organik dakikalar yaşayarak, fazla oksijeni alıp bayram eden ciğerlerimizle mutlu mesut 2 gün geçirdik.Tezek kokusu bile sevimli geldi af buyurun:)



Sonra köyde bitmek bilmeyen tarla, bahçe işleri ve peşinde koşan yurdum insanı yordu bizi.İzlemek bile yetti, biz de attık kendimizi açık büfelere ve havuzlara açılan burjuva bir yaşama.Asım Alp "bıcıcı" olarak tabir ettiği sudan çıkmak bilmedi.Babası ve anası yattı da yattı, bu sefer de durmak sıktı bizi.Sıkıcı bir yaşam formuydu, hiç birşey yapmamak,sıkıcıydı...



2 koca gün de böyle devrilince, "kalk gidelim" moduna girdik yine.Gezelim yine, tarihi koklayalım, ecdadımızı analım, çocuğumuzun da içine sinsin.Mertlik,vatan sevgisi, cesaret...



Gezdik.gördük iyiydi de, oğlan durmadı,  "bıcıcı"sı geldi yeniden.Eve dönmeden bir kez daha hareketlendik.Tabir-i caizse Maldivler'e uğradık, denizin temizliğine ve sessizliğine hayran kaldık.Hiç dönmek istemedik.


Arada -10 derece suyu olan "Hasan Boğuldu Şelalesi"ne uğrayıp Hasan'a üzülüp, gelecekte hayvancılık yapmayı kafasına takan babamız için süt çifliğinin birine "arena" baskını yaptık.Nasıl beynime girdiyse sevgili Uğur Dündar, eşim hayvanlara bakarken ben ortamın hijyeniyle ilgileniyordum.


Eşimin askere gitmesine 15 gün kala bana izin veren müdürüme teşekkür eder, aile saadetimize sunduğu bu güzellik için elerinden öperim.Bugün iş başı yapıyorum, umarım biriken işler canıma okumaz:)))

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Takke düşer kel görünür

Hafta sonu, kendi depresif hallerimden olsa gerek Asım Alp'i berbere götürdüm.Saçlarının cılızlığına ve biçimsizliğine baktıkça sinir oluyordum.En son banyosunda biraz kesmiştim, saçları kuruyunca ucubeye döndü, kendimden utandım.

Berber maceramız ilki gibi olmadı malesef, bizim gibi 3-4 çocuk daha vardı sırada.Berber beyefendi(!) haldır haldır usturalıyordu bebeleri.Sıra bize geldiğinde müthiş bir hata yaparak, "2 çocuk önce bir çocuk vardı, onunki gibi keselim hani saçı usturalı ama 5 numara falan sanırım"

Demez olaydım.Hart diye usturayı vurdu yavrumun başına, ne yapıyorsun be adam derken ben, ne yapayım böylemi bırakayım dedi edepsizce.Mohikana benzemesine gerek yok devam et dedim ve Asım Alp'i babasının kucağında bırakıp berber salonunun kapısında ağlamaya başladım.Sonra da utandım kendimden.AĞLANACAK BİRŞEY YOKTU Kİ!

Sapa sağlam oğlun, Birben dedim, kökü onda uzayacak yine.2 hafta sonra doğum günü yapacağım geldi aklıma, fotoğraflarda kel kabak mı olacaktı.Bir böhüüüü daha..Eşimin kart sesiyle kendime geldim.Saçmalama dedi, hiç utanmıyorsun koca kadın.

Vel hasıl, şükürsüzlük ettim kabul ediyorum, ertesi gün ateşlenip havale geçirmeye yaklaştığında, tükürmüşüm saçına kılına, oğluma birşey olmasın diyerek devam ettim hayatıma.

Bugün Asım Alp iyi, ateşi düştü.

Pis mikroplar bir daha gelmemek üzere bırakın bizi, ben kel oğlumla gayet mutluyum.

Not: Yine de fotoğraf koymaya elim gitmedi, doğum gününde artık...

13 Temmuz 2010 Salı

Tuvalet Eğitimi

Gün gelip de oğluma tuvalet eğitimi vermek için bu kadar endişe edeceğimi düşünemezdim.
Şimdi durum şu:

*Asım Alp Eylül ayında iş yerimizin kreşine başlıyor.

*Asım Alp Ağustos ayında 2 yaşını dolduruyor.

