30 Nisan 2011 Cumartesi

:(

* Yağmur yağıyor 3 gündür...Neredeyse durmadan...Gün içerisinde 2-3 saat yağmıyo neredeyse...Gökyüzü simmmsiyah. Ruhum daralıyo.

* Dün gece rüyamda rahmetli dedemi gördüm. Rüyamda ölmemiş, dedemlere gitmişim, gülüyodu, çok mutlu görünüyodu.Çok özlemişim sarılıyorum boynuna. Vefat ettiğinde ben hala yatalak vaziyette olduğumdan gidememiş, son bir defa olsun görememiştim. En son ben hastanedeyken telefonda konuşmuştuk. "Ben varım sırada, sıranı bekle, daha çok uzun yıllar var önünde"demişti. Sabahtan beri boğazımda bi yumru, sürekli ağlıyorum. Çok özledim çok...çok...Alışmak ne zor yokluğuna..Alşımak istemiyorum. Çaresiz durumda olduğumu biliyorum.

* Rüyanın etkisinden mi, simsiyah bulutlardan mı bilinmez nefes almaya bile mecalim yok sanki...

* Dün akşam bi arkadaşımıza gittik birisi 20 aylık birisi 5 aylık iki oğlu var.İkinci bebek kazayla geldi:) "İlk haftalar zordu biraz şimdi iyiki olmuş diyorum" dedi. Baktım evde iki çocuk..Cıvıl cıvıl.Maşallah.Yine bebek isteğim depreşti. Yine gelip bana çarpan adama lanet ettim.

* Annemi, babamı,kardeşimi özledim. Her yorumda her postta yaz gelsin diyorum ya artık evet yaz gelsin ailemin yanına gideyim 25 günde olsa diplerinden ayrılmıycam.

* Şark bitsin artık. Bitsinde ailemin dizinin dibinde biteyim. Altlı üstlü bir ev alalım birlikte yaşıyalım. Göreve giderken yavrumu nereye bırakıcam endişesi olmadan yaşıyayım, hasta hasta yavrumu kreşe bırakmak zorunda kalmıyayım, içtiğim çayın yanında sıcacık aile sohbetlerim olsun, kardeşimle annemle çarşıya pazara gidebileyim istiyorum.10 yıllık gurbet yettide arttı.

Böyleyim bugün. Çok bulutlu. Sağnak yağışlı. Allah başka dert vermesin ne diyeyim...

28 Nisan 2011 Perşembe

ne yapsak ne yapsak part 2:)

Burada Kaan paşa ile yaşadığımız sorundan sözetmiştim ya, Kaan'la uzun uzun ve sabırla konuştuktan sonra sabırla öğretmenle konuşacağım anı bekledim. Dün iş çıkışı Kaan'ı almaya gittim. Kaan'ı istemeden önce öğretmeni ile konuşmak istediğimi belirttim. Öğretmeni aşağı indi. Kaan'la konuştuğumu, neden arkadaşlarına vurduğunu, neden öğretmenine şikayet etmediğini sorduğumu söyledim.Kaan'ın "ama öğretmen yerimden kalkmama izin vermiyooorrrr" şeklindeki şahane cevabını da ekledim.Sonra en merak ettiğim soruyu sordum,Kaan bu gün nasıldı?
Önce öğretmeni cevapladı, kavgalar çok küçük şeylerden çıkıyormuş, mesela yemekten çıktıktan sonra tren oluyorlar (tek sıra) üst kata çıkarken kim önde olacak kavgası çıkıyomuş. Bu kadar basit mesele yani. Kaan'ı yerinden kaldırmama hadisesi ise kavga sırasında değil faaliyet yaptıkları zaman sessiz durmaları gerektiği ve yerlerinden kalkmamaları gerektiğini söylediğini söyledi. Sonra da Kaan'ın bugün çok akıllı olduğunu, hiç kavga etmediğini, çok uyumlu olduğunu, ağlamadı söyledi...Çoookk mutlu oldum. Sonra Kaan'ı çağırdık. Paşam kasıla kasıla geldi. Öğretmeni "annesi Kaan bugün çok akıllıydı, hiç ağlamadı, arkadaşlarına vurmadı, bende hep oyuncaklarla oynamasına müsade ettim, en güzel çocuk Kaan'dı bugün" dedi. Kaan paşam şişim şişim şişindi:) Sonra Kaan'a "öğretmenin faaliyet yaparken yerinden kalkma diyomuş oğlum" dedim. El cevap..."Ama anne ben hep sanıyodum". Öğretmenin yanında telkinlerde bulundum "sana vurularsa her zaman öğretmenine söyleyebilirsin" diye. Öğretmenide destekledi.
Kreşe gitmeden önce tedbirimi almıştım. İyi haberler duyma ihtimalime karşı tedarikli olmalıydım. Çikolata ve yapboz almıştım giderken. İyi haberi duyunca sarılıp teşekkür ettim. İyi huylu olduğu için, öğretmeni güzel şeyler söylediği için. Verdim küçük hediyelerini, kocaman mutlu oldu. Eve gelince hemen sordu "PS ooonayabilimiyiiiiimmmm"izin verdim. "akıylı çocuk ooduğum için dimi anneeeee" sanki hiç oynatmıyoruz yaaa...Halbuki hergün oynuyo, bir dün izin vermedim:)

