Hayal gücü ve yaratıcılık, bilgiden daha önemlidir. Bilginin sınırı var, ama hayal gücü tüm evreni kucaklar...
A. Einstein
günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2014 Çarşamba

3. Mart

 Canım kızım, iyi ki doğdun... Mutlu yılların olsun. Allah'ım seni hep iyiliklerle, güzelliklerle karşılaştırsın...
 Bazı aksilikler nedeniyle beklediği arkadaşlarından bir kısmı gelemese de, gelenler için çok keyifli bir gün oldu. 
 Şekerleme olmadan olmaz :) 



 Oyunlar oynayıp çok eğlendiler.
 Burada "Ben Neyim" oyunu oynuyorlar. Bir çok oyun oynadılar ama en çok bunu sevdiler :) Bir süre sonra büyükler de oyuna katılınca, tam bir şamata oldu :)

Tüm dileklerin kabul olsun meleğim... Seni seviyorum.
Bu da kızımın doğum günü davetiye örneği.


15 Ocak 2014 Çarşamba

Enerjinizi Tüketen Şeyler


ENERJİNİZİ TÜKETEN ŞEYLER

•Kendinize vermiş olduğunuz fakat bir türlü tutamadığınız sözler.
•Kullanmadığınız halde evinizde, iş yerinizde bulundurduğunuz her türlü materyal.
•Görüşmek istemediğiniz halde “ayıp” olur düşüncesinden ötürü iletişim halinde olduğunuz herkes.
•Geçmişinizde affedemediğiniz, hala zihninizde kavga halinde olduğunuz aile fertleri ve kişiler.
•Evinizde sizi bekleyen fakat bir türlü vaktiniz olmadığı için yapamadığınızı ifade ettiğiniz birikmiş tadilat veya işler.
•İstemeyerek giriştiğiniz her türlü proje.
•Her türlü dağınıklık.
•“Yarın yaparım” diyerek ertelediğiniz, her yeni hayaliniz.
•Canınızı sıktığı halde görüşmeye devam ettiğiniz herkes.
•Her yıl ertelemeye yöneldiğiniz ya da bir görev misali gittiğiniz tatiliniz.
•“ Hayır” diyemediğiniz, iyi niyetli olduğunuz için yaptığınızı sandığınız her şey.
•Tutamadığınız her türlü söz.
•“ Keşke” diyerek hayıflandığınız her şey.
•Vermek istediğiniz ama bir türlü veremediğiniz cevaplar.
•Sağlığınızla ilgili aldığınız ama bir türlü uygulayamadığınız kararlarınız. ( spora gitmek…)
•Vermek istediğiniz kilolarınız.
•Cevaplamadığınız mailler.
•Tamamlanmamış, ötelediğiniz, ertelediğiniz, sizi yeyip bitiren her şey.

Not: bu maddeler, internette anonim olarak dolaşan bir yazıdan alınmıştır.

  Bu liste uzayıp gider... Ama çok doğru tespitler olduğunu düşünüyorum. Kendimize önem vermek, özen göstermek, her türlü fazlalıktan kurtulmak, tutamayacağımız sözleri, çocuğumuza bile vermemek... İstemediğimiz hiç bir şeyi, başkası mutlu olsun diye yapmamak...  Gerçekten kendimizi iyi hissettirecek. Biz iyi hissedince etrafımızdakilere de yansıyacak eminim.

Benim de en çok yaptığım hata, ertelemek! Sürekli bir şeyleri ertelediğim için, yapacaklarım, planlarım hiç bitmez :) Bu da bir zaman sonra çok yorucu oluyor gerçekten... Hatanı bilmek de iyi bir şey sanırım :) Ben kendimi düzeltmeye çalışıyorum...

