Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2016 Cuma

Cepheye Yollanırken / Wolfdietrich Schnurre

Cepheye Yollanırken
Wolfdietrich Schnurre
1980

İkinci Dünya Savaşı döneminin Nazi Almanya'sından çarpıcı kesitlerin yer aldığı, güçlü anlatımıyla etki alanını genişleten, başarılı öyküleri bünyesinde barındıran bir kitap Wolfdietrich Schnurre'nin kaleminden çıkma 'Cepheye Yollanırken'. Zeyyat Selimoğlu'nun yetkin çevirisinin eserin kalitesini yansıtmasında önemli payı olduğu öne sürülebilir. Özellikle "Kaçarken" adlı öyküdeki iç burkucu yalın gerçeklik yansıtımı ve "Dönüş" adlı öyküdeki çarpıcı tasvirler ve ruhsal çözümlemeler, bir okur olarak beni ziyadesiyle etkiledi. Savaş yıllarının bunalımlı atmosferini bire bir aktarmada yazarın muazzam bir başarı kazandığı öne sürülebilir. Sayfaların arasında, imgesel çağrışımlar oluşturan, yer yer küçük umut kırıntıları serpiştirilmesi, zihinde hoş etkiler bırakıyor. Savaşın anlamsızlığının vurgulandığı bu güzel kitabı bulursanız, okumadan bırakmayın, derim.

17 Ağustos 2015 Pazartesi

Al Kumsallar / J.G.Ballard

Al Kumsallar
J.G.Ballard
1995

Ballard'ın Al Kumsallar adlı kitabı anlaşılması zor ve karmaşık öykülerin bir arada bulunduğu ilginç bir yapıt. Ürünlerin anlaşılmasının zorluğu, fazlasıyla çok özel isim barındırması, farklı jargonlardan uzmanların anlayacağı kavramlara sıkça atıf yapması ve uzun, dağınık yapıda cümleleri tercih etmesi gibi nedenlere bağlanabilir. Yazarın hayal gücüne şapka çıkarmamak olanaksız. Ancak tasvir ifadelerindeki muğlak soyutluk, okur ilgisini üst düzeyde tutmakta zorlanmasına sebep olmuş. Kurgudaki karmaşa ve her karakteri okurun daha başta tanıdığı varsayımı özgüveni, eserin akılda kalıcılığını yaralayıcı bir çerçeveye evrilmiş. Kitapta en beğendiğim öykünün "Şarkı Söyleyen Heykeller" adını taşıyan, hayal gücünün sınırlarını zorlayan ve alabildiğine duygusal olmayı başaran ürün olduğunu söyleyeyim.

11 Ağustos 2015 Salı

Son Beste / Erdem Katırcıoğlu

Son Beste
Erdem Katırcıoğlu
2005

Erdem Katırcıoğlu'nun Son Beste adlı hikaye kitabının ilk ürünü "Yazgan Niyazi" naif ama bir o kadar da ilgi çekici bir anlatımı bünyesinde barındırıyor. Dolayısıyla eseri okumaya başlayan kişiler hoş bir çalışmayla kitaba başlamanın avantajını yaşıyor. İkinci öykü, kitaba da adını veren "Son Beste" eserdeki çoğu üründe olduğu gibi trajik bir finali bünyesinde barındırıyor. Ve okurun beklenti çıtasını yükselten bir başarı çizgisini muştuluyor. Yazar Erdem Katırcıoğlu yazdığı çoğu hikayede kendi hayatından yansımaları da belli oranda kurguya eklemlemiş, diye düşünüyorum. Kitapta çoğu başarılı sayılabilecek toplam sekiz hikaye var. Yazar Katırcıoğlu'nun, gündelik dilin sadeliğini, dramatik yönden etkileyici eserlere dönüştürmede başarılı olduğu söylenebilir. Ancak öykülerdeki kimi gereksiz ayrıntılar ve faydasız ifadelerin bütünlüğe zarar verdiği ve üslupta yoğunlaşmaya olanak tanımadığını da olumsuz bir not olarak ifade etmek isterim.

