Ama bu sefer kesin nazar değdi gibi bence sanki :D
Karavana balkondan bakıp durup bi yerlere gidememek pek komik. Can'ın uçuşları çok az ama kendisini boş hissetmesin diye (!) sürekli evde bekleme nöbeti var. Ya da uçuşu bir gece önce belli oluyor.
Metos çok yoğun bir haftadaydı, sınavlar, ödevler falan.
Sonunda dün Can'a uçuş çıkmayıp Metos'un da son iki sınavı bitince bir gecelik kaçamak daha yapalım dedik.
Bu sefer parasını verip kamp yerine gitmeye karar verdik. Zira evden de geç çıkacağımız için yer arayıp da bulmamız zor olacaktı.
Yalnız İstanbul içi fiyatlar uçuk. Karavan'la gidiyoruz, kişi başı 70 lira. Çadır 50 liraymış. Komik bir şekilde girerken çocuklar çadır kuracak dediğimiz için 40 lira eksik verdik. Yani çadır yerine de yayılırsak daha ucuz oluyor, bir karavanlık yer kaplarsak daha pahalı. Laz mıydı kamp sahibi acaba :D
Akşam beşe doğru kampa vardık. Hafta içi olduğundan bir kaç çadır dışında kimsecikler yoktu. Nefis bir alana kurulduk. Gerçi oldukça rüzgârlıydı, karavanı rüzgârı engelleyecek şekilde yerleştirsek de dışarıda oturamadık. Yine de mangalımızı yaktık ama:)
Karavanı açtık, içine girdim. O da ne, elektrik çalışmıyor. İki gün önce çalışıyordu. Hava kapalı olduğundan güneş panelinden şarj olamadıysa bile akünün dolu olması gerekiyordu.
Aydınlatma işini portatif lâmbayla yapması kolay da elektrik yoksa pompa çalışmadığından su da olamıyor. Neyse ısıtıcının ateşleme sistemi elektrikli değilmiş, hatta ocağınki de değilmiş.
Kampta olmanın ayrıcalığıyla Can elektrik kablosu çekti, durumu düzelttik. İşin ilginci dün gece dışarıdan elektrik alan sistem bugün eve geldiğimizde onu da almadı, tamamıyla devre dışı. Yine Allah'ın sevgili kuluymuşuz da dün çalışmış.
Can elektrikle uğraşırken Metos mangal başındaydı. Yemekten sonra çay kek keyfi yaptık. Üzerine pis yedili oynadık, onları duman ettim.
Gece dalga sesleri ile uyuduk.
Sabah erkenden bizimkiler uyurken kendimi dışarı attım. Fotoğraf çekip deniz havası aldım.
Geri dönüp kahvaltı sofrası hazırladım. Mangal yakmaya hiç üşenmeyen kocam sayesinde sucuklar pişti. Hatta dün aldığım simitler de fırından çıkmış gibi oldu.
Kahvaltı sonrası geçen sefer yapamadığımız bütün karavan ve kamp geyiklerini yaptık :)
Son olarak günün kısa bir özetini de buraya koyayım.
İşte isimsiz karavanın ikinci macerası da böyle sona erdi. Şimdi elektrik sistemi ile uğraşacağız. Bir de plastiklerin hepsini kaldırdım, doğru dürüst bir çatal bıçak takımı alacağım. Onun dışında hemen hemen yerleştik sayılır.
Bu ay başka kaçamak yapamayız gibi duruyor. Bilgiç'in şubat tatili, Can'ın kış izni ve Metos'un dönem arasının ortak paydada buluştuğu günler olursa önümüzdeki ay plân yapabiliriz belki :)