Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2016 Pazar

Para Başarının Mükafatıdır / Sakıp Sabancı

Para Başarının Mükafatıdır
Sakıp Sabancı
1986

Sakıp Sabancının kitabı, su gibi akıcı anlatımıyla, okuru hemen saran ve bir çırpıda okunan bir kitap. Hayatın içinden örneklerle bezeli, bilgece tecrübelerin yalın anlatımıyla süslü, harika bir eser okudum. Mıstık adlı karikatüristin, içeriği güçlendiren çizimleriyle, eğlence dozajını artırmış başarılı bir eser 'Para Başarının Mükafatıdır'. Önemli hayat dersleri alınan, altı çizilecek birçok satırlar barındıran kitaptan, Sakıp Sabancı'nın kaleminden birkaç örneği buraya aktarmak isterim:
"Cesur kişi, risklere aldırmayan kişi değil, riskleri tamamen ortadan kaldırmayı becerebilen kişi demektir."
"Hatayı cezalandırırken, başarıyı mükafatlandırmayı ihmal etmeyin."
"Yapacağınız işte başkasından medet ummayın. Ne varsa kendinizde vardır. Bunu da unutmayın."
"Babam, ticarette siyaset, siyasette merhamet olmaz, derdi."
"Hayatta, tesadüf, fırsat, şans, ancak onlardan yararlanmaya hazır olanların işine yarayabilir."

12 Eylül 2015 Cumartesi

The Poet - Şair / Ralph Waldo Emerson

The Poet / Şair
Ralph Waldo Emerson
2010

     İlk kez 1844 yılında "The Dial" dergisinde yayımlanan, Denemeler: İkinci Seri'de yer almış, Ralph Waldo Emerson'un kaleme aldığı "The Poet / Şair" adlı poetik deneme, Volkan Hacıoğlu tarafından Türkçeye başarılı bir şekilde çevrilmiş. Bu değerli eser Artshop Yayıncılık tarafından 2010 yılında okurlara sunulmuş. Kitapta, metnin İngilizce orijinal halini ve Türkçeye uyarlanmış halini bir arada görmek mümkün. Bu vesileyle yeterli düzeyde İngilizce bilen kişilerin, çeviriyi denetlemesi imkanının sağlandığı da söylenebilir.

     Kitapta, Emerson'un şairlere biçtiği genel misyon, şiirin toplumsal dönüşümde oynaması gereken rol, sanatın evrensel yansımalarının kökeni ele alınmış. Çoğunlukla uzun ve çetrefil ifade tarzının ön planda olduğu bu eser, şairlerin genel tavır ve davranışlarının, dahası alışkanlıklarının temel dinamiklerini keşfetme çabasını da çokça içeriyor.

     Evrensel estetik kuramların, sanatçı kişiliğinden yansıyan davranışsal tavırlarının temellendirilmesi ve özelde ise şairlerin, on dokuzuncu yüzyıl Amerika'sındaki sosyal ve ideolojik rollerinin kısa bir sınıflandırması olarak da okunabilecek bu kısa yapıtın, konuya ilgi duyan okurlara yeni düşünsel kapılar açacağından hiç kuşkum yok.

     Belki kitabın bütünsel etkisini tamamıyla yansıtmaktan uzak kalabilir ancak Emerson'un "Şair"inden tespit ettiğim bazı aforizmaları aktararak satırlarıma son vereyim:

 

R.W.EMERSON'DAN AFORİZMALAR

"Felsefede formlar doktrini yoktur."

"Bütün insanlar hakikati yaşadıkları için, anlatım gereksinimi duyarlar."

"Kişi kendisinin yalnızca yarısıdır, diğer yarısı ise ifadedir."

"Şair, güçlerin dengede olduğu kişidir."

"Sözcükler de eylemdir ve eylemler bir tür sözcüktür."

"Şair, sözcüdür, adlandırandır ve güzelliği temsil eder."