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Kuşlar Uzaktı Sonra / Yılmaz Odabaşı

Kuşlar Uzaktı Sonra
Yılmaz Odabaşı
2001

Yılmaz Odabaşı'nın 147 sayfalık "Kuşlar Uzaktı Sonra" adlı kitabında beş hikaye yer alıyor. Eserdeki bu beş hikayenin hepsi de birbirinden ilgi çekici bir üslupla ele alınmış. Yaşanmışlıkların da getirmiş olduğu yadsınamaz bir avantajla, Yılmaz Odabaşı, kitabının daha ilk sayfasından itibaren okurlarını memnun edici bir tutarlılık ve ilkesellik gösteriyor. Ben kitabın ilk hikayesi olan Kuşlar Uzaktı Sonra'dan daha çok etkilendim. Diğerleri de başarılı ürünlerdi elbette, ancak en vurucu çalışmalar kitabın başlarına yerleştirilmiş, diye düşünüyorum. Yazarın politik görüşlerini ikna edici argümanlarla okura angaje etmekte ziyadesiyle başarılı olduğu, su götürmez bir gerçek. Kitaptaki hikayelerin çoğundaki yerel dilin kullanımındaki güzellik ve güçlü etki de yadsınamaz. Olumsuz bir yorum yapacak olsam, "Kuşlar Uzaktı Sonra"daki hikayelerin final kısımlarının daha etkileyici bitebilme potansiyeline sahip bulunduğu, ama bu olanağın kullanılmadını söylerdim.

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Eski Bir Balerin / Feyza Hepçilingirler

Eski Bir Balerin
Feyza Hepçilingirler
2001

Soyut bir anlatımı yeğleyen, ancak derinlikli bir bakış açısını yansıtmaktan çok uzak bir yapıt olmuş Eski Bir Balerin. Feyza Hepçilingirler'in ağdalı dili, kendini bir Türkçe ustası olarak sunan bir yazar için bütünüyle facia olarak nitelenebilir. Kitabın içindeki hikayeleri okurken ziyadesiyle zorlandım. Çünkü tatsız tuzsuz bir üslupla yapılan ruhsal tahliller, hiçbir çarpıcılık ve özgünlük içermeyen neticeye ulaşıyor. Kitabın 1985 yılında Sait Faik Hikaye Armağanını kazanmış olması ise, bu ciddi edebiyat ödülü hakkında önemli bir kuşku vesilesi olarak algılanmalı. Kitaptaki on dört hikaye içinden iki tanesinin diğerlerine nazaran daha az kötü olduğu kanısındayım. "Gerdek" hikayesindeki sürprizli final küçük bir heyecan oluşturuyor. "İletişim" adlı üründe ise, bir yazarın imza günündeki tedirginlik ve hayal kırıklığı canlı bir tasvirle anlatılmış. Bu iki öyküdeki kıvılcım ise kitabın bütünsel olarak oluşturduğu fiyaskoyu azaltmayı başarmaktan çok uzak.

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Ufacıktım / Dora Gabe

Ufacıktım
Dora Gabe
1981

Kitabın başındaki "Sunuş" yazısını yazan editör Erdal Öz, yazar Dora Gabe ve bu kitabını çok mübalağalı ifadelerle övmüş. Başlangıçta okunan bu giriş yazısı, kitabın okurlarını daha yolun başındayken büyük beklentilere sokuyor. Ve bu yüksek beklenti içinde okunan eser de ister istemez bir hayal kırıklığı ve tatminsizlik oluşturuyor. Yazar Dora Gabe, çocuk gözünde algılanan ve çocuksu bir dille aktarılan dünya tasavvurunu başarılı bir şekilde eserine dökmüş. Tasvirler de incelikli ve güzel. Ancak "Ufacıktım" kitabındaki olay örgüsü ve serüven dizisi zayıf ve yetersiz kalmış. Buna rağmen, günümüz gençlerinin yabancı oldukları ince duyarlık ve hissiyatları aktarması bakamından eseri önemli buluyorum ve gençlere tavsiye ediyorum.

