Uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2018 Cuma

Hayat Döngüsü: İyi Günler, Kötü Günler

Hayatta hep bir iyi-kötü döngüsü olduğunu düşünüyorum. Ara ara eşimle, arkadaşlarımla, ailemle konuşurum bu döngüyü. Benim hayatım hiç tek düze olmadı. Çok kötü günlerim oldu sonra çok iyi günler geldi. Yalnız kaldığım günler oldu, sonra bir sürü arkadaşım olduğu günler. Annelikte de bu döngü sapmadı: doğumum kolaydı, doğumdan sonraki ilk aylar kolaydı, peşinden çok zorlandığım günler, hatta yıllar geldi

Bugünlerde iyi dönemdeyim sanırım. Çok dillendirip nazar değdirmek istemiyorum ama paylaşmadan da duramayacağım. Arya bu yıl büyük gelişim kaydetti. Yaz tatilindeki şımarık, düzensiz, kafasına eseni yapan, istediği olmayınca bağırıp çağıran çocuk gitti, erken yatan, erken kalkan, sınırlı tv hakkına hiç itiraz etmeyen, odasında kendi kendine oyun oynayan bambaşka bir çocuk geldi. Son 3-4 gecedir de tek başına uyuyor. Daha önce odasının hemen dışında oturup uyumasını bekliyordum. 3-4 gece önce "Anne, sen bekleme, git. Ben kendim uyurum" dedi. Önce beni kandırıyor, uyumayacak, kalkıp oyun oynayacak sandım ama günahını almışım. Gerçekten yatıp uyuyor.


Arya geçen sene geceleri uyumak bilmiyordu. Yatakta zıplıyordu, yanında yatmamızı istiyordu, bizi uyutup kendi kalkıyordu. Tam uyuduğunu sandığımda gözünü açıp süt, su, ekmek vs. istiyordu. Kısacası beni çıldırtıyordu. Tabi gece geç uyuyunca sabah vaktinde kalkamıyordu. Mecburen zorla kaldırınca da sürekli ağlayıp mızmızlanıyordu. Sabahları geç kalmadan evden çıkmak deveye hendek atlatmaktan zordu. Hayat kabus gibiydi. Sonra bu sene okul başlayınca Arya erkenden uyumaya ve sabahları sorunsuz uyanmaya başladı. Okul başlayalı 1 ay oldu ve maşallah biz daha hiç kavga etmedik.


Akşamları mutlaka ailecek yemek yemeye ve birlikte en az 15-20dk.lık oyun, resim, çizgi film, dergi okuma, deney gibi bir etkinlik yapmaya özen gösteriyoruz. Ne zaman yapacağımızı Arya belirliyor, ne kadar süre ile yapacağımızı biz. Hem onun istediği oluyor, hem bizim; ortada bir yerlerde buluşuyoruz :)

Tabi yazdıklarım, hayat birden güllük gülistanlık oldu, hiç sorun kalmadı, her şey dört dörtlük oldu gibi anlaşılmasın. Arya'nın bazı gereksiz hırçın tepkileri devam ediyor ama oldukça azaldı. Bir de bu sıralar sık sık şımarık bir ses tonu ve üslupla konuşuyor. Uyarsak da devam ediyor. Şu aşamada çok üstüne düşmemeye, görmezden gelmeye karar verdim. Zamanla geçer diye düşünüyorum. Bu şımarık üslup dışında bir de tabi ki odasını toplamama, oyuncakları diğer odalara da yayma eğilimi tam gaz devam ediyor. Ama olsun bunlar beni pek germiyor. Oda toplanır, uslup değişir yeter ki büyük sorunlar olmasın. Şu an için Arya'nın uyku, yemek, öz bakım gibi temel konularda sorun çıkarmaması beni mutlu etmeye yetiyor. Sadece sabahları Arya ile tartışmadan evden çıkabilmek bile benim için paha biçilemez. Geçen sene her güne stresle başlıyordum. Bu yıl kafam rahat. İnşallah nazar değmez, bozulmadan böyle devam ederiz.

28 Eylül 2017 Perşembe

Sil Baştan Uyku Eğitimi

2014 yılındaki şu yazımdan sonra Arya'ya nazar değdi.

4 yıl içinde Arya'nın uyku düzeni defalarca kez değişti. Bebekken kendi kendine uyuyordu, sonra uykusuz geceler, ayakta sallamalar başladı. Sonra zor da olsa sallamaktan kurtulduk, Arya tekrar kendi kendine uyumaya başladı. Taa ki gök gürültülü, yağmurlu bir gece yalnız yatmaktan korkana dek... "Anne çok korkuyoyum" dedi, o gece ve sonraki gök gürültülü gecelerde birlikte uyuduk ve Arya bir daha yalnız uyumayı kabul etmedi. O zamandan beri Evrim'le her gece nöbetleşe Arya ile birlikte yatıp, masal anlatıp o uyuyunca yanından kalkıyorduk. Ama bu yıl kalkamaz olduk. İşten güçten o kadar yoruluyoruz ki Arya'dan önce biz uyuyakalıyoruz. Uyanık olan diğerini Arya'nın yanından kaldırıp yatağa götürüyor. Kısacası akşam 9-10 biz Arya ile tavuk gibi uyuyoruz.

Okul açıldığından beri her gece Arya'yı uyuturken uyuyakaldığım için işlerim yarım kalıyor. Bu durumdan kurtulmam, bu uyku işine bir çare bulmam gerekiyordu. 2-3 gecedir Arya ile yatmıyorum, Arya'nın yatağının yanına oturup masal okuyorum, sonra iyi geceler dileyip o uyuyana kadar odasında kalıyorum. Gündüz epeyce yorulduğu için uyuması pek uzun sürmüyor şükür. Bu yöntemi denemeye karar verdiğimde Arya çok tepki gösterir sanmıştım ama gıkı bile çıkmadı. Daha ilk geceden uyum sağladı. Demek ki o da hazırmış. Zaten bugüne dek Arya ile aşama kaydettiğimiz, başarılı olduğumuz her durumda Arya'nın hazır olması ve uyum sağlaması etkili oldu. O hazır olmadığında 1cm bile ilerleyemezken, hazır olduğunda her şey çok kolay ve hızlı oluyor.



Bebek sahibi olmaya karar verirken aslında hiçbir şey bilmiyor insan. Hamileyken / bebek beklerken okunan tüm o kitaplar hep teorik. Herşey yaşadıkça görülüp öğreniliyor. Metodlar, yöntemler, denemeler... Esas nokta bebeğin/çocuğun sahip olduğu mizaç ve hazırbulunuşluk seviyesi. Yoksa zorla güzellik olmuyor. Ek gıdaya geçiş, memeyi bırakma, tuvalet eğitimi, uyku eğitimi, kreşe alışma... Hepsi zor ve sancılı süreçler ama ilk denemede vazgeçmemek lazım. Israrla üst üste, aralıksız denemeye devam etmek de doğru değil. Ara ara deneyerek bebeğin/çocuğun hazırbulunuşluğu ölçülmeli. Doğru zaman geldiğinde işler kolaylaşıyor. Aksi taktirde iki taraf için de işkence haline gelebilir bu süreçler.

Çocuklu hayat hergün yeni bir macera, işte bu yüzden acemilik hiç bitmiyor bence. Bir şeyde deneyim kazandım derken başka başka yeni sorunlar / durumlar çıkıyor ortaya. Bir sorunu birkez çözünce bir daha yaşamayız sanmak naiflik maalesef. Mesela ben şu anda 2-3 gecedir işe yarayan yeni uyku rutinimizi anlatıyorum ama aynı metodun 1 ay sonra, hatta yarın gece bile işe yarayıp yaramayacağını bilmiyorum. Yine de denemeye değer olduğunu söyleyebilirim :)




14 Temmuz 2016 Perşembe

3 Yaşın Getirdikleri

Her yaşın zorluğu güzelliği ayrı, 3 yaşın da güzellikleri olduğu gibi zorlukları da var maalesef.