Böyle işte ama oğlum yine hasta dün gece ateşlendi, öksürüğü hiç kesilmedi. Pulmicort+ventolin bile işe yaramadı. Sabah erkenden dr'a götürdüm. Ciğerlerimiz yine dolmuş. Antibiyotik dahil bir poşet ilaçla eve geldik. Başı yerden kalkmıyo. İnşallah çabuk iyileşir.

27 Nisan 2011 Çarşamba

ne yapsak, ne yapsak....


Dün Kaan paşayı kreşten almaya ben gittim. Genelde hatta büyük çoğunlukla eşim alır Kaan'ı kreşten. Dün babamızın işi uzayınca ben gittim. Tam da gününde gitmişim. Öğretmenimiz " Annesi Kaan beni çok üzüyor iki gündür" dedi. Hayırdır dedim. " Kaan 2 gündür arkadaşlarını itiyor, bir şey isteyeceği zamanda ağlayarak istiyor, Kaan hiç böyle değildi, arkadaşlarına zarar vermezdi" dedi. Şok oldum. Kaan'ın yüzüne "hayırdır" dercesine bi bakış attım. Canavarım direk boynuma atladı.."Anne ne olur babama söylemeeeeee":) Zaten öğretmeni ile de pazarlık yapmış anneme babama söyleme, diye. Aslında Kaan gerçekten kavgacı bir çocuk değil. Kavga etmeyi bilmez. Genelde ya anne-babaya yada öğretmene şikayet eder. Çok hareketli evet yerinde duramıyo ama kendi kendine. Başkasına zararı yok. Kaan 19 aylıktan beri kreşe gidiyor ilk defa şikayet aldık. Öğretmen "evde, hayatınızda bir olumsuzluk, bir sorun mu var" dedi.Yok çok şükür. Herşey normal. Normal hayatımız devam ediyor. Tamam dedim konuşucam Kaan'la.Eve geldik konuşuyoruz...

Anne: Oğlum niye arkadaşlarına vuruyosun. Sen böyle yapmazdın. Öğretmenin seni bana şikayet edince çok üzüldüm ben.
A.K.: Ama anne önce onlar başlattı. Beni itiyolar,kolumu sıkıyolar...
Anne: Annecim ama sende vurursan olmazki...Öğretmenine söylesene...
A.K.: Ama anne öğretmenime söylemek için yerimden kalkınca öğretmenim Kaan yerine otur diyo. Kalkıp öğretmenimin yanına gidemiyorum.

Çocuğum çaresiz kalmış. Kalkıp öğretmeninin yanına gidemiyo, naapsın o da vursun...Gülsemmi ağlasammı bilemedim. Anlattım. Sabırla. Güzel güzel. Uzun uzun.

Arkadaşlarına vurmak kötü, onlar sana vurunca sen üzülüyosun, sen vurunca onlarda üzülür, öğretmenine söylersen o arkadaşlarının elmalarını çürütür, öğretmen onlara kızar dedim. Sen akıllı uslu çok güzel bir çocuksun diyerekten gazıda verdim.Akşam PS oynamasına izin vermedim. Neden diye sorduğunda da bugün uslu çocuk olmamasını sebep gösterdim. Yarın öğretmenin Kaan bugün çok uslu ve akıllı bir çocuk oldu derse yarın PS oynayabilirsin dedim. Bakalım akşam Kaan'ı alırken öğretmenimiz ne diyecek.

Çok bozuldum aslında. Üzüldüm. Kaan için ilk defa böyle yorumlar ve ikazlar yapıldı. Evet çok ama çok hareketli bir çocuk ama hiç başkasına zarar vermemişti. Aslında genelde ağlayan ve dayak yiyen taraf olduğu için babası " sana vuruyolarsa sende vur ezdirme kendini" der. Bende kızarım. Kavgamı çıksın derim. Bilmiyorum. İnşallah konuşmamız işe yaramıştır.