9 Mart 2015 Pazartesi

Yangın / Talip Apaydın

Yangın
Talip Apaydın
2000

Talip Apaydın oldukça velut bir kalem. Yangın adlı çocuklara hitaben yazılmış bu öykü demetinde ülkemiz coğrafyasından ilginç çocuk portreleri ortaya koymuş. Özellikle maddi sıkıntı yaşayan, toplumun fakir kesimlerine çevirmiş objektifini yazarımız. Toplumsalcı bir bakış açısını yansıtan ifadelerle, samimi bir üslup kullanarak çocuklara hitap etmeyi tercih etmiş Talip Apaydın. Özellikle merhamet duygumuzu harekete geçirici, içerikteki birbirinden acıklı hikayeler, etkileyici bir iz bırakacaktır okuyan çocuklarda. Anadolu coğrafyasından devşirilmiş gerçekçi sahnelerin aktarıldığı ince bir duyarlık yansıtmış yazarımız. İmkan olursa okumakta fayda olduğu kanısındayım.

4 Kasım 2014 Salı

Ha Gayret Hasip Efendi / Kemal M. Altınkaya

Ha Gayret Hasip Efendi
Kemal M. Altınkaya
1943

Kemal M. Altınkaya tarafından yazılmış "Ha Gayret Hasip Efendi" adlı 103 sayfalık bu kitap, içinde üç tane uzunca hikaye barındırıyor. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde kaleme alınmış bu çalışmanın içindeki ilk hikaye, kitaba da adını vermiş çalışma olan "Ha Gayret Hasip Efendi" benim en çok beğenimi kazanan öykü oldu. Yazar Altınkaya'nın en belirgin özelliği, konuşma dilinin o belirgin kıvrak söyleyişini, böyle hoş tarzda edebiyat eserine yansıtabilmesi. Ancak kitaptaki hikayelerin kurgularındaki ilkellik günümüz okuru açısından kolayca fark edilebilir boyutta. Karakterler de karton karakter hüviyetinde arzı endam ediyor. Hoş bu tercih yazarın bilinçli bir karikatürasyon çabasından kaynaklanmış da olabilir. Kitaptaki mizah ögeleri epeyce ön planda. Bu yönden kitaptaki hikayeleri, Aziz Nesin öykülerinin biraz daha uzun ve hantal ataları olarak okuyabilmek mümkün. Kitaptaki diğer iki hikayenin adları: "Hasan Bey'in Başına Gelenler" ve "Ben Sana Bir Şey Söyleyeyim Mi?". Netice itibariyle naçizane kanaatimce, tarihselliği içinde bir önem arz etmeyen vasat bir kitap "Ha Gayret Hasip Efendi".

15 Ekim 2014 Çarşamba

Altın Ekicisi / Rıfat Ilgaz


Altın Ekicisi
Rıfat Ilgaz
1972

Kolay okunan bir kitap. Yer yer insanı gülümseten görüntüler tasvir ediyor Rıfat Ilgaz. Temiz ve çapaksız bir dille karşılaşıyoruz Altın Ekicisi kitabında. "Hassas Kantar" gibi rüşvet olaylarını ustalıkla hicveden öyküler de var içerikte. "Yağcılık" isimli son derece ironik hikaye gibi, orijinal çalışmaları da kapsıyor eser. Sonunda da iki tane hoş masal var. Masallardan birisi kitaba adını vermiş. Okuyorsunuz ilgiyle ve yer yer de merakla. Ama sonrası yok. Geleceğe kalan bir etkilenim kırıntısı, zihinde oluşan bir tortu bırakmıyor Rıfat Ilgaz'ın Altın Ekici'si.