*Asım Alp'in babası Ağustos ayında askere gidiyor.

*Asım Alp'in annesi panikte.

Kreş, tuvalet eğitimi almamış çocuğu kabul etmiyor.Bir an önce bu işi bitirmek zorundayım ama bir yandan da zorlamak istemiyorum.

Bakıcısı da ben de yaklaşık 1 aydır tuvaletle ilgili hikayeler anlatıyoruz.Arada çişi olup olmadığını soruyoruz.Geçen hafta durum şuydu:

Bakıcı teyze: Asım Alp kaka yapalım mı?(Bu sırada Asım'dan kokular gelmeye başlar)
Asım Alp: ....(melül)
Bakıcı teyze: Hadi gel tuvalete gidelim.
Asım Alp: Deyse beze beze...(çakalll)

Gelelim son duruma:

Hafta sonu babası sorar oğlum çiş var mı diye.Asım Alp "Yok" der.Babası lazımlığı getirir salonun ortasına(!)Ben gizliden izliyorum.

Beraber üstünü ve altını çıkarırlar.(O üst niye çıkıyorsa.) ..ve A.A. çişini yapar.Bir alkış kıyamet evde...

Dün aynı şeyi bana da yaptı.Yine lazımlığa oturduk.Oyun gibi geldi ona farkındayım.Babası çok etkili bu konularda onun da farkındayım da....Peki kendiliğinden nasıl söyleyecek o kısımda kaldım.

Devamı gelecek...

8 Temmuz 2010 Perşembe

Miraç Kandili


Güzel ve hayır için dua temennisiyle...

Not:Yukarıdaki dua yetenekli börülceme aittir.Teşekkür ediyorum ona.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Emzirme Reformu, Ben, Asım Alp


Şimdiii..Uzun aralıklarla yazıyorum, zira 3-5 blogu olunca insanın, birinde 7/24 aktif olması gerekiyorsa, diğerinde aklı kalıyor, bir diğerinde acayip kafa patlatıyorsa, o zaman "zaman"dan çok "Allah'ım beynime limit arttırımı istiyorum" diyesim geliyor.

Çok fazla yorulan zihin duraksıyor, arada bir "pencere kenarındaki saksı olsam" diyor hayal gücü, "öyyyle dursam, güneşe baksam,rüzgarı hissetsem"

Vel hasıl iş güç peşini bırakmıyor, bir dolu dilekçe masamda "n'olur devremi bağla" diyor, kendimce şirketimi kurtarıyorum, yoğunum ama huzurluyum.

Blogları sessizce takip ediyorum, yorum bırakmaya üşeniyorum çok fena, sanki ne söylesem yetersiz kalacakmış gibi geliyor, kafa kafaya versek de tartışabilsek keşke birçok şeyi...

Blogcu Anne var ya hani, çok severim kendisini, taktir ederim, bir kez daha ettim.Çalışan Gebe ile birlikte çok güzel bir hareket başlattılar.Emzirme Reformu! Sonuna kadar arkalarındayım,haklılar, haklıyız!
Eeee..Asım Alp mi?Evet evet şu yaramaz bücür...En son suratıma çatalı fırlattı, inana biliyor musunuz?Gözümün altına geldi, ben kendime gelemedim bir süre.Sinirlendiğinde elindekileri fırlatıyor, nasıl unuttururum bunu ona bilemiyorum.Allah'a emanet yaşıyoruz onunla şu sıralar...

27 Haziran 2010 Pazar

Kelimelerin getirdikleri

Pembe Rehber'den Bengü tarafından mimlenmişim.Unutmuştum mim diye birşey vardı değil mi?

Mimin konusu “Aşağıdaki kelimeler size ne çağrıştırıyor?”

Buyrun:
Felsefem: Hayatta iki şık vardır.Ya hayatı tozu dumana katarsın ya hayat boyu toz duman yutarsın.
Hayat: Sınav.
Güneş: Olmazsa yaşayamam.
Gözler: Ela mı bela mı?:P
Yıldızlar: Keşke bir teleskopum olsa.
Güzellik: İçte olan ender bulunur, dıştaki çok ama değersiz.
Sevgi: Eşime.
Aşk: Oğluma.
Müzik: Umut veriyorsa ne ala...
Dost: Herkes olamaz olmayan yaklaşamaz.
Para: Iyk,burada da mı?
Zaman: Boşa geçiyor.
Erkekler: Var olmamız için varlar.
Savaş: Sigarayla,kötülükle, hastalıkla tamam, gerisi yalan.
Ağlamak: Yalnızken kalbi temizler, görülürse gururunu lekeler.
Deniz: Kokusuna hastayım.
Ayna: Uzun süredir sinirimi bozuyor.
Hayal: 7-24 kurulur.