Ve unutmadan kayıtlara geçmesi için Kaan beyden inciler;

* Su almaya mutfağa gider bardağa suyu doldurur odaya dönerken ayağı takılır bardaktaki su dökülmek üzereyken denge sağlanır..Kaan paşa yorum yapar..
"Allah koyusun...döküyüyodu..Son anda kuytaydım dimi anne:))" Allah korusunmuş..Ağzını yerim senin..

* Canı sıkılan Kaan oda içinde neye saracağını bilemez. Odasına araba sepetini almaya gönderirim.El cevap.
" Sende gelsen daha iyi. Koykuyoyum sanırım."
" Ama annecim korkacak bişey yok hem erkekler korkmaz"
" Niye bij insan deilmiyiş?"

* Restoranda yemek yemekteyizdir. Kaan bey salata almak için hamle yapar bu arada bardak yere düşer heryer ayran olur. Kaan direk boynuma atlar kocaman ve korkmuş gözlerle babaya bakar.
"Baba şakin ol, baba şakin ol" Hayır yani baba da bişey yapsa. Benden daha çok korkar halbuki. Tabii gülmekten kızamayız bile.
Böyle işte bakalım akşam öğretmenimiz ne diyecek. Merakla bekliyorum...

25 Nisan 2011 Pazartesi

Bugün 23 Nisan çok yoruluyor insan:))))

Çok nazlıyız çok...Herşeye dudağını büküyo..Gözler doluyo..Azıcık kızsam hemen damardan giriyo..."anne sen beni sevmiyomusunnnnnnn, ama ben senin aşkınımmmmm, oğlunummmmm,yavyunummmmmmm...." Sıpanın hayatı duygu sömürüsü...:)

Bu hafta sonu pek bir hareketliydi bizim için efendim.Bu hafta benim nöbet haftam. Cumartesi sabah nöbetten geldi. Bizim paşanın 23 Nisan Kutlama programı Saat:14:30 da olduğundan evimin erkekleri müsade ettiğnce uyudum. Öğlen olmadan bizim beyefendilerin kavgasına uyandım. Sebep? PS...:) Valla playstation için kavga ediyolarmış...Ben oynıycam, hayır vermem, sen burayı geçemiyosun derken sesler yükselmiş...Kalktım, kahvaltı yaptım..Daha programa 2 saat var boş boş oturmayayım temizlik yapayım dedim.
Bizim salonumuz ve oturma odamız farklı. Salon boyanmayacağı için  odanın bahar temizliğini yapayım dedim..Perdeleri attım makinaya  o arada camlarını sildim odanın..Gümüşlüğü boşalttım..Sildim, içindeki gümüşleri parlattım kapattım...Eşimde o sırada yerleri süpürdü,sildi..En son toz aldım , perdeleri ütüledim taktım derken salonun bahar temizliği seramonisi bitti...Çok şükür...Allah kısmet ederse cuma günü ev boyanacak artık...Yılan hikayesine döndü iyice...Çarşamba halıların tümünü yıkamaya göndericem. Boya işi bitse gerisi kolay olacak inşallah...

Ben ise halen evde elime ne geçerse atmaya devam ediyorum. Bu kadar gereksiz şey nesıl birikmiş evde onuda anlamadım ya...Neyse:)

Kaan paşa'yı 23 Nisan Kutlamaları için kreşe götürdük. Kreşle birlikte Dağ'da bi otelde düzenlenen kutlama programına gittiler. Akşam almaya gittik paşam gelmiyo. Koşmaktan oynamaktan ter içinde kalmış. Yüzünü rengarenk boyamışlar, terden boyalar birbirine girmiş:) "Anne gelmiyceeemmmm, daha oynuycaaammm" diye palyaçoları kovalamaya çalışıyo...:) Zorla getirdik eve. Kaan'ın otelde olduğu 3 saat içerisinde karı koca gezdik bizde. Bi cafede oturup gazetelerimizi okuyarak rahaaatttt rahat, uzunnn uzun kahvelerimizi içtik.Tatlılarımız yedik. Mağazaları gezdik. Uzun zamandır istediğim bi pantolon vardı onu aldım. Rennnngareeennnkkk bi gömlek aldım.Ufak tefek ihtiyaçlarımızı aldık. Zaman geçiremedik. Geziyoruz geziyoruz saat bitmiyo. Çocuksuzken ne yapıyoduk biz acaba:) Kaan'ı aldık eve geldik Paşam zor bela 1-2 saat direndi sızdı:) O kadar bende koşsam bende sızardım. Aslında sabah gel azıcık uyu, temizlik yap, çarşı pazar gez derken yoruldum ama uyuyamadım. Nöbete gittim:) Pazar günü ise tembellikle geçti gün. Öğlen uyandım. Tanrım yapacak bişey bulamıyorum. Hava berbat. Akşama doğru " hadi çıkalım yoksa sıkıntıdan orta yerimizden çatlıycaz diye attık kendimizi dışarı. Manava gittik önce, sonra paşayı jetonlu oyuncaklara bindirmeye. Yemek yedik ve eve döndük. Bugünde böyle bitti yani. Kaan paşa uyudu..Ben yine nöbetteyim...:)
Hepinize iyi haftalar şimdiden....