11 Eylül 2014 Perşembe

Ay Aydınlığı (Kasabalı Öykücüler) / Emine Kuşoğlu

Ay Aydınlığı
(Kasabalı Öykücüler)
Derleyen: Emine Kuşoğlu
2014

Kasaba Sanat Edebiyat Dergisi'nin öykücülerini biraraya getiren hoş bir öykü seçkisi geçti elime: Ay Aydınlığı. Kitabın adı ne hoş, ne ahenkli bir söyleyişe sahip değil mi? "Ay Aydınlığı"... Kitabı elime aldığımda, bu eseri bitirdiğimde en beğendiğim üç öyküyü belirleyeceğim diye kendi kendime karar vermiştim. Seçim yaparken de zorlandığımı itiraf etmem gerek. Ancak kendimce birinciyi seçerken vicdanım çok rahattı. Çünkü Hayri Tunç'un "Baba - Oğul Evlendik" adlı öyküsü her yönüyle muazzam bir orijinalite içeren, hem eğlenceli, hem trajik, hem kolay okunan, hem de derinlikli bir yapı barındıran çok çarpıcı bir çalışmaydı. Hatta bu öyküyü aynı akıcılığı taşıyan bir roman şeklinde okumayı arzu ettim doğrusu. Bence kitabın ikinci en başarılı öyküsü Emine Kuşoğlu'nun "Yıldızların Göçü" adlı çalışmasıydı. Bu ürünün en güçlü yanı, mevcut atmosferini çok etkili yansıtması, adeta ekranda izlediğim nostaljik bir dramatik film canlılığıyla sahnelerini zihnime aktarabilmesiydi. Çevresel tasvirlerin başarısı yanısıra, duygu durumu aktarımında da üst düzey bir öykü okudum doğrusu. Naçizane kanaatimce kitabın üçüncü en başarılı öyküsü Fatma Ergüneş'in kaleme aldığı "Eskici" adlı üründü. Eskici'deki karakterlerin gücü ve etkili kompozisyonları, içerdiği trajik olguların lezzeti, bu çalışmayı seçmemde önemli bir etken oluşturdu. Ergüneş'in öyküsünün final kısmının biraz daha vurucu olabileceğini düşünsem de bu tercihimi değiştirmedim. Mesela Fatma Karagöz'ün "Saç Aşağı Kız Yukarı" hikayesinin sonu hakikaten iyiydi, ancak onun da giriş ve gelişme bölümleri biraz zayıf kalmıştı. Satırlarıma burada son verirken, Kaya Başar'ın "Kurnaz Tilki Burçin" adlı öyküsünün adeta kaçırılmış bir fırsat olduğunu, daha yoğun ve konsantre bir anlatımla ele alınsa epeyce çarpıcı bir öykü okuyabileceğimiz görüşümü de aktarma lüzumu hissediyorum.

6 Eylül 2014 Cumartesi

Baba ile Kız / Kemal Özer

Baba ile Kız
Kemal Özer
1999

Kemal Özer'in Baba ile Kız kitabının kapağı, ilk çağrışım olarak, eserin bir çocuk kitabı olduğunu hissettiriyor. Hatta arka kapak yazısını da okuduğunuzda kitabın bir çocuk kitabı olduğuna tamamen emin oluyorsunuz. Oysa kitabı okumaya başladığınızda bu kanaatinizde yanıldığınızı anlıyorsunuz. Baba ile Kız kitabındaki çoğu öykü, Kemal Özer'in 1950'li yıllarda Seçilmiş Hikayeler Dergisi, a Dergisi, Dost Dergisi, Değişim Dergisi, Dönem Dergisi gibi yayın organlarında yer almış çalışmalarından oluşuyor. Genelde soyut ifadelerin ağırlık taşıdığı bir öykü dilini yeğlemiş yazar. Yeterince ilgi çekici ve heyecan verici hikayeler okuduğumu söyleyemem. Ancak "Ağustos'tan I" ve "Ağustos'tan II" adlı öyküler, daha hayatın içinden çağrışımlar taşıdığı için, benim için kitaptaki diğer çalışmaların bir adım önünde yer aldı. Bütünsel bir açıdan bakacak olursak, şair olarak kendine önemli bir yer edinmiş olan Kemal Özer'in öykülerinin şiirleri kadar ilgi çekici olduğunu söyleyemem.

28 Ağustos 2014 Perşembe

Es Be Süleyman Es / Salim Şengil

Es Be Süleyman Es
Salim Şengil
1994

Salim Şengil bu kitabında çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği bir güney kasabasının yaşamını ve insanlarını sevgiyle anlatıyor. Anlatılan zaman dilimlerindeki sosyal yaşantıyı ve çevresel koşulları yansıtmakta başarılı olunmuş. Ancak bazı öykülerin dramatik yapıları çok zayıf. Dikkatli bir bakışla incelenirse kitaptaki öyküler otobiyografik ögelerin ön plana çıkmasıyla belli bir bütünsellik kazanıyor. Ürünlerin hepsinin aynı kaliteyi yakalayamaması önemli bir handikap oluşturmuş. Kitaptaki en sevdiğim hikaye "Karagedik"de ele alınan şahsın dramı ve psikolojisi çok güçlü şekilde aktarılmış. Es Be Süleyman Es, Postacı Bayram, Oşirin adlı çalışmalar da kitabın içinde ön plana çıkan ve sivrilen hikayelerden. Adını andığım ürünler kitabın geçer not alması için bence yeterli.