Arya artık her istediğini anlatabilecek hatta masallar anlatıp, oyunlar kurabilecek kadar konuşabiliyor. Her isteğini net bir şekilde ifade edebiliyor: "Ben babayla uyucam!", "Parka gitmek istiyoyum!" ya da "Valizi ben taşıycam" gibi :) İşin rengi istekleri gerçekleştirilmediğinde değişiyor tabi. "Sana kızdım", "Size küstüm", "Senle konuşmıcam!" cevaplarından birini seç beğen al. Eğer bunlar işe yaramazsa bu kez başlıyor feryat figan ağlayıp bağırmaya. O anlarda ne desem boş çünkü durup dinlemiyor. Ben de durup yorulmasını ve sakinleşmesini bekliyorum. Bir süre sonra siniri geçiyor ve yavaş yavaş ağlayarak bana sarılıyor. O zaman istediği şeyin o anda neden yapılamayacağını anlatıyorum. Bazen ikna oluyor bazen yine de istemeye devam ediyor. Baktım geçmiyor ve inatlaşıyoruz, başka şeyler önerip dikkatini dağıtmaya çalışıyorum. Misal "Hadi sana salatalık -(Arya salatalığa aşık olduğu için, bizim evin baş tacı salatalık:)vereyim, sonra da lego oynarız, olur mu?" diyorum; iyi bir gündeysek "Salatalık mı? Tamam" diyor. Böyle yuvarlanıp gidiyoruz. 


Arya ile anlaşamadığımız konuların biri dışarıda elimizi tutarak yürümek istememesi. Sürekli "Ben kendim yürücem!" diyerek elimizi bırakıp tek başına yürümeye çalışıyor. Sadece caddeden geçerken kendi isteği ile elimizi tutuyor, kaldırımda giderken hayatta tutmuyor elimizi. Israr edince de yine feryat figan tepinmeler... Bazen de hiç yürümek istemiyor, "Kucağına/Sırtına aaaaaalllll!" diye mızıklıyor. Böyle anlarda göz hizasına eğilip "Arya elimi tutup yürümezsen eve dönmek zorunda kalacağız. Lütfen sakince elimi tutar mısın?" diyorum ama her zaman işe yaramıyor, yarasa da 5-10 dk sonra yine başa dönüyoruz. Bebek arabası kullanmayı çoktan bıraktık çünkü Türkiye'deki kaldırımlar bebek arabalarına uygun değil, uygun olan rampalı kaldırımlarda da rampaların önünde arabalar park etmiş oluyor genelde. Toplu taşımaya bebek arabası ile binmeye çalışmaktan bahsetmek bile istemiyorum. Sonuç olarak Arya ile dışarı çıktığımızda mümkün oldukça yürütmeye çalışıyoruz ama olmadığı yerde Evrim, Arya'yı sırtına alıyor, bir süre sonra Arya sakinleşince Evrim "Ben yoruldum babacım, biraz yürür müsün?" diyerek Arya'nın tekrar yürümesini sağlıyor. 


Arya'yı dışarıda zapt etmek ne kadar zorsa evde idare etmek de o kadar emek istiyor. Öyle bir enerji var ki çocukta yerinde duramıyor. Koltuk minderlerinden köprüler, çadırlar, mini evler yapıyor, oyuncak paraları çantasına doldurup mahsusçuktan parka gidip geliyor, legoları ile roket(?!) yapıyor. Hepsinden sıkılınca bize sarmaya başlıyor, üzerimize atlıyor, göbeğimizde zıplamaya çalışıyor, tepemize tırmanıyor :D Uzun zamandır benim ihmalkarlığım yüzünden televizyona alıştığı için çoğu zaman "Televizyon izlicem!" diye tutturuyor. Ama bu sorunu çözmek için gerekli adımları kademeli olarak atıyoruz. Bir süredir Arya fark etmeden fişini çekmek sureti ile TV'nin bozuk olduğunu söylüyorduk Arya'ya. Başlarda çok ağladı ama şimdilerde alıştı. Dün de bir anlaşma yaptık Arya ile, Arya kreşten gelince birlikte oyun oynayıp yemek yiyoruz sonra babası TV'yi tamir ediyor. Arya'nın 1 saat TV izleme hakkı var. Saati dolunca TV'yi kapatıyor, beraber masal okuyoruz, sonra sütünü içip babası ile uyuyor Arya Hanım :) Çocuklara TV izletme konusunda çok katı olmadığımdan daha önceki yazılarımda bahsetmiştim ama tabi ki her şeyin fazlası zararlı. Araştırmalara göre 3-7 yaş arasında TV ya da tablet için verilen süre günlük 30dk - 1sa. Biz de Arya ile yaptığımız anlaşma ile bu süreye uymayı hedefliyoruz. Şimdilik işler yolunda, aman maşallah diyelim :)

Oktay da gözünü ayırmadan çizgi film izliyor :D

Arya babasının hakkından gelmiş :P

Az önce mucizevi bir an yaşandı! Arya'ya seslenip "Annecim, TV'yi kapat artık, vaktin doldu." dedim ve Arya "O zaman kapatıyorum" diyerek, TV'yi sakince kapattı; babasına "Anne bana masal okucak, sonra uyuyalım." diyerek sakin sakin yatağına gitti! İşte bu mucize değil de ne? Daha ne olsun :) Bu da gösteriyor ki "Çocuk o, ne anlar" dememek lazım, her şeyi tane tane basitçe anlatıp uyum sağlaması için fırsat vermek lazım. Buraya da temsili bir uyuyan, masum Arya fotosu koyarak bu yazıyı bitirip sessizliğin tadını çıkarayım bari :)



24 Nisan 2015 Cuma

Bu Aralar Bildiğin Kötü Anneyim :(

Evet, anne-baba olmaya karar verdiğimizde bebekli hayatın her daim toz pembe olmayacağını, zorlanacağımı, bunalabileceğimi, uykusuz kalacağımı, zaman zaman kendimi çaresiz hissedeceğimi biliyordum. Ama son günlerdeki kadar zorlanıp, uykusuzluk, düzensizlik ve stres ile en ufak sorunda bile kontrolü kaybedecek hâle gelmeyi beklemiyordum :(

Son 20 gündür her günüm Arya ile mücadele ederek geçiyor. Arya'nın huyu suyu o kadar değişti ki... Arya önceden her şeyi kendi kendine halleden, kendi kendine saatlerce oynayan bağımsız bir bebekken şimdi oyuncağı elinden düşse uzanıp almak yerine ağlayarak oyuncağı yerden almamızı bekleyen aşırı mızmız bir bebeğe dönüştü. Yanından saniye ayrılmak mümkün değil, durduk yere ağlamaya başlıyor. Uyku düzeni zaten bozuldu, ne gecemiz belli ne gündüz... 

Yemek saatleri ayrı bir işkence. Ağzını açmıyor, ağzını açsa yutmayıp çıkartıyor. Kendim yiyeceğim diye tutturuyor, kendi yesin diye bırakıyorum, yiyeceklerin yarısını yere atıyor. Yemek faslı bitse bu sefer de suyla oynamak istiyor. Üstü başı, sandalyesi, yerler... her taraf sırılsıklam ıslanıyor. Bu noktaya kadar sabrettiysem bile tüm suyu sağa sola dökerek boşalttığı suluğunu mızmızlanarak bir kez daha doldurmamı istediği zaman kendimi tutamayıp avaz avaz bağırmaya başlıyorum. 

Bir noktadan sonra Arya mızmızlanıp olur olmadık anne dediğinde, ya da durduk yere bir yerine bir şey olmuş gibi en yüksek perdeden ağlamaya başladığında kafamı duvarlara vurmak geliyor içimden ya da koşarak kaçmak, mümkün olduğunca uzaklaşmak istiyorum :( Yani bu aralar gerçekten çok sabırsız ve tahammülsüz KÖTÜ ANNEYİM maalesef :(

Tüm bunlar Arya'dan şikayetçi olduğum anlamına gelmiyor. Ben KENDİMDEN ŞİKAYETÇİYİM! Daha dayanıklı, daha sabırlı, daha sakin olmalıyım ama beceremiyorum.

Biliyorum bu günler de geçecek, hatta hatırlanmayacak bile. Ama işte bunu bilmek şu an yaşadığım sıkıntıyı hafifletmiyor :(  Ne yaparsam yapayım Arya'yı sakinleştiremediğim anlarda kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum ve böyle hissetmekten nefret ediyorum.