23 Nisan 2011 Cumartesi

Duyularımın Mim'i:)))

Bu sefer Ülkü'm   ve  Bir Mucizem Var.. tarafından Mim'len dim.....Hemencecik, unutmadan cevaplıyayım....

Mim Ana konusu: Duyularımız...

En sevdigim üc görsel: Oğlum,mutlu insan fotografları, çocuk fotografları,
En sevdigim üc ses:Oğlumun sesi, rüzgarın sesi, ney sesi,
En sevdigim üc tat:Çiğköfte, havuçlu/cevizli/tarçınlı kek, baklava
En sevdigim üc koku:Oğlumun kokusu,eşimin kokusu, temizlik kokusu
En sevdigim üc his:yazan anne'nin de dediği gibi Aşk, annelik,huzur....

Ah 3'e indirgemek çok zor ama...
Sanırım herkes cevapladı..Bu yüzden cevaplamayanlara gönderiyorum bu Mim'i...Ne kadar politik bi yaklaşım oldu bu arada yahu...:)
İyi hafta sonları...Sevgiyle..:)

18 Nisan 2011 Pazartesi

Mutlu olmak ne kolay... Ve MİM:)

Bir insanın ruh hali ne kadar zamanda değişir ki...Benim ki 1 günde değişiverdi.Çok şükür. Cumartesi günü karı koca izinli olunca birde üstüne güneş açınca güne gülümseyerek uyandım. Üstelik uyandığımda saat 06:13'tü. Evet tamı tamına 06:13. Gözümü zorla açıp ta cep telefonunun saatine baktığımda 06:13 yazıyordu. Kaan paşa uyanmış tepemde dikiliyordu. Artık kalkmalıymışım, sabah olmuş, güneş doğmuş, uyku bitmiş. Perdeyi aralayıp dışarı baktım evet güneş vardı. Günler sonra bulutlar dağılmış güneş çıkmıştı. Güneşi görmenin verdiği mutlulukla yataktan keyifle kalktım.Oktay'a biraz daha uyuması için müsaade ettik. Anne oğul sabah rutininden sonra mutfağa daldık. Sıcacık poğaçalar yaptık. Birde pankek:) Burada Şeyma'nın yaptığı pankekleri çok kıskanmıştım.:) Üşenmedim yaptım:) Gerçi benimkiler biraz yamuk yumuk oldular ama olsun. Tadı çok güzeldi. hemencecik bitti:) Babamızı uyandırdık. Garibim hafta sonları bile denk getirip te kahvaltı yapamadığımız için sofrayı görünce çok şaşırdı. Aslında daha market alışverişine çıkamadığımız için pekte zengin bir sofra değildi ama poğaça, pankek, nutella ve sucuklu yumurta kocamın kalbini fethetmeye yetti:)


Sonra kendmizi dışarı attık. Aylık büyük market alışverişimizi yapmak üzere markete gittik. Bu alışveriş faslını hiç sevmiyorum bu arada. Çok yoruluyorum. Kalabalıktan ve uğultudan başım ağrıyor.Markette Rio filminin afişini eğlenceli şekle çevirmişler. Kaan paşa durumu? Durmaz:) Hemen resmini çektik:)

Böylece cumartesi gününü tükettik. Pazar ise sabah ben işe gittim. Saah 3 gibi işten çıkıp eve geldim. Arkadaşlarımız ev taşıdılar. Bir bakalım ne alemdeler diyerek Semanur'lara uğradık. Ucundan azıcak yardım ettikten sonra önce yemek yedik sonra manav alışverişi yaparak günü bitirdik. Bu sabah ise Kaan paşa hayatı boyunca yaptığı sayılı iyiliklerinden birini yaparak 08:45 gibi uyandı. 24 saat uyumuş gibi dinlenmişlik hissiyle uyandım. Babamız işe gideli çok olmuştu. Kahvaltı yaptık oğluşla sonra paşa geçikmeli olsada kreşe gitti. Bende yemek yapmak üzere mutfağa girdim. Yemek, pilav, salata derken hızımı alamayıp birde bu tatlıları yaptım.