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Kara Üzüm Salkımı Hüzünler / Nursel Aras

Kara Üzüm Salkımı Hüzünler
Nursel Aras
2004

Anlatımın olgunlaştırılması, anlatılacak konunun dilsel zariflikle zenginleştirilmesi kaliteli ve ilgiyle okunan bir öykü kitabı için çok önemli. Nursel Aras'ın Kara Üzüm Salkımı Hüzünler kitabında anlatılan konuların ilgi çekicilik barındırdığı ortada. Ancak anlatım dili yeterli özen ve inceliği yeterince barındırmıyor yazık ki. Kitapta şayet "Ölüm" adlı ilk öyküdeki gibi kısa ve vurucu metinler yoğunluk kazansaydı daha isabetli olacakmış kanaatindeyim. "Dönüş" öyküsündeki gibi savruk bir anlatım tercih edildiğinde, ürünlerin etki gücü ziyadesiyle azalıyor. Netice itibariyle Nursel Aras'ın hikayelerinden bir okur olarak memnun kalmadığımı, yazarın ürünlerinin edebi beklentimi karşılamaktan uzak olduğunu söyleyeyim.

16 Şubat 2014 Pazar

Memduh Şevket Esendal'dan Seçmeler / Muzaffer Uyguner

Memduh Şevket Esendal
Yaşamı, Sanatı, Yapıtlarından Seçmeler
Derleyen: Muzaffer Uyguner
1991 

Esendal'ın hayatının kısa bir panaromasının çizildiği ilk bölüm, Muzaffer Uyguner'in kıvrak kaleminden çıkmış olmanın etkisiyle ilgiyle okunuyor. Kitabın başından itibaren özenli bir söyleyiş hakim. Esendal'ın düşünsel arka planının çok iyi tasvir edilmiş olması hemen kendini hissettirmiş. Mevcut tarihsel dönem koşullarını da göz önüne getirdiğimizde yazarımız Esendal hakkında bütünlüklü bir kanaate varabiliyoruz. Kitabın ikinci bölümünü oluşturan Memduh Şevket Esendal'ın hikayelerinden seçmeler kısmı da tadına doyulmaz bir okumaya kapı aralıyor. Esendal'ın diyologları olağanüstü güzel. Konuşma dilini bunca güzel kullanan bir hikayeciye şimdiye dek rastlamamıştım. Kitaptaki en etkilendiğim hikayeleri: "Otlakçı, İşin Bitti, Bu Yollar Uzar, Demokratik Seçimler" şeklinde bir çırpıda sıralayabilirim. İmkanım olursa Esendal'ın diğer çalışmalarını da edinip okuma niyetindeyim.  

18 Ocak 2014 Cumartesi

20'lik / Erkan Ezbiderli

20'lik
Erkan Ezbiderli
2014

Erkan Ezbiderli'nin öyküleri kendini ilgiyle okutuyor. Heyecan ögesini diri tutan bir yapıda. Akıcı. Dil kullanımı kimi yerlerde savruk ama kendi içinde tutarlı. Yalnız hikayelerin sonu, genel olarak yeterince vurucu ve çarpıcı değil. Yani ilgiyle okuduğumuz olay örgüsü, beklentiyi karşılayıcı tarzda bir final vuruşuyla kapanmıyor çoğunlukla. Kitaptaki hikayelerde anlatılan karakter ve tipler de, birbiriyle benzer bir ruh hali ve sosyal çevreyi kapsadığı için yeterince zengin bir yelpazede çeşitlenmemiş. Genel olarak benzer psikolojide karakterlerin öykülerini okusak bile, ruh dünyasının derinliğini tasvir etmede Ezbiderli'nin başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Hele bunun da bir ilk kitap olduğunu göze alırsak yazarı tebrik etmemiz gerekir. Tematik ve üslupsal yönsemeleriyle, yer yer Charles Bukowski'yi andırsa bile, ilerleyen dönemde yazarın kaleminden bu etkilenimden rahatça kurtulacak seviyede ürünler okuyabileceğimizi düşünüyorum. 