Arya'yı oyalamak için yeni kitaplar alıyorum, yeni oyunlar icat ediyorum, parka götürüyorum, enerjisini boşaltsın, yorulup uyusun diye yürüyüşe çıkarıyorum. Bazıları bazen ve kısmen işe yarıyor ama sonuçta hiçbiri  geçici birer çözüm olmaktan ileri gidemiyor. 


Arya'ya "Uyuyan Güzel" masalını aldım. Kitabın içinde sayfalara takılabilen minik magnetler var. Arya bazılarının yerini öğrendi, bazılarını da kafasına göre hoşuna giden yere takıyor :) epey vakit geçiriyoruz bu kitapla :)


Defter kucakta uslu uslu oturduğuna aldanmayın, gözümü kırpsam parkeleri ya da duvarları çiziyor :)


Mızmız Arya böyle bir şey işte! 


Yağmur çamur demeden parka gidiyoruz; suların içinde zıplıyor, ıslak salıncakta sallanıyor. Ordan oraya koşuşturmaya bayılıyor Arya.

Bütün çocuklar gibi Arya da derdini anlatamayınca ya da bizim anlattığımızı anlayamayınca huysuzlanıyor, ağlamaya başlıyor. Tam olarak konuşmaya başlasa belki çoğu şey daha farklı olacak. Biliyorum şu an yapılabilecek en doğru şey sabırlı, sakin ve anlayışlı olmaya çalışmak. Elimden geldiğince öyle olmaya çalışıyorum ama dedim ya bu aralar biraz kötü anneyim :( Umarım en kısa sürede mevcut durum bir şekilde değişir.



8 Nisan 2015 Çarşamba

Uyku Eğitimi - Mecburen Yeniden :(

An itibariyle bu satırları Arya'nın odasının önünde nöbet tutarken yazıyorum.

Arya 22 aylık oldu!

Peki hayatımızda ne değişti?

Uyku eğitimi sayfasını (detaylar için buraya ve buraya :) çoook önceden kısa sürede başarıyla kapatmıştık - daha doğrusu ben düne kadar öyle sanıyordum:(

Arya hâlâ park yatakta yatıyor. Tabi içinde sünger yatak değil, bebek boy ortopedik yatak var. Arya'nın boyu 90cm ve artık yataktan tırmanarak rahatlıkla çıkabiliyor. Daha önce de birkaç kez çıkmıştı ama uyku saatlerini değiştirince yine kendi isteğiyle yatağına gidip uyuyordu Arya ama son günlerde yatağa isteyerek gitse de 2dk sonra yataktan çıkıp yanımıza geliyor. Bu defalarca kez tekrarlanıyor ve sonunda yorgunluktan koltukta koyun koyuna uyuyoruz. Sonra gecenin bir vakti ben bel ağrısı ile uyanıp Arya'yı yatağına taşıyorum. Bu sabah uyandığımda Arya yatağında değildi. Artık gece mi yoksa sabah mı uyandı bilmiyorum ama battaniyesini ve Minnie'sini de alıp salondaki koltuğa gidip uyumuş. Aşağıdaki fotoğraf da başka bir öğle uykusu inatlaşması sonunda çekildi.





Bu gece, bu uyuyamama durumuna çare bulmayı kafaya koydum. Arya'yı yatağa yatırıp üstünü örttüm, iyi geceler dileyip odadan çıktım. Az sonra Arya da odadan çıktı. Tekrar yatırdım, yine kalktı; bir daha yatırdım, yine kalktı... aynı olay 10-15 kez tekrarlandı. Her seferinde Arya'ya iyi geceler dileyip o uyuyana kadar kapının önünde bekleyeceğimi anlattım ve öyle de yaptım. Arya yataktan indiği an odaya girip tekrar yatağa yatırdım. Sonunda Arya uykunun da etkisiyle pes etti :) Şu anda mışıl mışıl uyuyor ama gece uzun ne olacağı belli olmaz. Umarım bu sabah Arya'yı yatağında bulurum.

Değişen diğer bir şey ise Arya'nın iştahı. Arya artık kahvaltı yapmıyor. Önüne koyduklarımı çatalıyla dürtüyor, eline alıyor, tabağa bırakıyor, belki 1-2 lokma yiyor ama o kadar işte. Sadece yumurta ve biraz peynir yiyor. Alerji olduğu için bu ara yumurta veremiyorum. Öğle yemeğinde genelde yarım kase çorba ya da yemek yiyor. Akşam da durum aynı. Aralarda belki yarım meyve ya da kuru yemiş yiyor. Önceden her öğünde dolu dolu bir kase yerdi. Bakalım bu da geçici bir durumdur belki.

Arya pek yemek yemiyor ama enerjisi hiç azalmıyor. Bütün gün zıplayıp hopluyor. Bu aralar bu eylemlerini koltuk tepelerinde gerçekleştiriyor ve bol bol da düşüp yere kapaklanıyor. Yapma etme demek işe yaramıyor tabi ki. Gözüm sürekli üzerinde panik hâlde izliyorum maalesef :(

2. yaşa 2 ay kala sanırım hem Arya hem de biz büyüme sancılarını tüm şiddetiyle hissediyoruz.





13 Şubat 2015 Cuma

Koşullar Değişmiyorsa Sen Değiş

Son yazımda Arya'ya ayak uyduramadığımdan, değişen huylarına uyum sağlayamadığımdan bahsetmiştim. Baktım olacak gibi değil, durum düzeleceğine iyice bozuluyor, durdum ve Arya'yla boş yere inatlaşmaktan vazgeçtim. Akışına bıraktım her şeyi.

Arya hâlâ gün içinde çoraplarını ve pijamasını çıkarıyor, kahvaltıda ekmek yemiyor, eskiden yattığı saatte asla yatmıyor. AMA artık bu durum beni delirtmiyor. Kahvaltıda önüne sevdiği peyniri koyuyorum, yiyor; üstüne de yumurta yediriyorum; ekmek yememesine hiç takılmıyorum. Soyunduğu zaman hiç ses çıkarmıyorum; bırakıyorum hevesini alsın. Bir süre sonra üşüyor ve çoraplarını getirip giydirmemi istiyor. Uyku mevzusuna gelirsek, Arya 1-2 hafta öncesine kadar akşamları 8 - 8.30 gibi hiç itiraz etmeden kendi isteğiyle odasına uyumaya gidiyordu. Son 1-2 haftadır ise her gece uyumamak için saatlerce ağlayıp direniyor. Sonunda 2-3 gece önce pes ettim ve kendi kendine koltukta sızana kadar yatırmaya çalışmadım. 12 gibi sızdı, babası kucaklayıp yatağına yatırdı. O geceden beri erken yatırmaya çalışmıyoruz.

Arya'nın değişimine karşı daha pasif, daha sabırlı olmaya çalışırken fark ettim ki tüm değişimlerin, huysuzlukların sebebi Arya'nın ihtiyaçlarının değişmesi. Uyku ihtiyacı azalıyor; hareket, oyun, iletişim ihtiyacı artıyor. Biz otururken o gidip uyumak istemiyor, bizimle oturmak, oyun oynamak, bizimle vakit geçirmek istiyor :) Bu açıdan bakınca çocuk haklı tabi :) Bu durumda yapılacak şey belli oldu. Arya'nın uyku saatlerinde yeni bir düzenleme yaparak uyku öncesi huysuzluk sorunumuzu aştık Allah'a şükür :) Arya'yı artık 21:30 - 21:45 civarı yatağına götürüyoruz. Ama maalesef uykuya dalması 22.30'u buluyor. N'apalım ağlayıp yataktan kaçmadığı sürece buna da razı oluyoruz. Şimdilik bu şekilde durumu az da olsa kontrol altına aldık mevcut koşullara uyum sağladık :)

Son yıllarda öğrendiğim - daha doğrusu geç de olsa sonunda kabullendiğim - çok önemli bir ders var: Gandhi'nin dediği gibi "Dünyayı değiştirmek istiyorsan kendini değiştir." İçinde bulunduğumuz koşulları, ilişkilerimizi, hayatımızı kısacası dünyamızı değiştirmek istiyorsak yapılacak ilk iş kendimizi değiştirmek. Kimi zaman bakış açısını değiştirmek, karşımızdakinin gözünden bakmak yeterli olurken, kimi zaman daha büyük adımlar atıp daha büyük değişimler yapmak gerekiyor. Ama önemli olan nokta hiç değişmiyor. Çözüm başkalarının değişmesini, düzelmesini ya da durumu düzeltmesini beklemek değil, mevcudu değiştirmek için kendi elimizde olanlara konsantre olup gerekli değişime kendimizden başlamak. Biz bu kez sadece bakış açımızı değiştirip işleri biraz akışına bırakarak Arya'nın huysuzluklarına çare bulabildik. Umarım aynı şekilde devam edebiliriz.