"Bütün estetik formlar karakterin bir sonucudur."

"Evren ruhun dışlaşmasıdır."

"Doğanın büyüleyiciliğinin etkisinde kalan herkes bir yere kadar şairdir."

"Her sözcük önceden bir şiirdi."

"Dil fosilleşmiş şiirdir."

"Başkalaşım bir kez göründüğünde durmadığını sezeriz."

"Her düşünce aynı zamanda bir hapishanedir."

"İmgelemin niteliği akmaktır, donmak değil."

"Gizemcilik, rastlantısal ve tekil bir simgeyi evrenselmiş gibi görme yanılgısı içerir."

"Kuşku duyma ey şair, ama ısrar et!"

Ralph Waldo Emerson / The Poet, 1844

20 Ağustos 2015 Perşembe

...ile Konuşmalar / Aytuğ Uslutekin

...ile Konuşmalar
(Sylvia Plath ile Karşılıklı Konuşmalar)
Aytuğ Uslutekin
2015
 
Aytuğ Uslutekin'in "...ile Konuşmalar" kitabını okuyacak bir kişinin elinde mutlaka bir kalem bulunmalı. Çünkü son derece zengin bir kültürel birikimin oluşturduğu sayfaların arasında ilgiyle gezinirken, kalemle altını çizerek vurgulamak isteyeceğiniz birçok satır karşınıza çıkacaktır. Yazar Uslutekin'in yumuşak ve akıcı üslubu, okuru yormayan ve karşılıklı bir sohbet atmosferi hissettiren bir özelliği bünyesinde barındırıyor. Ben kitabı okurken, Aytuğ Uslutekin'in eserinde bahsettiği şarkıların bir kısmını bilgisayarımda youtube vasıtasıyla dinledim. Böylece bahsedilen duygu durumlarıyla özdeşlemenin daha lezzetli bir hal aldığını belirtebilirim. Yazarın mesleği nedeniyle Türkiye'nin dört bir yanına yapmış olduğu yolculuklarda edindiği renkli gözlemleri, kültürel donanımıyla harmanlayarak sunduğu bu eser, birçok nostaljik tatları da barındırıyor. Aytuğ Uslutekin'in, Sylvia Plath ile yaptığı bu düşsel konuşmalar, kimi zaman dünya edebiyatına, kimi zaman Hollywood sinemasına dokunarak, anlam ve çağrışım örgüsünü güçlendiriyor. Bir okuma şölenine muhatap olmak isteyen herkese "...ile Konuşmalar"ı tavsiye etmekte fayda görüyorum.

27 Haziran 2015 Cumartesi

Kahrolsun Komünizm Diye Diye / Çetin Altan

Kahrolsun Komünizm Diye Diye
Çetin Altan
1976
 
Çetin Altan'ın "Kahrolsun Komünizm Diye Diye" kitabını okumadan önce, elime alıp kabaca incelerken bu eser üzerine kısa bir yorum yazmayı düşünmüyordum. Ancak kitabı bitirdiğimde fikrimi değiştirdim ve burada birkaç kelam etmeyi gerekli gördüm. Düşüncemin değişmesinin en önemli nedenli, Çetin Altan'ın kıvrak üslubunun beni etkilemiş olması. Bazen konuşma diline yakın bir sohbet edası, bazen de bir fikir kitabına yakışacak edebi ve süslü söylemler çok iyi dengelenmiş. Tekdüze bir yazınsal söylem içinde sıkışıp kalınmamasının önemli olduğu kanısındayım. Çetin Altan'ın özellikle yurtdışındaki, Paris'teki gözlem ve anılarını paylaştığı kısımlar hoş bir okuma serüvenine kapı aralıyor. Dikkatimi çeken önemli bir husus da kitapta ele alınan siyasal konuların halen gündemimizde olması. Yetmişlerin başında kaleme alınan bu yazılarda ifade edilen sorunların, iki bin on beş Türkiye'sinde güncelliğini yitirmemesi hem şaşırtıcı, hem de şaşırtıcı değil. Ne bekliyorduk ki? Temel demokratik, hukuksal ve ekonomik sorunları çözebilmeyi mi? Sizi bilmem ama, millet olarak, evrensel normları kabullenebilmek için daha çok bekleriz, diye düşünüyorum ben. Umutsuzluk zor mu zor.