Ben işe gitmek için evden çıkmadan önce bir tane yedim. Uydurma tatlılarım arasında 1 numaraya oturdu benim için. Evdekiler yedimi bilmiyorum. Gidince fikirlerini sorarım:)

Ve sevgili Bir Mucizem var beni mimlemiş, şu anki ruh durumumuzu resim ve şarkılarla ifade edin demiş.İfade edeyim:)
Önce güzeelllll bir şarkı:)


Huzurluyum......
Aşığııımmmmm:)

Mutluyuuuuummm:) 

İşte böyleyimmmm.....Hepinize iyi haftalar:)


15 Nisan 2011 Cuma

Hastayız hastaaa:(

Bu sabahtan bir resim...Kreş hazırlıklarımız yapılmış gitmeyi bekliyo paşa. Bakmayın yüzündeki gülümsemeye hasta paşam...Nebulizatör eşliğinde sabah akşam Ventolin-Pulmicort kokteyli alıyor...Şurupları spreyleri saymıyorum bile. Öksürükten uyumuyor, etki tepki meselesi, bizi de uyutmuyor.2 gün kreşe gitmedi. Evde "yoğun bakım" uyguladık. Bildiğimiz ne kadar koca karı reçetesi varsa harfiyen hazırlanıp uygulandı. Bugün daha iyi. Çok şükür.

Kar bitmedi..Bitmiyor...Ruhum baharı bekleye dursun diz boyu karla mücadele ediyoruz, Aralık'ta, Ocak'ta  yağmayan kar son bir haftadır yağıyor maalesef.Mağazalara baharlıklar çoooktan geldi. Kaan uçurtmalara, patenlere bakıp " Anne ne zaman sıcak olucaaakkkk, ne zaman çıplak çıplak gezicez" deyip duruyor. Yaz gelince şort ve tşört giyecek ya. Çıplak gezmek o anlama geliyo yavrumda. Burda lahana gibi kat kat giyinmekten O da bıktı sanırım:)

Bense bahar depresyonundayım sanırım.Herşey üstüme üstüme geliyo sanki. Herşey...Bırakıp herşeyi arkamda kaçayım buralardan uzaklara çok uzaklara istiyorum. Tabii arkamda bıraktıklarım asla ve asla ne canım eşim nede yavrum...Eşim ve Oğlum dışında herşeyden olabildiğince uzaklaşayım istiyorum.Ağır geliyo bazen aldığım nefes bile. İşim yoruyo beni iş arkadaşlarım ise 10 kat fazla yoruyo. Ya ben insanları anlamıyorum yada onlar beni anlamıyor bilmiyorum. Gariplik bende mi acaba. Ters olan yanlış olan benmiyim. Tanıyorum anlıyorum dediğim insanı bile ne tanıyomuşum nede anlıyomuşum...Şaşırıyorum..Hayal kırıklığı üstüne hayal kırıklığı yaşıyorum...Şöyle sayısaldan falan makul miktarda bir para çıksın bir dakika düşünmeden istifa edicem. Hiç "acaba" demeden...Hemde hiç.....
Böyleyim işte..Yorgun..Kırgın..Üzgün...
Hava düzelse, en azından güneş açsa...Ruhumada iyi gelir belki..Sevgiler...

11 Nisan 2011 Pazartesi

Bu hafta sonundan:)

Geçen hafta, hafta sonunun ne kadar korkunç geçtiğini ve bu hafta için planlarımı burada yazmıştım. Bu hafta için yapılacaklar listesinden sadece kuaföre gidebildim, Kaan'ı doktora götürdük, Cumartesi misafirliğe gittik ve kutlama yemeğine katıldık.

Hafta içi mütemadiyen kar yağdığından ne çarşıya çıkabildim, ne evi boyatabildim.Genel rutinde haftayı tamamladık. Hafta sonu ise hızlı başladı. Cumartesi günü İl Gençlik Spor Müdürlüğü'nün il geneli Cimnastik Müsabakası vardı. Kaan bey sadece 3 hafta önce başladığı için spora biz Kaan katılmaz diyoduk ama Kaan gibi yeni başlayan "Minik katagorisi" içinde olduğu söylendi. Bir heyecan hazırlandık spor salonuna gittik. Şimdiye kadar sadece takla atmayı öğrendiği için yine sadece takla atar diye bekliyoduk ama hiç beklediğimiz gibi çıkmadı...
Önce takla ile başladık......

Sonra topları hızla bir bölümden diğerine taşıdıııı...