Dünyayı değiştirmekten bahsetmişken yazıyı Gandhi'nin 10 tavsiyesi ile bitirmek güzel olur sanırım :)




8 Şubat 2015 Pazar

Bebekli Hayat Her Zaman Toz Pembe Değil Tabi Ki

Son birkaç günü Arya'yla nasıl başa çıkabileceğimi, nasıl çıldırmadan ona destek olup ayak uydurabileceğimi düşünerek geçirdim. Cevap bulabildim mi? Hayır :(

Arya'nın huy değişimlerine ayak uyduramıyorum. Kahvaltı etmiyor, sadece peynir yiyor, ikide bir soyunuyor, sürekli elimi tutup beni çekiştirerek bir yerlere sürüklüyor, kitaplıktaki kitapları tek tek alıp yere indiriyor, kalem kutumu kaçırıyor, bulduğu tüm kağıtları yırtıyor, uyumamak için direniyor, yatağa yatırmayı başarsam bile 2 dk sonra ağlayarak yataktan çıkıyor... İstediği olmayınca kendini yerden yere atıyor, ağlıyor bağırıyor. Elimden geldiğince sakin kalmaya çalışıyorum ama gerçekten çok zorlanıyorum :( Özellikle gece yarısına kadar uyumaması beni delirtiyor.







Arya'yla ilk 1,5 yılımız ufak tefek şeyler dışında çok kolay ve çok eğlenceli geçti ama 2 yaşa yaklaştıkça Arya sınırlarını keşfetmek için bulduğu her fırsatta bizi zorluyor. Elimden geldiğince sakin olup göz teması kurarak tek tek güzelce anlatmaya çalışıyorum her şeyi ama Arya gözlerini  kaçırıp anlamazlıktan geliyor. Sabahtan akşam 8'e - 9'a kadar iyi idare ediyorum da 9'dan sonra Arya uyumayıp olmadık şeyler yapmaya ve mızmızlanmaya, elimden çekiştirmeye devam ettikçe kaçasım, kulaklarımı tıkayıp yorganın altına saklanasım geliyor :( Enerji ve sabrım akşam 9'da bitiyor, sonrası akıl sağlığımı korumak için verdiğim bir irade savaşı.

Arya yatağından çıkmayı öğrendiğinde anladım ki çocuk odası gerçekten çok önemli. Çocuk odası denen yerin mümkün oldukça boş olması gerekiyor ki bebek yatağından indiğinde güvende olsun. Arya'nın odasında zararlı bir şey yok ama kapakları raylı kocaman bir gardrop var ve içi giysi dolu. Arya da o kapaklarla oynamaya ve içindekileri dışarıya çıkarmaya çalışıyor tabi ki. Bir de Arya'yla dayısı aynı odada uyuyor. Dolayısıyla Arya uyanıp ağlayınca Kağan da uyanıyor. Okul zamanı onun uykusu bölünmesin diye Arya'yı odasında avutup yatağına geri koyamıyorum; mecburen odadan çıkarıyorum.

Arya yataktan çıkmayı keşfedince işler iyice karıştı. Gece uykudan uyanıp yataktan çıkmaya çalışır diye korkuyorum. Bu durumda yapılacak 2 şey var: ya yer yatağına geçiş yapılacak ya da kenarı korumalıklı normal boy çocuk yatağına geçiş yapılacak. Kenarı bariyerli yataktan da düşme ihtimali olduğu için uzmanların önerisi ve bence de en mantıklısı yer yatağı ama bizim mevcut koşullarımıza uymuyor maalesef :( Kısacası ne yapacağımı şaşırmış haldeyim :(

Umarım en kısa sürede duruma bir çare bulabilirim.


26 Ocak 2015 Pazartesi

İlk Sinir Krizi

"Arya'yla 20. aya geldik. 2. yaşa az kaldı, bakalım neler olacak" derken 2 yaş sendromu erken başladı :(



Okullar tatile girince karı-koca küçük romantik bir kaçamak yapalım dedik ve kendimize 2 günlük bir tur ayarladık. Cuma gecesi babaannesi ve dedesi gelip Arya'yı bizden aldılar. Biz de cumartesi sabahı yola çıktık. Arya ilk gece zor da olsa uyumuş ama 2. gece sabaha kadar huysuzlanmış.

Geceleri uyumayan Arya, gündüz de iyice huysuzlanmış, şımarmış. O ağladıkça babaannesi ve dedesi üzülüp her istediğini yapmışlar. Arya'nın alıştığı rutin iyice bozulmuş, rutin bozulunca Arya fabrika ayarlarına dönmüş :(

Biz turdan bu akşam döndük; annemler bizi arabayla aldı. Arya bizi görünce çılgına döndü; bir babasının, bir benim kucağıma atladı. Eve geldiğimizde Arya'nın uyku saati gelmişti. Mamasını hazırlayıp her zamanki gibi yatağına yatırmaya çalıştık ama ne mümkün! Arya krize girdi ve 1 saat aralıksız tepinip ağladı.      

Evrim'le birlikte Arya'nın odasında 1 saat sakince oturduk ve konuşmadan Arya'nın sakinleşmesini bekledik. Arya, elimden tutup odadan çıkmak için epeyce uğraştı, çekiştirdi. Tepki alamayınca iyice çıldırdı. Bir süre sonra yoruldu ve kucağıma tırmandı; bir süre kucağımda uyumaya çalıştı. Sonunda uykuya geçmeye hazır olduğunda yatağına yatırıp battaniyesini örttüm. Yine biraz mızmızlandı ama ağlamadan uykuya teslim olmaya karar verdi.

Kısacası 2 günlük kaçamak, 2 günlük Arya krizi ile sonuçlandı. Bakalım, Arya'nın değişimi ve inadı yarın da devam edecek mi yoksa alıştığımız rutine geri denebilecek miyiz. Umarım bu kriz geçici bir tepki olarak kalır da 2 yaş krizlerinin başlangıcı olmaz.

26 Aralık 2014 Cuma

Nar Tanem, Nur Tanem, Kar Tanem

Minik kuzum 18. ayını bitiriyor.

1 ay içinde o kadar çok şey değişiyor ki... 1 ayda epey büyüdü Arya. Büyüdükçe marifetleri de artıyor. Artık bütün ev Arya Hanım'ın oyun parkı haline geldi. Duvarlar tuval, sandalyeler, koltuklar kaydırak, çekmeceler dolaplar oyuncak kutusu... 


Boyalar ve duvarlar silinebilir olduğu için hiç müdahale etmiyorum. Istedigi gibi, istediği kadar çiziyor. Sonra da yorulup yatacak yer arıyor. Gözüne kestirdiği yastığı kapıp oyun halısına yatıyor minik cadım.



Tüm gün koşturup yaramazlık yapıyor, kendini ordan oraya atıp duruyor ama hadi uyuyalım deyince fıldır fıldır kaçıyor zilli :) tabi ona pabuç bırakmıyorum; uykudan kaçış yok :))

Öğle uykusu Arya'ya faydalı da bize pek faydası olmuyor. Arya uykudan 10 kaplan gücünde uyanıyor :) O enerjiyle bize sarıyor. Kucaktan kucağa bizi oyuncak ediyor kuzucuk. O kadar şirinlik şekerlik yapıyor ki yememek için zor tutuyoruz kendimizi :) Biz dizi izlerken gelip kolumuzun altına yerleşiyor, battaniyesini de unutmuyor tabi ki :)


Arya'nın mevcut yaramazlıklarını göz önünde bulundurarak neler yapabileceğini tahmin ettiğim için bu yıl ağaç kurup süsleyemedik maalesef :( Bu duruma geciçi çözüm bulmak da yine bana kaldı. Ben de aklıma ilk gelen şeyi yaparak kağıt kar taneleriyle duvarları süslemeyi planladim ama düşündüğümden daha çok uğraşmam gerekti. Ilk birkaç denemem istediğim gibi olmadı ama 6. denemede hedefi 12'den vurdum :)



Meraklısına yardımı olur belki, nasıl yapıldığını anlatayım. A4 kağıt kare olacak şekilde kesilir. Üçgen şeklinde katlanır. Aynı işlem 3 kez daha yapılır. Yani kağıt toplamda 4 kez katlanmış oluyor. Daha sonra kağıda aşağıdaki şekil çizilip kesilince yukaridaki kar tanesi elde ediliyor.