19 Haziran 2015 Cuma

Onlar Bu Dilden Anlar / Arif Nihat Asya

Onlar Bu Dilden Anlar
Arif Nihat Asya
1970
 
Arif Nihat Asya'nın adını duyunca, tek bir etkili şiirin bile, eğer şartlar oluşursa edebiyat dünyasında kişiye kalıcılık sağlayabileceği gerçeği aklıma düşer. Arif Nihat yazdığı "Bayrak" şiiri ile geniş kitlelere kendini duyurmuş ve epeyce ilgi devşirmiş bir şairdir. Elime geçen bu eseri bir deneme kitabı olarak değerlendirebilmek mümkün. Altmışların ortalarında yazılmış güncel, genelde politik yazıların derlendiği bir eser "Onlar Bu Dilden Anlar". Yazarın milliyetçiliğin ötesinde, yer yer ırkçılığı içeren söylemleri pek bir parıltı içermiyor. İçeriğin yavanlığının yanı sıra üslup da son derece sıradan. Kitap için, günümüze hiçbir yönüyle hitap etmeyen bir yazılar toplamı denebilir.

21 Mayıs 2015 Perşembe

Ne Yapmalı? / Oktay Sinanoğlu

Ne Yapmalı?
Oktay Sinanoğlu
2009

Oktay Sinanoğlu'nun kitabı şaşırttı beni. Hiç ummadığım bir üslup ve söylemle karşılaştım. Uluslararası bir akademik şöhrete sahip, dünyanın en genç yaşta profesör olanlarından biri olan böyle bir dehadan çok daha parlak bir söyleyiş gücü beklerdim doğrusu. İki defa Nobel kimya ödülüne aday gösterilmiş, yüzlerce bilimsel yayın ortaya koymuş böyle mühim bir bilim insanının bunca yavan ulusalcı söylemleri defalarca tekrarlaması hakikaten tuhaf. Herhangi bir Anadolu kahvesinde duyabileceğimiz sıradan söylemlerin tekrarından ibaret bir içeriğe sahip Sinanoğlu'nun "Ne Yapmalı?" adlı eseri. Bence bu kitabın ibret almak için okunmasında büyük fayda var.

10 Mayıs 2015 Pazar

Kendi Yıldızını Bulmak / Hıncal Uluç

Kendi Yıldızını Bulmak
Hıncal Uluç
1994

Hıncal Uluç aradan geçen çeyrek yüzyıla rağmen çizgisini değiştirmemiş bir isim. "Kendi Yıldızını Bulmak" kitabındaki içerikle, bugün yazdığı yazıların içeriği ve kalitesi hemen hemen aynı. Yazdıklarının güzelliğinden öte, sansasyon oluşturması ile prim yapan bir isim Hıncal Uluç. Özellikle toplumun geniş kesiminin mutabık olduğu konularda, tam tersi söylem oluşturarak, akılda kalıcılık elde etmeye çalışması onun karakteristik özelliği. Ancak kıvrak bir dili, okuru yakalayan sahici bir üslubu olduğu da su götürmez bir gerçek. Okuyup okumamak size kalmış derim.

