'Galler prensesi olacağım, İşte hayat o zaman başlayacak
Hippi uzun kulak
Uzun şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
Biliyorsunuz. Darmadağın düşüncelerimi
gövdemin içinde saklıyorum
Soğukta oturuyorum. Işıkları yakmıyorum
Çalar saati hiç durmadan erteliyorum
Acı veren bir konuşmayı hatırlıyorum
Bir bıçağın gereksiz yere parlaması gibi
Yıllardır kendini bulutlarda saklayan bir gökkuşağıyım
Bir çıksam çok pahalıya patlayacağım
Ben çatı katı kızıyım bayım
Tavan arasından başka giz taşımaz çatı katım
Fakat korkuyorum. Birazdan da
42 numara ayakkabılarınızla
Bahçede gezen karıncaların üstüne basacaksınız
Bu hiç iyi olmaz bayım
Gün akşam oluyor
Ekmek kırıntıları bırakıyorum kuşlara
Cam kırıkları yiyorlar
Hayalimde bir şişe suyun içerisinde
Rengarenk yap-boz parçaları
Anlatmak istiyorum delicesine, dinlemiyorsunuz bayım
Hayır, sabahı bekleyemem
Bilmiyorum
İnsan düşlerini acilen anlatmalı
Bağıra bağıra dolaştım ben şehirleri
Çocuktum
Sıska bacaklarıma bile ıslık çaldılar
O ara uzun cümleler geçen bir mektup tarafından unutuldum
Sinemalarda da “orgazm bağırtıları” oynuyordu
Kaçmaya çalıştım. olmadı
Bu nedenle, kısa şiirler yazmayı
Ruhum açısından faydalı buluyorum bayım
Neyse işte
Ben her filmi hatırlarım
Filmlerin hiç bitmeyecekmiş gibi duran gecelerine sığındığım çok oldu
Mesela
“Benim Adım Sam”i seyrederken çok ağlamıştım
Öpüşen koalalarla ilgili bir film yapsalar
Onu da mutlaka hatırlardım bayım
Hangi insan içindeki ıslığın sesini unutur ki?
Hem ben hatırlamaya alışkınım
Ben ‘eskiciyim’ bayım
Eski vapurlar da yok artık bayım
Eski limanlar da
Eski kağıtları yakmak istiyor şimdi canım
İşte az önce bir deniz atı daldı suya
Bir süredir de kayıp
Dünyayı gezmiş olarak çıksa da ortaya
‘Dönüş’ çok iri bir sözcük değil bayım
Leş çiçeği kadar acı kokuyorum biliyorum
Ama siz sobada demlenen çayın güzelliğini bilir misiniz?
Bir çiçek, bir çiçeğe derdi yerimde olsa
“Kırk yılda bir gibisiniz bayım”
Yalan söylüyorum
Çiçekler konuşamaz bayım.
Devamını okuyun >>>