Bol enerjili günler dilerim, hem size, hem kendime :)

6 Ocak 2014 Pazartesi

2013 Nasıl Geçti...

Huzur...
Benim için güzel bir yıl oldu. Evet, sevdim ben 2013'ü :) Yaşadığım kötü olaylar varsa bile, bunları hatırlamıyorum, ne güzel... :)
Oğlum iyi bir Anadolu Lisesi kazandı.
Kızım hâlâ jimnastik derslerine devam ediyor ve çok ilerleme kaydetti. İnşallah bu sene müsabakaya da katılacak.
Yeni bir ev aldık. Ve evimizi çok seviyorum...
Sağlığımız ve huzurumuz da yerinde. Daha ne olsun...
Kendi adıma, sahip olduklarıma şükrediyor ve yeni yılda da benimle kalmasını diliyorum.
Ülkem için de barış, hoşgörü ve birbirini anlayan, empati kurabilen bir toplum olmayı diliyorum.
Geç kalmış bir yazı olabilir ama iyi dileklerde bulunmak için hiç bir zaman geç sayılmaz bence :)

Mutlu yıllar...
Melekler yanınızda olsun...

Kızımla kağıttan kar tanesi kesmeye çalışmıştık :)

Not: Yukarıdaki abajur aslında bir kutu mendil koymak için bir kutuydu. Evin yapım aşamalarını buradan görebilirsiniz. Ben onu kızım için bir abajura çevirdim. Eski abajurunun çubuğunu bacasından çıkardım ve yeni bir şapka aldım. Hepsi bu :) 

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Merhaba :)

Nereden başlasam acaba?
Bloguma çok ara verdim. Biraz ara verince geri dönmek de zorlaşıyor sanki... Yazmaktan soğuyor insan :( Siz sakın ara vermeyin.
Allah'a çok şükür yaramaz hiç birşey yok. Herşey yolunda... Merak eden arkadaşlarım olmuş onlara çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız... Sağlığım çok iyi merak etmeyin.
Oğlum, bu sene son kez yapılan Seviye Belirleme Sınavına girdi. Sonuç tam beklediğimiz gibi olmasa da idare eder... Tercihlerimizi yaptık, beklemedeyiz...
Bu arada diyet yaptım ve ciddi kilo verdim. Hala da devam ediyorum. Bu da benim çok istediğim bir şeydi ve çok mutluyum o yüzden :)
Bir de eşimle çoktandır hayal ettiğimiz yeni bir ev alma isteğimizi gerçekleştirebiliyoruz artık :)
Buralarda olamadığım bu zaman içinde bendeki gelişmeler böyle... :)
Şimdi de evin dekorasyonu ve taşınma telaşı içine girdik. Tabii Ramazan ayında olmamız sebebiyle biraz yavaş ilerlese de, keyifli ama yorucu işlere devam ediyoruz. Ayrıntılar daha sonra...
Sizler neler yapıyorsunuz? Umarım herkes iyi ve mutludur.
Bir süre daha buralara fazla uğrayamayacağım ama blogumu bırakmaya niyetim yok. Yaptığınız güzel yorumlara teşekkür ederim. Önceki bir iki yazıma yapılan yorumlara da daha sonra özel olarak teşekkür edeceğim. Kusura bakmayın olur mu?
Bir ses vereyim dedim. Özlemişim ya hu :)
Hayırlı ramazanlar.
Kocaman sevgiler...

31 Ocak 2013 Perşembe

Kokoş Kedili Taç


    ..../\„,„/\ εїз ~
...( =';'=)...
.../*♥♥*\...
    ...(.|.|..|.|.).......

