02 Eylül
Evi eşelemeye devam ediyorum. Bir dönem çantamda gezdirdiğim not defterimi buldum. Aslında küçük kararmalar var, çizimler, desenler. Arada 2018 tarihli bir yazıya rastladım ;
Parkta oturuyorum (yazı bitince hatırladım parkı, ne güzel ağaçları ve kuşları vardı.yıllardır gitmedim). İçine hindistan cevizi yağı koyduğum kahvemi yudumlarken dudaklarım parlıyor mu diye merak ediyorum (uzun zamandır kahvemi piç etmiyorum ama güzel bir lip olabilir) Bilge piyano dersinde, onu bekliyorum (pandemi başlamamış daha, Bilge Ay Işığı Sonatı'yla cebelleşiyor) iyi ki yanıma kahve almışım. Havanın güzel bir sonbaharmış gibi rengi var ama hafiften ısırıyor. Bankın tamamına yayıldım. Henrich Böll' ün Palyaço' sunu okuyorum. (Ne güzel kitaptı) Arada önümden geçen insanlar sanırım ne okuduğumu merak ediyorlar (iyimserliğimi seveyim) Az evvel yandaki banka saçları kısa ve bembeyaz bir hanım oturdu. Saçları pamuk hissi yaratıyor. Çantasından sigara paketi çıkartı bir tane yaktı.Pamukların üzerinde şimdi duman tütüyor. Bu yaşa kadar kanser olmaması ne büyük şans diye geçirdim aklımdan pamukların arasından tüten dumana bakarken.( sağlık taramamdan geçmiş, utanç vericiyim) Sigarası bitti, çantasından mor renkli kemik bir tarak çıkarıp uzun uzun saçlarını taradı. Bir an dışarı çıkarken saçlarımı taramadığımı anımsadım ve hatta saçlarımı hiç öyle uzun uzun taramadığımı fark ettim (uzun yıllar saçları kısa kullanınca, tarama hissimi yitirmiş olabilirim) Yazının tarihi 03.11.2018, kelimeler o kadar çok şey hatırlattı ki, evet söz uçar yazı kalır bundan çok eminim. Tüm anı aldı getirdi hafsalıma. Saçlarım uzadığından ve ben boyamayı bıraktığımdan beri en sevdiğim, saçlarımı uzun uzun taramak, o kadar iyi hissettiriyor ki. İnsan ne çok değişiyor...


Yorumlar
Yorum Gönder