Sonra denge çubuğuna geldi sıra..İlk defa denge çubuğuna çıktı Kaan paşa ilk adımında düştü. Hoca ikinci kez çıkardığında ise kendi stilini yaratıp yan yan yürüdü...Tüm salon kahkahaya boğuldu tabiii:)


4. aşama yüksek engeli aşmaktı. Süre ile yarışıldığı için hoca biraz yardım etti tabiii:)


Ve yine takla ile yarış bitti:)


SONUUUUUUUUUUUUUÇÇÇÇÇ............




BRONZ MADALYAAAAAAAAA:)))) MAŞALLAH OĞLUMA:)
Çok heyecanlandı. Sürekli olarak "Anne ya bana madalya vermezlerse, ben düştüm yapamadım dimiii?, anne beni kürsüye çıkaracaklarmı" deyip durdu. Laf aramızda zaten yapamayanlara bile teşvik amaçlı madalya takıyolardı. Bizim paşanın yarıştığı grup 7 kişiydi. Paşam 4. oldu:) Organizasyon bir sürü eksikliklerle doluydu ama Kaan için çok güzel bir deneyim oldu.Şimdi madalya ile yatıyo madalya ile kalkıyo:)

Ve malum bu hafta bizim haftamızdı.Polis Haftası:) Bu nedenle pazar günü kutlama yemeğimiz vardı. Sabah 06:30 da işe gittim. Babamız 10:00 gibi gideceği için Kaan paşa 10:00 civarı yanıma geldi. Öğlenden sonra babamız gelip bizi aldı. Kaan ve eşimi eve bırakıp kuaföre gittim. Hazırlandık. Akşam Kaan'ı eşimin dayısıgile bırakıp biz otelin yolunu tuttuk. Tabii biraz zor oldu otele varışımız çünkü kelimenin tam anlamıyla tipi vardı. Otel dağda/Plandöken'de olduğu için yol bayağı kötüydü.Vardık, yedik, içtik, gecenin sonunda ise tüm kurtlarımızı döktük. Oynadıııkkkk oynadıııkkkkk:) Güzeldi...Allah emeklilik kutlamalarımızı nasip eder inşallah:)

Bu arada saçım hiiiç istediğim gibi olmadı. Kuaförden eve geldim, bozdum, kendim tekrar yaptım. Hiç mutlu olmadım yani:(

Bu da bizim ekip. 3 aile yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez. Sol baştan başlayarak Eşim, ben, Cem, Sibel, Semanur, Hakan.

Bu hafta sonu da böyle geçti. Bugünse dünün acısını çekiyorum. Dün akşam o kadar çok oynamışım ki şimdi her yerim ağrıyo. Bide oynadım oynadım terledim. Dışarı çıktığımızda ise tipi vardı dondum. Bugun işe gelene kadar yattım.Ama güzeldi...:)



7 Nisan 2011 Perşembe

Hiperaktifmiş....Hadi hayırlısı!!!

Dün Kaan beyin test sonuçlarını göstermek üzere dr'a gittik. Kreşteki öğretmenimiz tarafından bir test doldurulup kapalı zarf içerisinde verilmişti zaten bize dr'a verilmek üzere.Bizde doldurduk, dün fırsat bulup Kaan beyide alıp dr'a gittik. Kaan bey görüşme odasında yine, her zaman olduğu gibi tek saniye durmadı. Susmadı. Oturmadı. Dr'un masasının üstündeki her bir parça nesneyi inceledi. Sordu. Koştu. Tırmandı. Yani herzamanki tavırlarını sergiledi. Bizim için garip hiç birşey yoktu. Ama dr şok oldu. Görüşmenin 5. dakikası bile dolmamışken "çocuğunuz hep böylemi?" dedi."evet" dedik. Adam bize hayretle baktı. Çünkü çok sakindik. Etrafa ve kendine zarar vermediği sürece sorun yoktu zaten. Biz böyle yaşamaya alışmıştık belki, belki çocuklu hayatın anlamı buydu bizim için.
Genel olarak dokror'un söyledikleri ise:
-Çocuğumuzun hiperaktif olduğu,
-Kendine zarar vermemesi için biraz sakinleştirmek amacı ile ilaç başlamak istediğiydi.