Dövlet / Bekir Coşkun

Dövlet
Bekir Coşkun
1990

Bekir Coşkun'un sivri bir kalemi var. Söyleyeceği şeyleri ve yapacağı eleştirileri lafı dolandırmadan güçlü bir üslupla dile getiriyor. Mizahi yazılarının etki dozunun da  bu nedenle yeterince kuvvetli olduğu öne sürülebilir. Ancak yazıların her yerinde aynı dozda nitelikli bir humor görüldüğü söylenemez. "Dövlet" kitabındaki Bekir Coşkun yazılarının özellikle final kısımlarının güçsüz kaldığı kanısındayım. Güçlü bir giriş, iyi bir gelişme, ancak finaller epeyce sönük. Yine de, kitaptaki çalışmaların gazete yazısı olduğu düşünülürse, belli bir kalıcılık yakalaması da başarı olarak değerlendirilmeli.

2 Mayıs 2015 Cumartesi

Yazar Olacak Çocuk / Mehmet Azim

Yazar Olacak Çocuk
Mehmet Azim
2012
 
     Günümüz eğitim sisteminin en büyük eksiklerinden ve yanlışlıklarından biri, öğrencileri test sistemine çok erken yaşta yönlendirmek. Okumayı daha yeni öğrenmiş, mini mini ilkokul birinci sınıf öğrencilerine bile test çözdürmeye çalışan anlayışın yanlış olduğu kanaatindeyim. Elbette sınavlar, testler gerekli ve hayatın da bir gerçeği. Ancak okumanın o eşsiz lezzetini duyumsayamamış, hayal kurmanın deryalarında yelken açamamış, duygu ve düşüncelerini anlatmaya ve yazıya dökmeye yönlendirilmemiş öğrencilerin, müfredat bilgilerinin kuruluğu içinde zihinlerini köreltmelerini üzücü bir durum olarak görüyorum. 

     Zambak Yayınları tarafından okurlara sunulan, Mehmet Azim'in kaleme aldığı "Yazar Olacak Çocuk" kitabı, tam da bu bahsettiğim sorunun çözümüne odaklanıyor. Çocukları ve gençleri yazmaya, yazarak kendi benliğini ve kişiliğini keşfetmeye çağırıyor. Özlü, dahası veciz bir anlatımla yazarlık dünyasında yolculuğa çıkmaya niyetli öğrencilere, tecrübeler ışığında şekillenmiş, açıklayıcı ve yol gösterici bir harita sunuyor.

     Edebiyatın her alanına değinen, hikaye, şiir, masal, gezi yazısı, hatıra, söyleşi branşlarında temel bilgiler veren, çocukların tecrübe kazanmalarına vesile olacak öneriler sunan bir çalışma "Yazar Olacak Çocuk". Mehmet Azim'in kitaptaki üslubundaki motive edici, yüreklendirici söyleyiş, yazar adaylarına kendine güvenmeleri hususunda önemli bir katkı sağlayacaktır kanaatindeyim.

     Kitabın görselliğine de ayrı bir paragraf açmakta fayda var. Nuri Can Kaflı'nın kitap içeriğindeki belli bir tarz oluşturmuş resimleri ve sayfa düzenindeki renkçe zengin grafik tercihler, yapıtın bir solukta okunmasını kolaylaştırıyor.

     Sadece çocukların ve gençlerin değil, çocuk edebiyatına ilgi duyan herkesin ve özellikle de çocuk kitabı yazarlarının da okuması gereken bir çalışma bu. Çünkü çocuk edebiyatının temel dinamiklerini özlü ve derli toplu şekilde bir arada sunmuş Mehmet Azim. Netice itibariyle "Yazar Olacak Çocuk" adlı bu eserin, yazınsal açıdan çocuk edebiyatında önemli bir boşluğu doldurduğu söylemek mümkün. 