Karne tatilimiz sıkıcı geçiyor. Samsun'a gidemedik. Oğlumun dershanesi ve İngilizce kursu devam ediyor. Sonraki hafta tatile giriyor ama o zaman da tatilin sonu yaklaştığı için, sanırım yine de gidemeyeceğiz :( 
Neyse ki karneler çok güzel, yani emeklerimizin karşılığını alıyoruz. Ve bununla teselli buluyoruz...
 Kızımla daha fazla vakit geçiriyoruz. Her zaman olduğu gibi bu ara en sık duyduğum cümle "anne canım sıkıldı" oluyor :) Geçen gün de, salonun ortasına Ben Bilmem Eşim Bilir programındaki gibi  parkur kurmaya kalkınca, gönüllü olarak onunla faaliyet yapmayı teklif ettim. Blogumu önceden takip edenler bilirler, kızımla başladığımız faaliyetlerin sonunda, kendimi onun yapacağı işi yaparken ve onu da televizyon seyrederken bulurum :) 
Bu sefer de pek farklı olmadı :) Hatta kızım sadece malzemeleri getirmek ve nasıl yapacağımız hakkında fikir vermekten başka bir şey yapmasa da, hem salonun dağılmasını engellemiş oldum, hem de güzel vakit geçirmiş olduk :) 
Tacına çiçek mi yapalım, kalp mi diye sordum. Cevabı direk "kedi" oldu :) Kediyi çizdik, kestik, sonra süslemeye başladık. Kedinin başına bir fiyonk kesip yapıştırdık. Çünkü mutlaka "kız kedi" olması gerekiyordu :) Gözlerini yapıştırdık. İpe düğüm atarak burnunu ve bıyıklarını oluşturduk. Onu da yapıştırdık. Sonra "biraz daha renkli olsun" dedi ve benekli kedi yapmak istedi. O kadar küçük benekleri nasıl muntazam keseceğimi düşünürken, aklıma kağıt delme aleti geldi. Ve evet, benekleri o aletle hazırladım :)  Benim minik Sizzix makinem :)
Tasma da yapmalıydık elbette... Ama kırmızı mı olmalıydı, yoksa gümüş mü? Ben her şekliyle nasıl göründüğünü gösterdim. En sonunda, gümüş tasmalı ve beneksiz olmasına karar verdi :) Bence de en sevimli hali oydu... Gözlerini ve tasmasını, kıyafetleri süslemek için kullanılan, ısıyla yapışan boncuklarla yaptık. Fakat biz yapıştırıcı kullandık.
Kedinin kalıbını, sevgili Serpil ablamdan aldığım, kedili broşdan çıkardık. Pembe kedi broşum da çok cici değil mi? 
Kedili taç Pati'ye de takılmasa olmazdı :) Aslında Pati'nin neler çektiğini, ay pardon değişik hallerinin olduğu bir post hazırlasam çok hoş olurdu. Eminim çok gülerdiniz... :):):)
Kızım, kedili kıyafetlerini giyerek bana poz verdi. Sonuç olarak günü kurtardık ve ikimiz de mutlu olduk...  Sanırım tatil bitene kadar değişik çalışmalarımız olacak gibi. Yandım yani ben :)


12 Ekim 2012 Cuma

Geç Oldu Ama...

Nerede kalmıştık?
Epey zamandır ne yeni yazı ekliyorum ne de blogları doğru dürüst dolaşabiliyorum. Oysa en sevdiğim zamanlardan biri de bir blogdan diğerine atlayıp, yorum yazmak...
Tatilimizden bahsedeyim biraz. Bu yaz Dalaman'a gittik. Yine kardeşim ve ailesiyle bir ev kiraladık. Kendi özel havuzu olan bir evdi bu. Çok rahat ettik ve çok eğlendik. Gece dahi havuza girme şansı bulduk. Hatta okeyde yenilen kardeşim ve eşine, kıyafetleriyle havuza girme cezası verdik :) Fikir tabii ki kardeşimin eşi Yasemin'den çıkmıştı ama havuza giren yine kendisi oldu. Kardeşim de onu yalnız bırakmadı. Gerçi, ceza mı oldu , ödül mü? Orası tartışılır... Bir hafta sonra onlar uçakla döndüler, biz iki gün daha uzattık tatilimizi.

