Ohrid'e ulaştığımızda akşam olmak üzereydi ve gün batımı bu şehri daha da büyülü yapmıştı sanki...
O kadar çok Makedon ve Bulgar halk şarkılarında dinledim ki Ohrid Gölünü, bir gün mutaka ama mutlaka onu görmeye söz vermiştim kendi kendime. İşte karşısındaydım... Sanki o şarkılardaki efsanelere dokunacakmış gibiydim. Öyle büyük bir heyecandı işte orada durup bu güzelliğe bakmak! Karşımda çok romantik, tarih kokan ama modern, yine de küçücük kalmayı ama olgun olmayı başarmış bir şehir vardı. Eşimle göz göze geldik... İkimiz de çok pişmandık bütün tatili burada geçirmediğimize. Burası gerçekten ayıracağımız bütün zamanı hak ediyor gibiydi. Bütün övgüleri hak ediyordu Ohrid hem de hepsini...