13 Aralık 2013 Cuma

Nur Hikayeleri / Nazlı Hilal Kızılkaya


Nur Hikayeleri
Derleyen: Nazlı Hilal Kızılkaya
2010

Risale-i Nurdaki temsiller ve hikayeleri toplu halde birarada okumak için faydalı olacağını düşünerek bu kitabı merakla satın aldım. Ama özensiz ve kalitesiz bir derlemeyle karşılaştığımı ne yazık ki eve gidip kitabı okumaya başladığımda fark ettim. Bir kere, kitapta hikayelerin neye göre sıralandığı belli değil. Dil ise son derece basit. Hiçbir okuma keyfi vermiyor. Sayfa düzeni epeyce özensiz. Yani niteliksiz ve orijinallik içermeyen,  basit bir kitap olduğunu burada ifade edeyim ki, siz de kitabın ismine kanarak kapsamlı ve doyurucu bir çalışmayla karşılaştığınızı sanmayasınız. 

1 Kasım 2013 Cuma

Sabahleyin Bir Tantana / Yılmaz Yılmaz

Sabahleyin Bir Tantana
Yılmaz Yılmaz
2012

Yılmaz Yılmaz günümüz öykü dünyasının son dönemde öne çıkan isimlerinden biri. Dergilerdeki ürünleriyle adından sıkça söz ettiriyor. Yine Okur Kitaplığı'nca piyasaya sunulan ilk kitabı "Sâlik Yola Düşünce"yi ilgiyle okumuştum, epeyce beğenmiştim. "Gaybet" adlı tam bir dil ve üslup ziyafeti içeren öykü başta olmak üzere, birçok kalburüstü çalışma vardı bu ilk kitapta. Sâlik Yola Düşünce kitabı, titiz bir sanatçı bakışını önceleyen, akıcı ve derinlikli ürünler barındıran bir çalışmaydı. Ama yeni okuduğum  Yılmaz Yılmaz'ın ikinci kitabı "Sabahleyin Bir Tantana" bence ilk kitabın bir adım daha önünde yer alıyor. "Bu kanıya nereden vardın?" diye soracak olursanız; bu çalışmanın daha karanlık bir atmosferi (haydi karanlık demeyeyim ama sisli bir atmosfer diyeyim) ve daha komplike bir dili (haydi bunu da girift bir dil şeklinde ifade edeyim) barındırması... Örneğin "Yalnızlık Zamanında İç Dökmeler" öyküsündeki karakterin ruhsal tasvirini, 10 sayfa içinde böylesine güçlü, dahası unutulmaz şekilde yansıtabilmek, her babayiğidin harcı değil doğrusu. Yoksa "Gardiyanın Oğlu" öyküsündeki irkiltici ve ibret verici olayın, kurgu ve ifade tarzındaki çarpıcılığı mı daha ön planda vurgulasaydım, bilemedim... "Sabahleyin Bir Tantana" farklılık içeren, belki deneysel olarak da adlandırılabilecek yapıda öyküler de içeriyor. "İki Hayat Bir Öykü" adlı çalışma, alttan alta derin bir hüzün duygusunu, beyhudelik ekseninde, okurların zihninde orijinal bir kurgu tekniğiyle resmediyor. Evet. Bu güzel kitabıyla ritmi hiç düşmeyen, dünyayı incelikle tasvir eden bir çalışma olmasının avantajıyla bir oturuşta kolayca okunup bitirilecek ve tefekküre kapı aralayacak bir yapıt ortaya koymuş sayın Yılmaz. Tabii tüm bunlar, benim yaşadığım anılarımın ve öznel okuma deneyimlerimin birikimiyle oluşturduğum zihinsel arşivimde çınlayan yankılanmaların bir dökümü sonucu oluşmuş yorumlar... "Sabahleyin Bir Tantana" farklı vizyon ve okuma deneyimi yaşamış okurların daha zengin yorumlarına olanak tanıyacak geniş bir çağrışım alanı oluşturmuş nitelikli bir kitap. Okumakta muhakkak fayda var.    