11 Mart 2015 Çarşamba

Özgürlük Hukuku / Vehbi Hacıkadiroğlu

Özgürlük Hukuku
Vehbi Hacıkadiroğlu
1995

Vehbi Hacıkadiroğlu'nun Cem Yayınevi tarafından yayınlanmış Özgürlük Hukuku adlı kitabı felsefi açıdan başarılı bir çalışma. İçeriğinde ele aldığı mevzuları düşünsel bakımdan zengin ifadelerle değerlendirmiş. Referans aldığı batı filozoflarının düşüncelerini incelikli olarak yorumladığı söylenebilir Hacıkadiroğlu'nun. Kitapta özellikle, özgürlüğün temeli ve toplumsal gerekliliğinin felsefi yorumlarla açıklandığı kısımlar benim epeyce ilgimi çekti. Determinizm (Belirlenimlik) ilkesinin ele alındığı ilk kısımdan itibaren, kitap, dikkatli bir şekilde okunursa, bahsi geçen kavramlara biraz olsun ilgi duyan herkesin anlayıp yorumlayabileceği somut örneklerle pekiştirilmiş. Bu özgün yapıtı, özellikle hukuk okuyan tüm öğrencilerin okumasını tavsiye ettiğimi belirteyim.

2 Mart 2015 Pazartesi

Komplo Yok / Mahir Kaynak

Komplo Yok
Mahir Kaynak
1999

Ünlü istihbaratçı Mahir Kaynak'ın doksanlı yılların ortalarında Aktüel Dergisinde yazdığı, çoğunlukla güncel yazıların derlendiği bir kitap Komplo Yok. Özellikle 28 şubat süreci, Refahyol hükümeti, Susurluk olayı, Körfez savaşı gibi yakın tarihte iz bırakmış olaylar hakkında derinlikli analizleri bu kitapta okumak mümkün. Kitaptaki öngörülerin önemli bir kısmının günümüzde gerçekleşmiş olması yazar Mahir Kaynak'ın büyük bir başarısı sayılmalı. Kitapta önemli gördüğüm satırların altını çizmek istedim. Ancak o kadar çok derinlikli tespitlere rastladım ki kitabın çoğu çizik içinde kaldı. Netice itibariyle, rastlanıldığı takdirde kaçırılmaması gereken bir kitap Mahir Kaynak'ın Komplo Yok adlı bu eseri.

14 Aralık 2014 Pazar

Bir Yağmur Türküsü / Hüseyin Su

Bir Yağmur Türküsü
Hüseyin Su
1999

Bir Yağmur Türküsü, belli açılardan bakılacak olursa çok da heyecanla okunan, iştiyakla bitirilme isteği uyandıran bir kitap değil. Hüseyin Su'nun eleştiri ve tespitleri yadırgatıcı sayılmaz. Makul yorumlar belli bir düzenle sistemli olarak okura aktarılmış. Ancak belli bir ortak paydada sistematik bir düzlemde ele alınmadığı için bütünsel bir perspektif yansıtmaya muvaffak olunamamış gibi. Yazarın ele aldığı eser ve sanatçılar büyük bir yankı uyandırmaktan uzak konumda olduğu için, öğretici yazınsal tecrübeler edinemiyoruz. Kitapta benim en çok ilgimi çeken yazı Sezai Karakoç'un yer yer ince eleştirilerle ele alındığı "Eğik Ehramlar" adlı çalışmaydı. Hece Dergisinde yayımlandığını tahmin ettiğim Hüseyin Su'nun bu yazılarının bir kitap kapağı altında bir araya getirilmesi her şeye rağmen biz okurlar için bir kazanç olarak değerlendirilebilir.

