Hangimiz sevmedi o elma yanakları.
Daha en başında dedesinin asık yüzü gülsün, onu kucaklasın, sevsin, çok sevsin istemedik.
İşlerken ne çok aklıma gelmişti onun taklidini yaptığım okul günleri.
Dağlarda gün batımını " Dağlar yanıyordu dede. her tarafta güller açmıştı" diye anlatışını.
Tamam, aynısı değil. Gerçi dağlar o dağlar,ağaçlarda öyle...
Bir de çiçekler var.
Pembe dağ sümbülleri kitapta olmasa da ben onları işlemek için almıştım bu panoyu.
Biteli çok oldu. Duvarda yerini alalı da.
Sonra... ????
Aslında bir şeyler daha anlatmak istiyordum ama Heidi rol çaldı.
Uzun zamandır yazamadığım bloğumla, görüşemediğim sizlerle sıcacık bir kucaklaşma olsun dedim.
Aklıma Heidi'nin Alpler deki kulübesi geldi.
( Bu bulutun bir gölgesi vardır değil mi? )
Yazarına gelince;
Johanna Spyri (1827 - 1901 ) yazmış kitabı .
Heidi, kitabındaki manzaraları betimlemekteki başarısıyla birlikte çocukların dünyaya duygularıyla nasıl baktığını da anlatmış ve bence yaşamındaki en güzel şey tüm kitaplarının gelirlerini savaş yaralılarına bağışlamış olması.
*********
İçimde kalmasın;
Uzun ayrılıkları sevmiyorum.
Dönüp geldiğimde, yani ruhum hazır olduğunda, elim yazmak istediğinde adeta kekeme oluyorum.
Böyle garip bir şey.
Sanki daha önce burada hiç bir şey anlatmamış, nice zamanlar elişi, gezi,kutlama paylaşımı bahanesiyle gizliden gizliye gönüllere sızmaya çalışmamışım gibi.
İyi oldu, bu akşam Heidi elimden tutup beni buraya getirdi.
Siz de bu hafta sonu sevdiklerinizin elinden tutup çoktan uğramadığınız biryere gidin.
İyi oluyor, gerçekten !