1 Ekim 2013 Salı

Akdenizin Günlüğü / Seçkin Aydın Kınacı

Akdenizin Günlüğü
Seçkin Aydın Kınacı
2010

Kısa bir kitap zaten. Okuması da epeyce kolay. Dili akıcı, insanı sarıveriyor. Bunlar tamam. Ama her şeye rağmen kitabı neden pek sevemediğimi kendi kendime sordum. Biraz da düşündüm. Aslında bu cevaplarım tam net yargılar içermiyor. Ancak ilk söyleyeceğim şey "Akdenizin Günlüğü"nün yeterince sarsıcı temalar işlememesi ve üslubunun benim okurluğuma göre fazla naif kalmasıdır. Yapıtın ele aldığı duyarlıkların yıpranmış kalıpları aşamayan bir seviyede olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Biraz daha açık diyeyim: Yeni bir vurgu yok bu kitapta. Ya da ben bulamadım. Temiz bir dil var. Yetmiyor ki bu bize. Daha rafine söylemler arıyorum ben şahsen okuduğum eserlerde. Sonlara doğru ürünler daha nitelikli hale geliyor. "Altın Bileklik" , "Buluşma" , "Umut Kaldırımı" estetik seviyeyi yükseltiyor. Ama bu bence kitabın çıtayı aşabilmesi için yeterli olmuyor. Seçkin Aydın Kınacı'nın bence daha sıkı çalışılmış metinleri ortaya koymak için potansiyeli var. Bu potansiyelini kullanıp kullanmayacağını bize zaman gösterecek. 

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Bir İntihar Efsanesi / David Vann

Bir İntihar Efsanesi
David Vann
2012

En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim. Hayatımda okuduğum kitaplar içinde, beni en çok şaşırtan kitaplardan biri de budur. Nasıl bir şaşkınlık mı yaşadım? Dostoyevski'nin Suç ve Ceza romanını okurken, Raskolnikov karakterinin işlediği cinayetin tasvir edildiği sahneyi okurken de benzer bir şaşkınlık yaşamıştım. Burada "Bir İntihar Efsanesi" kitabının lokomotif öyküsü olan, 158 sayfa süren "Sukkwan Adası" öyküsünün içindeki şoke edici bölümden bahsederek kitabı okuyacakların yaşayacağı sürprizi bozmak istemiyorum. Ancak has edebiyat arayanların bu çalışmayı tercih ederlerse isabetli bir seçim yapmış olacaklarını ısrarla belirteyim. Sert hakikatlere tahammül edemeyen, basit kitaplar okumak isteyen okurların ise "Bir İntihar Efsanesi"nden uzak durmasını salık vereceğim. Şahsen ben kitabı okurken çabuk bitmesini istemediğim için acele okumadım, bol bol mola vererek okuduğum kısımları zihnimde evirip çevirdim ve tahlil ettim. Otobiyografik ögelerden de yararlanıldığı belli olan bu kitabın yazarı David Vann'ın diğer çalışmalarını da takip etme düşüncesindeyim.   

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Memleket Meselesi / Recep Şükrü Güngör

Memleket Meselesi
Recep Şükrü Güngör
2012

Recep Şükrü Güngör'ün hikaye kitabı "Memleket Meselesi"ni tek kelime ile tanımlamam gerekseydi "lezzetli" derdim. Nedenini şöyle söyleyeyim: Günümüzde öykü kitaplarının önemli bir kısmı, anlatımlarında genel itibariyle bir kuruluk, zorlanmışlık, bilgiçlik taslayan, bunaltıcı üslubu barındırıyor. Bu kitapta ise söyleyiş kolay bir şekilde akıyor. Okurken sanki, anlatılan olayların şahidi oluyormuş hissiyatı uyandı bende. Buradaki hikaye kahramanlarının karton tipler olmaması, bu milletin içinden çıkan karakterler olduğunu duyumsatması ise, muhakkak pozitif bir unsur olarak değerlendirilmeli. Yabancılaşma efektlerinin ön planda olduğu öykü kitaplarının bir furya halinde her tarafı kapladığı edebiyat ortamında, böylesine organik bir dille, kendi hikayelerimizi dinlemek, dinlendirici olduğu kadar, zenginleştirici bir deneyim olarak tanımlanmalı. Kitapta en beğendiğim ilk beş öyküyü sıralamam istenseydi, şöyle bir liste verirdim:

- Ezanla Kovulan
- Kör Yolculuk
- Ev Taksidi Bitince
- Tebessüm
- Dargın