Bunlar benim cevaplarım.Ben kimseyi mimlemeyeceğim, öyle işte:)

25 Haziran 2010 Cuma

Uyduruk Hikaye


Fantastik hikayelerden hoşlanır mısınız?

Taze taze çıktı gel vatandaş geeellll...

24 Haziran 2010 Perşembe

Her Perşembe

Biliyorum Perşembe'lerin anlamı Aşk-ı Memnu'da gizliydi.Her hafta sabırsızlıkla beklerdiniz.E bu akşam son bölüm, nihayet bitiyor.

O zaman Perşembe günleri müsaitsiniz artık.Beni okursunuz değil mi?

Her Perşembe Annelerin Dünyası'nda yazıyorum.Bu hafta da bunu yazdım.

Her Perşembe unutmayın!!!

23 Haziran 2010 Çarşamba

Haftasonundan potpori

2 Ay önce 250 TL olan oto koltuğuna 500 TL vererek kazığı çaktık cüzdana.

Hortumla ıslanıp eğlencenin dibine vurduk.

Sezonu açtık, 1 gün bile olsa Tekirdağ hem anılarımıza ışık tuttu hem de bugünümüzü neşelendirdi.

Bloglardaki ayakkabı açılımına bizden cevap, sandalettir ayağımızdaki bütün yaz...


Teşhir ettik azıcık kendimizi,yiğidin malı hesabı, burda olmaz ama deniz kenarına bekleriz.

15 Haziran 2010 Salı

Kısa Kısa...

Geçtiğimiz hafta çok yoğun ve enteresan geçti.İş yerinde gösterdiğim çalışma azmime ben bile şaşırdım.Mesaiye bile kaldım:P

Bir yandan da koşuşturma içindeydik, hafta içi Asım'ın Esma'sının yani hala kızımızın anaokulu gösterisi vardı.Pek hoşlanmıyorum ben öyle çocuklara zorla birşeyler öğretilip, bir de maymun gibi sahnelendirilmesine.Pek de istemeyerek gittim,sıkılacağımı düşünmüştüm.

Tam 3 ayrı gösteride ağladım ve Esma'nın sahne aldıklarında gülme krizine girdim.Türk bayrağıyla yaptıkları gösteri,semazen olup dönmeleri, umut verdi...Üstelik Asım Alp ilgiyle izledi gösteriyi, sanırım hoşuna gitti.





Hafta sonu ise çok anlamlı bir heyecan içindeydik.Kardeşimin kız arkadaşının ailesiyle tanışmak için, çikolatamızı ve çiçeğimizi kaptık, evlerine gittik.Şunu anladım ki çocukla böyle yerlere gidilmez.Sağolsun Asım Alp, arabalarını sehpanın üzerindeki boncuklu örtülere daldırdı, tam babalar konuşurken, lafı ağızlarına tıkayıp "bu neeee" diye ortamı şenlendirdi.Allah'ın emriyle diye başlayan o enfes an, Asım'ın cıvıltılarıyla sulandı(!).Bir ara başka bir odaya geçmek zorunda kaldık...






Sosyal oğlum benim, sokakta da abilerle top oynamaya kalkıyor, gidip yanlarına laf anlatıyor onlara,kimse sallamıyor ama onu, o zaman üzülüyorum:P...

Gün içersinde yaptıklarımızı ya da yapacaklarımızı sıralıyorum ona, bayılıyor,her cümlemin sonunu onaylayarak başını sallıyor.

-Akşam baba geleceeekk..
-Hıııhh...
-Arabasıyla bizi alacaaakk..
-Hıııh...
-Arabaya bineceğiz...
-Hıııh...
-Anahtarı takacağız..
-Hıııh...
-Müziği açacağııızz..
-Hıııh...
-Gideceğizzz..