Şimdiden herkese iyi yıllar :) 
Umarım yeni yıl herkesin hakettiklerini elde ettiği, sağlık ve huzur dolu bir yıl olur.

8 Kasım 2014 Cumartesi

Arya'yla Günler "Al Gülüm, Ver Gülüm" Geçip Gidiyor :)

Arya 17 aylık oldu!

Cimcime büyüdükçe haylazlaşıyor. Her istediği olsun istiyor. O isteyince kucağa alalım, o isteyince oyun oynayalım, o isteyince yemek yiyelim, o isteyince uyuyalım... Liste böyle uzayıp gidiyor. Canı ne isterse istesin anlatmanın bir yolunu buluyor. Elimden tutup çekiştiriyor sürekli. Oyuncaklarını getirip kucağıma bırakıyor. Sürekli "al" diyerek bir şeyler veriyor. Sonra da yine "al" diyerek geri istiyor. Maalesef henüz "ver" demeyi öğrenmedi :( Ah bir başlasa konuşmaya... Sürekli bıdır bıdır sesler çıkarıyor, bir şeyler anlatmaya çalışıyor kuzum. Valla onu anlamaya çalışırken kendimi tercüme cihazı gibi hissediyorum artık :))



Bu aralar uykuya direnme moduna girdi Arya. Uykusu gözünden akıyor ama "Hadi uyumaya gidelim" deyince kıyamet kopuyor. Başını iki yana sallıyor, ağlamaya başlıyor, kaçıp saklanıyor. Peki tamam az sonra gidelim diyorum, hemen susuyor. 5 dk sonra battaniyesini alıp yere yatıyor. Bu durum Arya yatağına gitmeye razı olana dek 2-3 kez tekrarlanıyor. Sonunda ikna olup yatıyor ama arada cozutup tekrar kalkmak isteyebiliyor. Özellikle perşembe gecesi bizi çok zorladı. 00.30'da hâlâ uyanıktı. Aslında 8'de yatırdım ama 21.30-22.00 gibi uyanıp ağladı. Evrim yatağından alıp salona getirdi. Arya uykulu uykulu dolandı, kendi kendine oynadı, yerlere yattı, koltuğa yattı, uykudan süründü. Sonunda sütle kandırıp yatağına yatırmayı başardık.

Eskiden gündüz 3-4 saat uyuyordu. Artık 2 saat uyursa şükrediyorum. Tüm gün oyun oynamak istiyor. Evin içinde bir o yana bir bu yana koşturuyor. Gündüz uykusu gelince salondaki koltuğa yatıp battaniyesini örtüyor üstüne, ordan televizyon izliyor. Uyumaya gidelim deyince yine kalkıp oynamaya devam ediyor. Ama öyle ya da böyle her gün az da olsa öğle uykusu uyumasını sağlıyorum.



Üzülerek fark ediyorum ki Arya büyüdükçe inatçılığı da artıyor. Tattığı ya da kokusunu aldığı bir şeyi ilk anda sevmezse bir daha ağzını asla açmıyor. Ispanak, kereviz, patates, balık yemiyor. Eskiden çoğunu yoğurtla karıştırınca yiyordu artık anlıyor ve yemiyor. Bir de artık her şeyi kendisi yemek istiyor. Koy önüne makarnayı, köfteyi, bisküviyi tek tek yiyor. Yani parmak yiyecek devrindeyiz :) Köfte, ekmek, dilimlenmiş elma, taneleri ayıklanmış üzüm, küp küp doğranmış peynir, ekmek, simit, julyen kesilmiş havuç, salatalık, az şekerli ev keki/kurabiyesi veriyorum eline, kendi kendine kemiriyor ucundan ucundan :) Çikolata vb. tatlılar yasak alerji olduğu için. Dışarıdan aldığım tek abur cubur çubuk ve balık kraker; onları da mecbur kalmadıkça vermiyorum. Ama özellikle balık kraker dışarda kurtarıcımız oluyor, otobüste falan Arya sıkılınca veriyorum eline bir paket balık kraker gideceğimiz yere kadar oyalanıyor bıdık :)

Her çocuk gibi Arya'da sokağa çıkmaya, gezmeye, parka gitmeye bayılıyor. Biz de her fırsatta ailece çıkıyoruz dışarı. Artık pek araba almıyoruz yanımıza. Arya elimizden tutup yürümeye bayılıyor. Öyle neşeli geziniyor ki o yorulana dek yürüyoruz :)


Günler geçip gidiyor. 1 ay sonra Arya tam 1,5 yaşında olacak. Artık minik bir bebek değil. Yavaş yavaş "çocukluk" aşamasına geçiyor. Bu aralar Arya'dan beklentilerimizin en büyüğü konuşması. Evdeki herkesin Arya'nın konuşmasıyla ilgili hayalleri var. Ben en çok "Annecim seni seviyoyum" diyerek boynuma sarılacağı anı bekliyorum :) Gerçi şimdi de "anneh" yada "anni" diyerek sarılıyor tatlı kızım :) Arya uyandı, odasından sesi geliyor. Bu günlük bu kadar blog yeter, artık Arya zamanı :)



19 Eylül 2014 Cuma

Uykusu Gelince Yatağına Giden Bebek - Hayal Değil Gerçek

Arya Mayıs ayından beri kendi odasında, kendi yatağında, kendi kendine uyuyor :) Hatta 2-3 haftadır uyku saatine de kendi karar veriyor. Uyku saati yaklaşınca "Arya, uyumaya gidelim mi?" diye soruyorum, eğer uykusu geldiyse hemen kapıya yöneliyor ve odadakilere el sallayıp kendi odasına doğru gidiyor. Yatağının yanına gelince kucağımıza alalım diye kollarını kaldırıyor. Kucağımıza alıp öpüyoruz ve yatağına yatırıp battaniyesini örtüyoruz. Bu ritüeli bazen babası bazen ben yapıyorum. Bazen küçük hanim ikimizi de istiyor ve birimiz gitmezse odaya geri dönüp çağırıyor :)) Soruyu sorduğumda uykusu gelmediyse de oturma odasının köşelerine koşup saklanıyor :) Arya'nın kendi isteğiyle yatağına gidişini izlerken uykusuz gecelerimizi hatırlayıp zamanın hızla akmış olmasına seviniyoruz.

Bebekli ailelerle ne zaman konuşsam en büyük sıkıntının uykusuzluk olduğunu söylüyorlar. Genellikle bebekler annelerinin yanında ve en fazla 2 saat uyuyor. Sonra uyanıyor, kucak istiyor, ayakta sallanmak istiyorlar ya da emerken anne memesinde uyuyorlar. Bu durum gece gündüz devam eden bir döngü.

Bebeklerin ilk aylarında 2 saatte bir uyanmaları normal çünkü karınları acıkıyor. Zaman geçtikçe bebekler daha uzun aralıklarla acıkıyor ama bu kez de alışkanlıktan yine 2 saatte bir uyanıyorlar. Bu durumda yapılacak şey belli. Bebeğin öğünlerini yeniden düzenleyerek daha uzun süre uyumasına yardım edebilirsiniz.

Bebeğiniz büyüdükçe öğün aralarını gündüz başlamak kaydıyla yavaş yavaş uzatın. 2 saat yerine 2,5 saat ve daha sonra 3 saate çıkarın. İlk başlarda bebeğiniz yine 2 saatte bir uyanacak ama onu hemen beslemeyin. Bir süre onu oyalayın. Bırakın biraz oyun halısında yuvarlansın ya da yatağında dönencesini izleyip biraz müzik dinlesin. Gündüz öğün aralarını açarken geceleri ise bebeğinizi mümkünse o uyanmadan daha kısa aralıklarla besleyin. Böylece kesintisiz gece uykusuna alışacaktır. Bebeğiniz kaşık maması yemeye başladığı zaman gece uykusuna yatırmadan önce tahıllı gece mamalarından verirseniz daha uzun süre uyumasına yardımcı olacaktır. Kısa bir süre sonra bebeğiniz yeni beslenme rutinine alışacak ve uyku süresi uzayacaktır. (Arya 20.00 gibi tahıllı mama yiyip 20.30 civarında yatıyor.  23.30 - 24.00 gibi de uykudayken 180 - 200 ml devam sütü içiyor ve sabaha kadar mışıl mışıl uyumaya devam ediyor.)