Adam ilaçtan bahsedince gerildik karı koca. Biz Kaan'a antibiyotik verirken bile içi sızlayan bi anne babayız. Değil psikolojik olarak etkileyecek bi ilaç.Bize "Siz nasıl dayanıyosunuz,nasıl misafirliğe gidiyosunuz, nasıl dışarı çıkıyosunuz?" dedi.Düşündük.Aslında pek te zorlanmıyoduk. Evet AVM'de biraz yoruluyoduk ama her çocuklu aile AVM'lerde sıkıntı yaşıyodu.
Öğretmenin doldurduğu formda,Kaan'ı, mutlu, çoook hareketli,çoookk konuşan, sürekli soru soran,sakin etkinliklerde bile yerinde duramayan çok aktif  bir çocuk olararak tarif etmiş. (Mutlu olarak tarif etmesi benim için paha biçilmezdi.Çünkü Kaan için dileklerimin başında "mutlu"olması gelir hep)Dr öğretmen ile konuşması gerektiğini, çok hareketli olduğu için  öğrenmede bi problemi olup olmadığını öğrenmek istediğini söyledi. Öğretmeni aradık, konuştular, Kaan genelde dinlemiyormuş gibi görünsede ilk anlatıldığı anda anlayan, sorulan her soruya doğru cevap veren zeki bir çocuk demiş. Hatta dinleyen ve dersle ilgilenen çocuklardan bile daha hızlı ve doğru cevap veriyor demiş. (maşallah:) Dr cevaptan tatmin olmuş olsaki ilaç fikrinden şimdilik vazgeçti. Gözlemleyelim bir ay sonra karar verelim dedi. Sonra tam çıkarken yine tekrar etti "ilaç versek sizde rahat edersiniz ama "...o anda adama gıcık oldum...
Anne babayız biz...Anne baba olmanın zor olacağını bilerek Kaan'ı dünyaya getirdik. Çocukta bir sorun yok. Hatta yaşıtlarından ileride. Dersi anlıyor.Anladığını unutmuyor.Tek sorun haddinden fazla hareketli.Evet bu kadar hareketli bir çocukla başetmek bazen zor olabiliyor ama sadece bizim rahatımız için çocuğa ilaç vermeyi reddediyorum. Anlamıyorum. Bizmi yanlış düşünüyoruz anlamıyorum. Çocuk dediğin hele ki erkek çocuğu dediğin zaten hareketli olur...Hatta biraz haşarı olur...
Şimdilik halimiz budur. Unutmadan birde Kaan'ın söyleyemediği harfler için ne yapmamız  gerektiğini sorduk. Sabırlı davranmamızı ve bir dil terapisti ile görüşmemizi söyledi. Tabiiiiiii Erzurum'da dil terepisti yok. Olsaydı acaip şaşıracaktım:)
Şimdilik ilaç konusuna çok çok uzak duruyoruz. Yazın Bursa'ya geldiğimizde başka bi pedagog ile görüşelim istiyorum.

4 Nisan 2011 Pazartesi

Bu hafta sonuuuu....

Bu hafta sonu ne yaptık? Çalıştık...çalıştık...çalıştık:P

Cumartesi-pazar paşa beyin sporu var sabah 11:00'da..Kalk kahvaltı et, giydir, çanta hazırla, spora git, derken koştur koştur başlıyoruz güne...Cumartesi spora gittik, eve geldik, yemek yedik ben işe gittim 15:00'da. Sonra babamızıda işe çağırmışlar Kaan bey benim yanıma geldi iş yerine saat 18:00 gibi. Babamızın işi 22:00 gibi bitince gelip aldı oğluşu.

Pazar evdeydik güya.Sabah spora giitik.Sonra yine görev çıktı..Karı-koca yine göreve gittik. Bu sefer Kaan paşayı eşimin dayısıgile bıraktık. Akşam döndük. Böylece hafta sonumuz mahvoldu. Hatta doğru düzgün çocuğumuzu bile göremedik...Yoğunuz bu aralar..Maaalesef...
İş durumları böyle olunca doğal olarak ev almış başını gidiyo...Bu kadar iş arasında bide halen bahar temizliği diye tutturmuş durumdayım..Her ne kadar buralarda halen donsakta...Halen bahar gelmemiş olsada...Bide boya yapılacak..İnşalllaaaahhhh bi zaman bulabilirsek!!
Dün gece Kaan uyuduktan sonra son bi gayretle çiçeklerimizin saksılarını, topraklarını değiştirdik...Çamaşır attım, yıkanmış kuruyanları topladım katladım...Bulaşık makinesini çalıştırdım pilim bitti ve kendimi yatağa zor attım..
Şahane hafta sonumuz böyle geçti yanı...