Arabalarla ilgili halleri takıntıya dönüştü.O yüzden hikayelerimiz içinde mutlaka araba geçiyor.Babası eve gelir gelmez arabanın anahtarını kapıp bisikletine takıyor ve oyun oynuyor.

Geçenlerde 1 gün boyunca arabanın anahtarını aradık.Eşim çok endişelendi.Ne yaptın oğlum dedik, "hoooh hoooh hoooh" dedi.Anlamıyoruz tabi.Sonra bahçede aradık.Meğer köpeklere atmış anahtarı camdan.Biz anlamıyoruz çocuğun suçu yok:)

Yani bu yazıdan ne öğrendik arkadaşlar; çocuklarla kız istemeye gidilmez, araba anahtarı ellerine verilmez:))))Sadece bu son cümleyi okusanız da olur...

Sevgiler....

9 Haziran 2010 Çarşamba

Annelerin Dünyası!


Annelerin Dünyası yeni bir yüze sahip, neler oluyor neler merak etmiyor musunuz?

3 Haziran 2010 Perşembe

Yarışıyoruz


Babalar günü için babamıza hediye almak istiyorduk.Nurturia bize bir fırsat verdi.Bizim babamız da hep bir Wii si olsun isterdi.
Yandaki fotoğrafla yarışmaya katıldık.
Eğer siz de bizi mutlu etmek isterseniz NURTURİA dan ya da FACEBOOK üzerinden oy verebilirsiniz.

1 Haziran 2010 Salı

Blog anneleri buluşursa ne olur?


Cumartesi günü Annelerin Dünyası yazar grubumuzla pikniğimiz vardı.Şile yolundan İshaklı'ya vardık.Şehrin dışında mis gibi bir mekan.Çocuklar çayıra çimene yayıldı, bizler de koyu bir sohbete daldık.Grubumuzun hallerinden, blogumuzun hallerine, kadın-erkek ilişkilerinden, Eurovision'a varan geniş bir sohbet.

Çocukların hepsi bal...Neredeyse doğduklarından beri takip ediyoruz birbirimizi bloglardan.

Nelerden hoşlanırlar, neleri sevmezler biliyoruz, kendi çocuğumuz kadar ilgiliyiz.Böyle olunca biz onlarla,onlar kendi aralarında hiç de yeni tanışıyormuş gibi değillerdi.Kan çekti derler ya, blog çekiyor bizimkileri de.

Ah be blog sen nelere kadirsin, sayende bir düzineden fazla merak ettiğim çocuğum var.Anne yüreği ne kadar geniş bir kez daha anlıyor insan:)

Emre ve Erdem, Tibet, Demir, Irmak, Yaz, Çağan, Ela ve Deniz,Can, Ensar Bera ve o gün piknikte olamayan yavrularım, seviyorum sizleri:)))

25 Mayıs 2010 Salı

Şut (Süt)

Bu sene de tatil yok bana.3 yaz geçti denizi koklamayalı, güneşe yatmayalı...

Sonunda kuruyup kalacağım, müdürlerim acır da bir kaç gün izin vermezler mi?

Hani eşi askere gidecek Ağustos'ta bu kızın, hani oğlu suyu çok sever, hani 3 sene olmuş, düşünürler mi?

Yoksa ben buradan duygu sömürüsü yaptığımla mı kalırım:)

Şu sıralar aklım fikrim tatilde, ha bir de alışmak yerine daha çok takıldığım oğluma olan özlemimde.

Soruyorlar: "Alıştın mı işine?"

Alıştım.İş işte sonuçta, zevk vermesini beklemiyorum artık, hayallerim, umutlarım yok, kimse beni üzmesin, ben de kimseyi üzmeyeyim yeter.Ama oğlumdan ayrı kalmaya alışamıyorum.Alışmak da istemiyorum sanırım.Kapadım kapılarımı dünyaya, o yanımda olmazsa hiç birşeyin anlamı yok ki...

Dün küçük bir kutu süt içti.Aradan yarım saat geçti bir daha istedi."Şut şut" deyip durdu.

"Oğlum yeni içtin ya" dedim.

Cevap:

-Bi taneeee, bi taneee...

Akıllııı...Duygu sömürüsünde kime çekmiş bilmem ki:)))))

16 Mayıs 2010 Pazar

Pratik Oda

Annelerin Dünyası'nda odamızı anlattık, zaman nasıl da çabuk geçmiş onu hatırladık...