Her sene değişik yerlere gitmeye çalışıyoruz. Ama bu sene gittiğimiz Secret Valley (Gizli Vadi), kafa dinlemek istiyorsanız, şiddetle tavsiye edeceğim şahane bir yer. Evler çok güzel ve çok temiz. Çalışanlar ilgili ve güler yüzlü. Doğasını ise anlatmaya kelimeler yetmez...
Yine de fotoğraflarla biraz da olsa aktarmaya çalışayım. O kadar çok fotoğraf vardı ki, sanırım bu yazıyı hazırlamak da bu yüzden biraz gecikti :)

Vadiye tepeden bakış...
İşte o ev bu ev :)
Restoran kısmı çok ilginç dizayn edilmiş. Ağaçların arasına kuş evi şeklinde masalar yapılmış. Çok hoş görünüyordu.
Kuş evinden aşağıya bakış...
Oralara kadar gitmişken, çevre ilçeleri de gezelim dedik. Dalyan, Göcek ve Fethiye'ye gittik. Caretta Caretta'ları gördük. Koyları gezdik. Eşim yamaç paraşütü yaptı. Aslında ben de yapacaktım ama, çocukların yanında birinin kalması gerekiyordu. Fethiye'de de bir gece kaldıktan sonra, arabamızla keyifli bir yolculuk yaparak evimize döndük.
Çok yorulmuşuz ama :)
Bu köprü öyle hoşuma gitti ki, durmak için vaktimiz olsa, çeşit çeşit fotoğraflar çekebilirdim. Yeşilliğin içinde bembeyaz bir köprü...
 Gizli Vadi de bir de kanyon var. Biz de bu fırsatı kaçırmadık ve kanyonda tekne turu yaptık. Muhteşem bir güzellik. Ayrıca, çamur banyosu da yaptık :) Sonra konaklama yerinde zaman geçirdik. Bizimkiler yine balık tutma girişiminde bulunsalar da başarılı olamadılar :)
Renklerin güzelliği ruhumuzu dinlendirdi...

 Taş taş üstüne de koymadık demeyiz artık :)
 İz Tuzu plajına giderken...
 İz Tuzu plajı çok güzeldi. Denizi de muhteşemdi...
 Hasta bir Caretta Caretta bu tankın içinde tedaviye alınmış.
 İz Tuzu plajından dönerken uğradığımız restoran, adeta bir hayvanat bahçesi gibiydi. Keçiler, tavuk ve horozlar, tavus kuşu, köpekler, kazlar, ördekler ve tabii olmazsa olmaz arılar ve akşam da sivri sinekler... Çocuklar elleriyle su kaplumbağalarını bile beslediler.
 Sivri sineklerin sebebi, sazlarla kaplı bir gölün kenarında olması.
Su bisikletiyle gezi de yaptık, manzara ve sessizlik çok güzeldi.
 Göcek'e de gittik. Tabii Oniki Adalar'ı gezmeden olmazdı. 
 Yamaç paraşütü yapan çok kişi vardı. Eşim de denedi, bir sonraki sefere sıra bende :)
 Fethiye'de kaldığımız otelde yakaladığım bir kare. Serçeler çok şirindi.
 Fethiye Ölü Deniz. Ama ben pek beğenmedim. Çok kirliydi. En güzel zamanları Mayıs ve Eylül aylarında oluyormuş...
 Su altı kamerasını kullanarak da epey eğlendiler :)
Tatil hakkında anlatacak daha çok anı var aslında ama üzerinden epey zaman geçince anlatması da zor oluyormuş. Neyse, kısaca böyle geçti işte tatilimiz ve çok güzeldi...

"Derken okul hazırlıkları başladı. Kıyafetler, okul malzemeleri ve on-yüz-bin tane kitap defter kapladıktan sonra, nihayet herşey rayına oturdu ve ben de artık yazabiliyorum." Demişim en son ama bu yazıyı taslak olarak hazırladıktan sonra, neredeyse bir ay geçmiş üzerinden. Araya hastalık falan da girince, ancak tamamlayabildim yazımı. Özledim sizleri, artık buralardayım...

Not:Beğenmedim ben bu yazımı, karışık oldu sanki. Ben böyle yapmazdım ama yeniden düzenlemeye de çok üşeniyorum :( Kusura bakmayın...
Sevgiler.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...