11 Aralık 2014 Perşembe

Yaban Gülü / Aytuğ Uslutekin

Yaban Gülü
Aytuğ Uslutekin
2014

Aytuğ Uslutekin'in "Yaban Gülü" adlı kitabı, yazarın hayatında iz bırakmış kitaplar, filmler, şarkılar hakkında kuşatıcı ve derinlikli yazıları içeriyor. İçtenlikli bir üslupla, karşılıklı konuşuyormuşçasına samimi bir anlatımın kitabın bütününün atmosferine sindiği rahatlıkla söylenebilir. "İris" filminden hareketle yazılan, duygusal çağrışımların cisimleştiği yazı epeyce sarsıcı. "İnci Küpeli Kız" filmi hakkındaki yazı da, okurlarda, bahsi geçen filmi hemen izleme isteğini tetikliyor. John Banville'in Deniz adlı eserinden hareketle kaleme alınan yazı, Uslutekin'in çocukluğuna tatlı bir yolculuk yapmasına vesile olarak nostalji penceresini aralamış. "Küçük Dev Adam" filminin esiniyle, insan gerçeği ve özgürlük üzerine hoş sözler okuyoruz. Şekerfuruş Mescidi yazısında ise, şehir gezisi esnasında meydana gelen ilginç bir keşfin izlerini sürmek mümkün. Kitabın adı olan "Yaban Gülü"nün, kitabın türü ve içeriği hususunda, okurlar için yeterince aydınlatıcı olmadığını da burada eklemem gerek. Sözün özüne gelirsek "Yaban Gülü" ile zengin bir kültürel donanımın izlerinin paylaşımının söz konusu olduğunu belirteyim.

22 Ekim 2014 Çarşamba

Seyirci Sahneye Çıkıyor / Salah Birsel

Seyirci Sahneye Çıkıyor
Salâh Birsel
1989

Kitap, yazar Salah Birsel'in geçmişte dergilere verdiği söyleşilerden, gazetelere verdiği röportajlardan, soruşturmalara verdiği cevaplardan derlenmiş. "Seyirci Sahneye Çıkıyor" eserinde yazarımızın şiir, yazı, deneme, okumak vb. konularda üst perdeden verdiği cevapları okuyoruz genelde. Kimi zaman can sıkıcı düzeyde tekrarlara düşülmüş. Salah Birsel, başka eleştirmen ve şiir tarihçilerinin kendi eserleri hakkında yapması gereken tespit ve değerlendirmeleri kendi kendine yaparak tuhaf bir davranış sergilemiş. Salah Birsel'in kendi şiirlerindeki gülmece ve yergi ögelerinin önem ve gereğine tekrar tekrar vurgu yapması bir noktadan sonra bıktırıcı oluyor doğrusu. Kimi bölümlerde Birsel'in samimi ve sıcak üslubunun sardığı  etkileyici ayrıntılara da takılıyoruz. Ama hepsi o kadar.

12 Ekim 2014 Pazar

Sağ'sız Sol'suz Demokrasi / Hıfzı Veldet Velidedeoğlu

Sağ'sız Sol'suz Demokrasi
Hıfzı Veldet Velidedeoğlu
1976

Hukukçu Ordinaryüs Profesör Doktor Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun Cumhuriyet Gazetesinde altmışlı yılların sonu ve yetmişli yılların başında yayınladığı yazıların derlendiği bir kitap "Sağ'sız Sol'suz Demokrasi". Bahsi geçen zamanlardaki ülkemizin demokrasi tecrübesinin ne minvalde gittiğini görmek açısından önemli bir eser olduğunu söyleyebilirim. Yazarın birikimini düzeyli bir üslupla yansıttığını belirtmekte de fayda var. Kitap yayınlanalı kırk yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına rağmen içeriğindeki konuların halen Türkiyemizin gündeminde yer alması hem şaşırtıcı, hem de demokrasi kültürümüzün gelişme düzeyini göstermesi açısından üzücü. Örneğin kitapta bahsi geçen "Sandık demokrasisi" , "Demokrasilerde idarenin tarafsızlığı" , ""Demokrasilerde hukuka bağlılığın önemi" , "Hükümetlerin kendi seçmeni olmayanlara karşı adil yaklaşımı" vb.  konuların halen güncelliğini sürdürmesi epeyce acı bir gerçeklik. Şayet Sağ'sız Sol'suz Demokrasi kitabını elde etme şansı yakalarsanız, ibretle okuyacağınızı tahmin ediyorum.