İlk 6 ay beslenme ve uyku düzeni oluşturmak zor olabilir yine de yılmadan denemeye devam edin. Ama ne kendinizi ne de bebeğinizi çok zorlamayın. Deneyin, sabredin, yardım alın ama işler istediğiniz gibi yolunda gitmezse kendinizi yıpratmadan ara verin.

Bebeğinizin uyumak için size bağımlı olmasını istemiyorsanız onu daha ilk günlerden kendi yatağında yatmaya alıştırın ve ne kadar zor gelse de 6. ayın sonunda yatağını mutlaka kendi odasına taşıyın. Siz de benim gibi ilk günlerde kontrolü kaybedip bebeğinize kucakta, ayakta, çarşafta sallanarak uyumak gibi kötü uyku alışkanlıkları kazandırdıysanız bile hatanızı düzeltmek için geç olmadan kontrolü tekrar elinize alın. Bebeğiniz 1 yaşını doldurmadan ona kendi kendine uyuma alışkanlığı kazandırabilirsiniz.

Arya'nın ilk aylarında acemilikten ve Arya'nın ağlama krizlerinde elimizin ayağımızın dolaşmasından dolayı Arya'yı ayakta sallayarak uyutmak gibi bir hata yaptık. Bir kez başladı önüne geçmek ne mümkün! Ayakta/kucakta sallanarak uyuma durumu uzunca süre devam etti. Ama en azından Arya uyudum sonra hep kendi yatağına yatırdık ve 6. aydan itibaren de odasını ayırdık. Arya 10-11 aylık olduğunda kendi kendine uyuması için uyku eğitimine başlamaya karar verdik. Çok kolay olmadı ama korktuğum kadar zor da olmadı.

Bizim Arya'yla uyku eğitimi maceramızın detaylarına burdan göz atabilirsiniz. Evet bebeğiniz biraz ağlayacak ve sizin de bir süre içiniz sızlayacak ama ileride yaşayacağınız birçok uyku sorununu daha başlamadan bitirmek sizin elinizde. Kimseye aldırış etmeyin ve bu ağlamaların acımasızlık değil aslında bebeğinize ve kendinize yaptığınız büyük bir iyiliğin geçici yan etkileri olduğunu unutmayın.

Ne olursa olsun canınızı sıkmayın; minik kuzular o kadar hızlı büyüyor ki uykusuz kaldığınız geceleri unutmanız çok uzun sürmeyecek :)


28 Haziran 2014 Cumartesi

Uyku Eğitimi

Aşağıdaki yazıyı yazalı 2 ay oldu ancak nazar değer korkusuyla bir türlü yayınla butonunu tıklayamadım. Nasip bugüneymiş :)

Arya doğmadan önce bilmiş bilmiş konuşmuştum: "Ayakta sallamak mı? Kucağa alıştırmak mı? ASLA!" Tabi büyük konuşmamak gerektiğini öğretti Arya Hanım bize. İlk günlerde yatağında müzik ve dönence eşliğinde kendiliğinden uyuyordu bıdık ama büyüdükçe durum değişti. Bir noktada sürekli ağlamasına dayanamadığım için ayakta sallamaya başladım. Bir kere başlayınca da geri dönüşü olmadı maalesef. Zaman geçtikçe Arya ya ayakta sallanarak ya da göğsümüzde pışpışlanarak uyumaya alıştı.

Uzun süredir Arya'ya yeniden kendi kendine uyuma becerisi kazandırmak istiyordum ama bir yandan da sürekli daha erken diye geçiştirdim. Sonunda geçen hafta uyku eğitimine başlamaya karar verdim. Arya doğduğundan beri nerde, nasıl uykuya dalarsa dalsın, derin uykuya geçince kendi yatağına yatırdık hep. 6 aylık olunca da yatağını kendi odasına taşıdık. Yani uyku eğitiminin ilk adımları olan kendi yatağında, kendi odasında uyuma aşamalarını geçmiştik zaten. Hedefimiz yatağında kendi kendine uyumasıydı.

Uyku eğitiminin ilk gecesinde 20.30 gibi ufak bir gezintiye çıktık. Eve gelince Arya'nın altını değiştirdim, doyurdum ve yatağına yatırdım. Ben de yatağın yanında sandalyeye oturdum. Tabi ki beklediğim gibi Arya ağlamaya başladı. Önce sandalyemi iyice yatağının yanına çekip Arya'yı yatağında sakinleştirmeye çalıştım ama işe yaramayınca kucağıma aldım. Ninni söyledim, Kırmızı Başlıklı Kız masalını anlattım, tekrar ninni söyledim ve 20 dk sonra Arya kucağımda uyudu. Başlangıç için fena bir durum sayılmaz diyerek kendi kendimi motive ettim.

İkinci gece saat 20.00'de Arya'yi yıkadım, pijamasını giydirdim. 21.00 civarı mamasını içti, 21.30'da yatağına yatırdım. Ben de hemen yanında sandalyeye oturdum. Arya hopladı, zıpladı, ağladı, ayaklarıyla yatağı tepti, kahkaha attı, çığlık attı... 45 dk boyunca durduğu yerde durmadı. İlk başlarda müdahale edip Arya'yı yatırmayı denedim ama o zaman daha da çok şımardı. Sonunda göz temasını kestim ve ne yaparsa yapsın alamadığı takdirde dönüp bakmadım, tepki vermedim. Yaklaşık bir saat sonunda Arya yorgunluktan kendini yatağa bırakıp uykuya teslim oldu :) Sabaha karşı 4 civarı ağlayarak uyandı. Kucağıma alıp sakinleştirdim, mama içirdim ve yatağına geri koydum. Biraz mızmızlandı, sağa sola döndü ama 5-10 dk içinde tekrar uyudu.

Üçüncü gecemizde Arya yatağında 20 dk'da uyudu ama diş çıkardığı için çok huzursuzdu. 15-20 dk sonra ağlayarak uyandı. Kucağımda sakinleştirirken tekrar uykuya daldı. Ama sabaha karşı yine ağlayarak uyandı, yine kucağımda uyudu. Dördüncü gece ise her şey bozuldu. Babaanneyle dedeyi ziyarete gittik. Tabi Arya orda şımardı :) Ayakta sallandı, kucakta uyudu. Beşinci gece maalesef en başa döndük :( Arya 1 saat boyunca yatağında hoplayıp zıpladı, bağırdı, ağladı. Sonunda ağlama krizine girdi. Ne yapsam sakinleşmedi sonunda kucağıma aldım ve o anda uykuya daldı.

5. gece Arya'yı 8 gibi yıkadım. 21.30'a kadar iyice yorulup tüm enerjisini atmasını sağladım. Yani birlikte epeyce oynadık, yuvarlandık :)) 21.30'da mamasını içirdim, bezini değiştirdim, yatağına bıraktım. Ağlamadı ama biraz mızmızlandı, yattı kalktı. Sonunda sırtını pışpışladım ve 21.55'de uyudu :)

6. ve 7. gece yine aynı saatlerde bezini değiştirip doyurdum Arya'yı ve iyi geceler diyerek odadan çıktım. Arya küçük bir isyan çığlığı ve kısa bir ağlama denemesinden sonra 5dk içinde yatağında uykuya daldı :)

Uyku eğitimiyle ilgili kararsız kaldığım konulardan biri gündüz uykusuydu. Gündüz yine kucakta/ayakta mı uyutmak gerekiyor yoksa yatağında mı uyuması gerekiyor emin olamamıştım ama bir öyle bir böyle yaparsam Arya alışmakta zorlanabilir, kafası karışır diye düşündüm. Gündüz uykusu geldiğini anlayınca Arya'yı yine yatağına yatırdım. Yaklaşık yarım saat zıpladı, oynadı. Sonunda yine yorulup uyuyakaldı :)

Uyku eğitimine başlarken kafamda bir sürü soru işareti vardı. Arya hazır mı, ben hazır mıyım?  Ya çok ağlarsa, vazgeçecek miyim, yoksa dayanabilir miyim? Nasıl bir yol izlemeliyim? Denemeden cevapları öğrenemeyeceğim bir sürü soru... Yine de içimden bir ses doğru zamanın geldiğini, Arya'nın hazır olduğunu, sabırlı davranırsam başaracağımızı söyledi :) İyi ki o sese kulak vermişim :)

Her bebek aynı değil, hepsinin huyu suyu farklı tabi ki. İşte tam bu yüzden doğru zamanın gelip gelmediğini anlamak için annelik güdülerinize güvenmek zorundasınız. Her zaman ilk denemede sonuca ulaşılacak diye bir kural yok. Önemli olan denemekten vazgeçmemek. Belki ilk denemede dayanamayabilirsiniz, ya da siz sabırlı olsanız da bebeğiniz hazır olmayabilir. Bence bu durumda inatlaşmak yerine ara verip bir süre sonra tekrar denemek en iyisi.