Bu haftaki planlarım iseeeee,
Kuaföre uğramak,
Bir trençkot almak...(tabiiiiii içime sinen bi şey bulabilirsem)
Evde son kalan "atılacaklar-verilecekleri" ayarlayıp evden çıkışlarını sağlamak.
Kaan beyin test sonuçlarını öğrenmek üzere dr gitmek.
Perşembe günü misafir kabul etmek, cumartesi misafirliğe gitmek( tabiiiii ek görev çıkmazsa)
Sığdırabilirsem evi boyatmak.
Son olarak malum bu hafta bizim haftamız pazar günü şıkır şıkır giyinip kutlama yemeğine gitmek..
Allah izin verirse planlarım bunlar..Ne demişler "İnsanlar plan yapar Tanrı güler"...
Hepinize iyi haftalaaarrrrrr:)

1 Nisan 2011 Cuma

Çok yoğunuz çookkkkk:)

Şu aralar çok yoğunum çok...2 posta misafir kabul ettim, bebek görmeye gittik...(doğum mevsimimidir anlamadım?) Kaan'ın sporu, kocacıımın maçları, üst üste gelen görevler derken kafamı kaşımaya vaktim yok. Bir de bahardanmı bilinmez ev boyamaya kaltık...deriiiiiiinnn ama çok derin temizliğe girişmiş haldeyim...Evde elime geçen herşeyi ya çöpe atıyorum yada birilerine vermek için ayırıyorum. Ve bu beni çok yoruyo. Battal boy çöp torbalarıyla atılacak-verilecek çıkarıyorum evden...Çöp evdemi yaşıyomuşuz anlamadım.

Ve şu aralar aklımızı en çok meşgül eden konu.Kaan beyi Çocuk Psikologuna götürdük.Hiperaktivite ve Dikkat eksikliğinden şüpheleniyoduk kendi kendimize. 6 ay önce başka bi dr'a götürmüştük...Gelişim testi yaptıklarında (Kaan o zaman 4 yaş 2 aylıktı) Kaan'ın gelişiminin 6,5 yaşla eşdeğer olduğunun ve IQ'sunun 117 olduğunu söylemişlerdi. (Maşallah)Yine dr'a hiperaktivite ve dikkat eksikliği ile ilgili şüphelerimizden bahsettiğimizde "çocuğunuz sadece şımarık, çok şımartmışsınız, bi sorun görmüyorum" cevabını almıştık. Dr'a acaip gıcık olmuştum yanlız:)

Hem bu ortalama üstü zekasını konuşalım, hemde şüphelerimizi başka bir Dr'a danışalım, hemde bi türlü söyleyemediği "r" ve "g" harflerini nasıl söyleticez onu konuşalım diye gittik...6 sayfalık bir test verdi Dr bize, birde kreşteki öğretmeninin doldurması için 9 sayfalık bir test. Öğretmen doldurup kapalı zarf içerisinde verecek bizde doldurup götürücez...İnşallah görevlerden fırsat bulup hastaneye gidebilirsek! Çok merak ediyoruz. İnşallah kötü bir şey çıkmaz.

Ve Kaan paşadan inciler...

Babamız PC'de , bizde koymuşuz paşayla DVD'ye bilmem kaç bininci kez Buz Devri serisinden bi film izliyoruz...Ortam sessizzzz...Huzurlu....Sakinnnn..
.
A.K.: Anne sen olmazsan ben ne yapardım...ne yapardım..
Anne:Ah yavrummm sen olmazsan ben ne yapardım? Çok üzülürdüm..Çok mutsuz olurdum...

2 dakika sonra..
A.K.: Sen olmasaydın bende çok üzülürdüm...aşkımmmm...canımmmm...bi taneemmmmmm...
Anne:(Nerdeyse ağlıycam ama...)sende benim canımsın güzel oğlummmm...

Bi 2 dakika daha sonra..
A.K.: Canım anneemmmm...güzel anneemmm..mis gibi kokuyosun biliyomusun anne..
Anne:Ah anneeeemmmmmmmm sen cennet kokuyosun bebeğim..(Gözler artık dolu dolu)

30 sn sonra.
A.K.: Anne bi pasta yapsana çikolatalaıııııı...lütfeeennn...sen beni çok seviyosun ya,yaparsın dimi?
Anne:Yapmammmmıııı....????
Anne hemen kalkar oğlunun gönlü olsun diye Crem O'le, bisküvi, muz, badem ile yalancıktan bi pasta yapar alelacele..Oğluda afiyetle yeeerrrrr:)
O anda aklıma gelmemişti ama bu sıpa beni kullanıyomu ne? Güzel sözlerle kandırıp istediğini yaptırıyo sanki...
Yanlız oğlan kadın ruhundan anlıyo sanırım, 5 yaşında kadına istediğini nasıl yaptıracağını biliyosa bu sıpanın delikanlılığından korkmak gerek:)