9 Eylül 2014 Salı

Soğuk Savaş Yazıları / Demirtaş Ceyhun


Soğuk Savaş Yazıları
Demirtaş Ceyhun
2001

Demirtaş Ceyhun'un "Soğuk Savaş Yazıları" kitabı içindeki denemelerini genel itibariyle kitabın adıyla çağrışımlı olarak "soğuk" buldum. Bence deneme türündeki eserlerin en gerekli vasfı, okurları saran, samimiyet kuran bir sıcaklık içermeleri olmalı. Yazarla sanki karşılıklı sohbet eder gibi bir havada okuduğum yazıları şahsen daha ilgi çekici buluyorum. Buradaki mesafeli üslup tercihi Demirtaş Ceyhun'un bilinçli bir çabası sonucu mu oluşmuş, o konuda bir fikrim yok. Soğuk Savaş Yazıları kitabının bana hitap etmemesinin bir nedeni de, içeriğinde ele alınan mevzuların benim ilgi alanıma girmemesidir, diye düşünüyorum. Yani kısacası, bu kitabı ilgi ve merakla okuduğumu söylersem yalan olur. Ama elime aldığım her kitabı sonuna dek bitirmek gibi kötü bir huyum var. O nedenle çoğu sayfayı sıkıcı bulsam da, eseri sonuna dek okudum.

14 Ağustos 2014 Perşembe

İntihar / Cahide Günay

İntihar
Cahide Günay
2005

Tuhaf bir tesadüf sonucu, Robin Williams'ın kendi hayatına son verdiği günlerde okudum bu çalışmayı. İntihar hakkında ilginç bir kolaj oluşturan, alıntılar, açıklamalar, yorumlar, olay tespitleri içeren bir kitap yazmış Cahide Günay. Bu yapıtın temel amacının intihar düşüncesi olanları vazgeçirmek ve bu tür kişilere karşı nasıl davranılacağını öğretmek olduğunu varsayabiliriz. Ancak bu durumda kitapta çeşitli çelişkilerle karşılaştığımızı ifade etmeliyiz. Çünkü kitapta hem ayrıntılı intihar tasvirlerinin zararlarından bahsedilirken, hem de birçok intihar vakası ayrıntılarıyla anlatılmış. Hem ünlü insanların intiharını gündeme getirmenin özendirici olacağı vurgulanırken, hem de birçok sanatçı ve şöhretli kişinin intiharları hatırlatılmış. Ayrıca internetten derlenmiş yazarı belli olmayan kimi kalitesiz öykücüklere de yer verilmesi kitabın ciddiyetini zedelemiş diyebilirim.

1 Temmuz 2014 Salı

Hayata ve Siyasete Dair / Can Dündar

Hayata ve Siyasete Dair
Can Dündar
1999

Can Dündar'ın kalemi epeyce işlek. Yazdıklarını ilgiyle ve merakla okutuyor. İfade ettiği görüşlerine katılmasam bile, kendi argümanlarını ustaca ortaya koyması nedeniyle düşünsel zenginliğe vesile olduğunu kabul edebilirim. Samimi üslubu ve herkese hitap edebilecek kısa ve duygusal cümleleriyle çok okunmasının ve sevilmesinin ipuçlarını ortaya koyuyor. Kimi zaman oldukça radikal, toplumsal kabullerimiz açısından yadırgatıcı, dahası marjinal söylemleri kolaylıkla ifade edebilmesi de cabası. Özellikle doksanlı yılların ortasındaki güncel gelişmeleri ve siyasetin yönelimlerini hatırlamak için de bir olanak sunan "Hayata ve Siyasete Dair" bir mükemmellik içermese de ortalama bir okuma keyfini sunmayı başarıyor. 