Not: Gündüz uykusunu gece uykusu için belirlediğiniz saatten 4-5 saat önce bitmesi gerekiyor. Arya gündüz uykusundan en geç 16.30-17.00 gibi uyanıyor. 21.00-21.30 gibi de gece uykusuna dalıyor.



29 Nisan 2014 Salı

Bizi Hep Bu Dişler Bozdu :(

Arya diş çıkarıyor.

Bir yandan çok seviniyorum dişleri çıkıyor, bebeğim büyüyor; bir yandan kahroluyorum, canı acıyor, uykusu acı çığlıklarla bölünüyor :( Alttan 2 dişi çıkarken de böyle olmuştu. Günlerce ağladı miniğim, şimdi yine aynı sıkıntı... Bu sefer üst dişler geliyor hem de epey sağlam, 2 diş sarımsak :)) Bizim orda, üst ön dişleri büyük olanlara "sarımsak dişli" denir :) Sanırım Arya da annesi gibi sarımsak dişli olacak :))

Tüm bebeklerde olduğu gibi diş çıkarırken Arya'nın da huyu suyu değişiyor. Eline ne geçirse çiğnemeye çalışıyor. Özellikle terlik ve ayakkabı görünce çıldırıyor. Köşe bucak saklıyoruz terliklerimizi :)) Geceleri durum daha vahim. 2-3'e kadar uyumuyor, sürekli mızmızlanıyor, iştahı bir gidiyor bir geliyor. En kötüsü de gecenin bir yarısı çığlık çığlığa uyanıp durmadan ağlıyor. Her gece dua ediyorum, canı acımasın, uykusu bölünmesin diye.

Gecenin bir vakti çığlık sesiyle uyanmak gerçekten çok korkunç.  İnsan resmen aptala dönüyor.  Bir yandan Arya'yı sakinleştirmeye çalışırken bir yandan ayılıp ne olduğunu çözmeye çalışıyorum. 2 -3 gece önce o gecelerden biriydi. Arya 3 gibi ağlayarak uyandı. Sakinleştirdim, mama içirdim, altını değiştirdim. Uyutmayı denedim ama nafile... Sonunda dayanamayıp Arya'yı Evrim'e devrettim ve gidip uyudum.  Onlar da baba-kız koyun koyuna salonda uyumuşlar :) Bazen böyle oluyor. Ne yaparsam yapayım uyumayan Arya, babasının kollarında uyuyuveriyor. Onları öyle izlemek inanılmaz bir huzur ve mutluluk veriyor :)

Arya bu gece de ağlaya ağlaya uyudu yani "yine bana hüsran, bana yine hasret var" :(

Tüm bebişlere ve annelere deliksiz uykular, çığlıksız geceler dilerim.

*Resim www.dentarem.com adresinden alınmıştır.

16 Nisan 2014 Çarşamba

Uyku Eğitimi

Arya'yı büyütmeye ve onunla büyümeye çalışırken çok okuyorum, çok araştırıyorum. Okuduklarımın çoğunda bebeğin ağlamasının bizim sandığımız kadar kötü olmadığı anlatılıyor. Bebekler konuşamadıkları için kendilerini bizim gibi ifade edemiyorlar. Evet büyüdükçe belli başlı duygularını anlatmak için belirli sesler çıkarıyorlar ama hiç bir bebek "Annecim uykum geldi, beni kucağından bırakma, senin kokunu çok seviyorum ve kalp atışların beni sakinleştiriyor" gibi şeyler diyemiyor. İşte bu yüzden de ağlayarak bu hislerini anlatmaya çalışıyorlar. Böyle anlarda kendilerini ifade edebilmek için ağlamalara izin verip yanlarında durarak, onlara sarılıp sakinleştirmemiz gerekiyor.

Bebekler için uykuya geçmek bizimki kadar kolay değil. Düşünsenize 9 ay boyunca anne karnında bir sıvının içinde ordan oraya sallanarak ve sadece uğultular duyarak yaşadılar/uyudular. Doğumdan sonra dış dünyaya adapte olmaları zor. Annelerinin kalp atışını hissetmeden, belirli bir sallanma/hareket/ritm olmadan uyumaları onlar için öğrenilmesi gereken yepyeni bir durum. Doğumdan sonraki ilk günlerde annelerinin kucağında, göğsünde, emerken memede uyuyan bebekler adaptasyon süreci yaşıyor. Sonra biz birden "bu kadar yeter, artık kendi kendine uyusun" demeye başlıyoruz. Bebişler de haklı olarak bilmedikleri bu yeni duruma ağlayarak direnç gösteriyorlar.

Bebeklerin ağlamadan kendi kendine uyumayı öğrenmelerini beklemek hem haksızlık hem de biraz naiflik. Tabi ki ağlayacak ve direnecekler ama bu ölümcül bir durum değil. Korkularını ağlayarak atmaya çalışıyorlar. Bizim yapmamız gereken ağladığında sakinleştirmek, onu bırakıp gitmediğimizi anlamasını sağlamak. Tracy Hogg, bebeklerle ilgili yapılan değişiklikler için "her seferinde bir adım", "bir defada bir değişiklik" metodunu öneriyor anne-babalara. Yani bebeğiniz sizin yatağınızda uyuyorsa ilk başta sadece kendi yatağında uyumaya alışmalı; kendi yatağında ama sizin odanızda uyuyorsa önce kendi odasında uyumaya alışmalı. Kısacası bir bebek birdenbire kendi yatağında, kendi odasında, kendi kendine uyumaya alışamaz.

Arya doğduğu günden itibaren kendi kendine uyumasa da uykuya daldıktan sonra hep kendi yatağında uyudu. İlk 6 ay yatağı bizim odamızda, yatağımızın yanındaydı. 6. aydan sonra Arya'nın yatağını kendi odasına taşıdık ve Arya hiç zorlanmadan bu yeni durumu kabullendi. Bugünlerde uyku eğitiminin son adımı olan kendi kendine uyuma aşaması için kendimi ve Arya'yı hazırlamaya çalışıyorum. Planım Arya kendi kendine uyumaya alışana kadar birkaç gece onun odasında uyumak. Biliyorum ki hiç kolay olmayacak. Arya uykusu olduğu halde yatağa yatmak istemeyecek, ayağa kalkacak, onu yataktan almam için ağlayacak... Dayanabildiğim yere kadar yatağının yanına oturup onu sakinleştirmeyi, ninni söyleyip sırtını pışpışlamayı planlıyorum.

Kendi kendine uyuma alışkanlığının bir gecede kazandırılamayacağının ve karşılaşacağım direncin büyüklüğünün farkındayım ama artık Arya için doğru zamanın geldiğini hissediyorum. Arya'yla kardeşim şu anda aynı odada kalıyorlar. Kardeşim 1 hafta sonra 3-4 günlüğüne geziye gidecek. Uyku eğitimimize o zaman başlamayı planlıyorum. Bakalım dayanabilecek miyim... Umarım benim dayanma sınırım Arya'nın direnme sınırından yüksektir.

6 Ocak 2014 Pazartesi

7. Ay - Yeni Aylarla Gelen Yeni Huylar - Uyku Maceraları

Arya 7 aylık oldu :)

Giderek muzurlaşıyor sanki.
3-4 gündür iyice huysuzlaştı. Geceleri ağlayarak uyanmalar, gündüz sürekli zırlamalar...

3-4 gün öncesine kadar gündüzleri uykusu gelince uysal uysal ağlıyordu ve 4-5 dk sallandığında hemen uykuya dalıyordu. Ama şimdi uykusu gelse de uyumak istemiyor. Uykusu gelince huysuzlaşıyor, yerinde durmuyor, kucağıma gelmek istiyor. Kucağıma alınca da kafasını kolumun altına sokup saklanmaya çalışıyor ve yüksek sesle ağlayıp çığlıklar atıyor. İyice uykusu gelmeden önce uyutmak zaten mümkün değil.

Kısacası son günlerdeki durum şöyle: Arya artık ayakta sallanmak istemiyor ama uykusu gelse de henüz kendi kendine uyumayı da beceremiyor. Çare bulmak yine bana düştü tabi ki... Kucağımda sakinleştirdiğim Arya'yı kollarımda pışpışlayarak ya da kafasını boynuma/omzuma yaslayıp ayakta hafif hafif iki yana sallanarak uyutuyorum. Aslında bu kendi kendine uyumaya geçişte kullanılan ve olumlu sonuç veren yöntemlerden biri. Bu yüzden yorucu olsa da sevindirici bir gelişme sayılabilir. Bundan sonraki adım Arya'yı kucakta sakinleştirdikten sonra uykuya dalması için yatağına bırakıp orda uyumasını sağlamak.

Aslında Arya uykuya geçişi açısından çok da problemli bir bebek değil. Henüz kendi kendine uyuyamıyor ama ilk günlerden beri kendi kendine ninni söylüyor :) Uykusu geldiğinde yüzüme bakıp "uykum geldi" dercesine manalı manalı ağlamaya başlıyor. Uyutmaya çalışırken de kendi kendine "eee eee eee, hı hı hıı" gibi sesler çıkararak ninni söylüyor. 

1 hafta önceye kadar gece uykusuna geçtikten sonra arada uyurken iki kez mama yiyor ve sabaha kadar uyuyordu ama şimdi... Gece 3'te, 3'te olmazsa 5'te çığlık çığlığa uyanıyor. Tabi biz de yataktan zıplayarak uyanıyoruz :( Diş çıkaracağı için diş sancısı ile uyandığını düşünüyorum. Bazen de uyumadan önce kakasını yapamadığı için uykusunda yapınca rahatsız olup uyanıyor.

Gecenin bir vakti uyanan Arya, enerji patlaması yaşadığı için kendimizi salona atıyoruz mecburen. Arya'yı yere, oyun halısına bırakıyorum; ben de gözüm kapalı, kulağım Arya'da koltuğa yığılıyorum. Arya tekrar uykusu gelene kadar odada dolanıyor, mırıldanıyor, yuvarlanıyor. Uykusu gelince koltuğun yanına gelip bir şekilde beni uyandırıyor. Ya koltuktan sarkan battaniyeyi ya da sabahlığımı çekiştiriyor, ya da kesik kesik çığlıklar atıyor.

Arya büyüdükçe huyu da değişiyor tabi ki. Artık gündüzleri sadece 2 kez uyuyor. Geri kalan zamanı oyun oynayarak, emekleye emekleye evi gezerek geçiriyor. 1 sn.de gözden kaybolabildiği için odadan çıkmasına engel olmaya karar verdik. Şimdilik kapının önüne puf koyduk ki Arya firar edemesin :) İlk fırsatta bebek güvenlik kapısı almayı planlıyoruz.

Evi keşfetmeye başlayan Arya en çok kabloları çekiştirip kemirmeyi ve masa/sandalye altlarında gezmeyi seviyor. Yani en kısa zamanda çekmeceler için kilit almamız ve kablolara bir çare bulmamız gerekiyor. Neyse ki yakında kardeşim bizimle yaşamak için yanımıza geliyor. Artık evin içinde Arya'ya göz kulak olacak biri daha olacak :)

Şu an Arya kucağımda ve yazmayı bırakıp onunla ilgilenmem için kollarımı parçalıyor :) Öncelik tabi ki Arya'nın :)


21 Aralık 2013 Cumartesi

Uyku Alışkanlığı - Maskeli Arya :)

Bebekler için uyku alışkanlığı gibi belli bir rutin gerektiren düzenlemeler çok önemli. Nasıl başlarsa öyle gidiyor. Biliyorum ilk günler bebeğinizi yatağına yatırmak size zor gelecek. Koynunuzda, kucağınızda dursun, kokusu burnunuza gelsin isteyeceksiniz.

İlk günlerde hatta haftalarda "Uyansa da sevsek" diye beklerken bebeğinizi yatağına alıştırmaz iseniz ilerleyen günlerde "Biri kucağında tutsa da tuvalete gitsem" diye beklemeye başlayabilirsiniz. Kucağınızda uyumaya alışan bebeğinizi yatağına bıraktığınızda uyanırsa uyumayı bırakın, iki eliniz serbest şekilde yemek yemeyi ve sakin, rahatlatıcı bir duş almayı bile unutmak zorunda kalabilirsiniz.

Bebeğinizi emzirdikten ve altını değiştirdikten sonra yatağına bırakıp hafif bir müzik açarsanız bebeğiniz o rutinde uyumaya alışacaktır. Sakın ola bir kereden bir şey olmaz, bu seferde göğsümde, kolumda, ayağımda uyusun diye düşünmeyin. O 1 kere sonra 3 kere, 5 kere derken bir bakmışsınız zorunluluk haline geliveriyor. İlk başta çok ağlıyor, sallayayım ya da gezdireyim de uyuyuversin derken bir bakmışsınız onu sallamaktan ağrıyan ayak bileklerinizle ağlayan siz oluvermişsiniz (tecrübeyle sabit maalesef :(

Özellikle geceleri bebeğinizi mutlaka yatağında uyumaya alıştırın. 6. ay itibari ile de yatağını kendi odasına taşıyın ki karşı çıkacak direnecek ve yadırgayacak hale gelmeden kendi odasına alışsın. Yoksa vay halinize... Eminim okula başlamış ama hâlâ anne babasının yatağında uyuyan çocuk hikayeleri duymuşsunuzdur siz de. Arya gündüzleri kendi yatağında pek uyumasa da geceleri mutlaka kendi yatağında uyuyor. Gece uykusuna geçtikten sonra uyanmadan beslenmesine devam ediyorum. Arya'yı 21.30, 23.30 ve en son 01:30'da doyuruyorum. Sonrasında bir sıkıntısı yoksa Arya sabaha kadar uyumaya devam ediyor ( Maşallah :)

Ben ilk günlerde ağlamasına kıyamadığım için Arya'yı bir iki kez ayağımda salladım ki sanırım bebek bakma konusunda yaptığım ilk ve en kötü hata bu oldu. Artık Arya gündüzleri ayakta sallanmadan çooook zor uyuyor. Bazen emerken uyuyakalıyor, bazen de oyun halısında oynarken. Onun dışında uykusu gelince ayakta sallanana dek mızmızlanıyor :( Büyüdükçe sadece sallamak da yeterli olmamaya başladı. Etrafa baktığı için gözlerini kapatıp uykuya dalmakta zorlanıyor. Ben de nasıl çare bulsam diye düşünürken aklıma yurtta kullandığım uyku maskesi geldi ve arayıp buldum. Kesinlikle işe yarar bir çözüm oldu, artık Arya'yı uyutmak çok daha kolay :) Maskeyi Arya iyice uykuya daldıktan sonra çıkarıyorum.

Şimdilik Arya'yla uyku maceralarımıza yatağında uyuduğu gece uykuları ile yetinerek böyle yuvarlana debelene devam ediyoruz. Ama kararlıyım en kısa sürede gündüz uykularını da kendi yatağında uyumasını sağlamaya çalışacağım :)

Benim gibi ilk bebeği ile yeni bir hayata alışmaya çalışan annelere bir parçaçık yardımcı olurum belki diye Arya'yla maceralarımızı elimden geldikçe paylaşmaya çalışıyorum. Keşke daha çok vaktim olsa daha çok yazabilsem ama Arya'yla zaman su gibi akıyor...