28 Haziran 2014 Cumartesi

Seçilmiş Gezegen / Aslı Kaplan

Seçilmiş Gezegen
Aslı Kaplan
2013

Kimi kitapların okunmasında resimler ve sayfa tasarımı önemli bir etken oluşturabilir. Aslı Kaplan'ın "Seçilmiş Gezegen" adlı çalışması benzer kitaplarla kıyaslandığında göz alıcı içeriği ile farkını hemen hissettiriyor. Ancak kitabın güzellikleri bu görselliğiyle sınırlı değil. Çünkü ele aldığı konuları ifade ediş üslubu, her eğitim seviyesi ve yaş grubuna hitap edebilecek çerçevede zengin bir anlatımsal güce sahip. Yani hem ilkokul öğrencilerinin ve hem de ilkokul öğretmenlerinin ilgi ve merakla okuyabileceği bir kitapla karşı karşıyayız. Büyük bir mucizenin evi olan insan vücudunun ilginç özelliklerini okuyarak başlıyoruz okuma serüvenimize. Sonrasında hayvanlar aleminden birbirinden muhteşem ve şaşırtıcı bilgileri ediniyoruz. Seçilmiş Gezegen adlı bu hoş kitabı tanıtmakta anahtar işlevi gören kelime belki de bu olmalı: "Şaşırtıcılık". Neden derseniz, ucundan kıyısından duyduğumuz ya da bir yerde okurken gözümüze çarpmış önemli bilgileri, böyle bir arada bulunca ve arka arkaya okuyunca, muazzam bir şaşkınlığa kapılmamak adeta olanaksız. Üçüncü bölüm, bitkiler dünyasından derlenmiş bilimsel verileri kitabın perspektifi çerçevesinde ortaya koymuş. Dördüncü ve son bölüm ise Dünya ve Uzay konu başlığıyla sunulmuş. Bu son bölümün benim altını çize çize okuduğum en çok faydalandığım kısım olduğunu ayrıca vurgulamam gerekiyor. Netice itibariyle, ilkokul ve ortaokul fen derslerinde, çoğu zaman sıkıcı ayrıntılarla boğulmuş müfredatı renklendirmek için, derste ara sıra kısa pasajlar okumak suretiyle öğrencilerin ilgisini canlı tutabilmek için de faydalanılabilecek, son derece kaliteli ve özenle hazırlanmış bir kitap ortaya koymuş Aslı Kaplan. Son dönemde, bunun gibi birbirinden nitelikli çalışmalara imza atan Muştu Yayınlarına ayrıca teşekkür etmek gerek.

2 Nisan 2014 Çarşamba

Susarak Konuşalım / Ali Çolak

Susarak Konuşalım
Ali Çolak
2014

Kitabın adı olan "Susarak Konuşalım" tabiri, kitabın içeriğini bütünüyle yansıtan bir tutumu alabildiğine yansıtıyor, demek istiyorum ilk söz olarak. Ali Çolak'ın ilk bakışta hemen göze çarpan son derece tutarlı, kaliteli bir üslubu var. Okurlarını hiç şaşırtmayan bir özen ve titizlikle örüyor denemelerini. Yazarın bu içselleşmiş incelikli dili, kitabı okuyanlarda sanki karşılıklı konuşuyormuşçasına bir samimiyet peyda ediyor. Genellikle roman ve hikaye gibi kurgu yapıtlarda karşılaşılan "insanın gözünün önünde canlanma hali" bu denemelerin çoğunda rastlanan bazı güçlü betimlemelerdeki kimi ruhsal tasvirlerde de ön plana çıkmış. Günümüz teknolojisi sayesinde gittikçe yayılan "süratli yaşam, hızlı hayat" felsefesinin dayattığı yavan düşünsel atmosferimiz, doğruyu söylemek gerekirse, "Susarak Konuşalım"daki gibi derinlikli yazıları barındıran sağlam yapıtlara ciddi bir ihtiyaç hissettiriyor. Yalnız, bu kitabı okurken, gerekli düşünsel etkileşimin istenen oranda sağlanması için, okuma yapılan ortamın tamamen "sessiz" olmasının gerektiği kanaatindeyim. Evet, sakin bir ortamda kitabı bitirdiğinizde, suskunluğun o muazzam sesini çok daha net duyacaksınız.