18 Ekim 2022 Salı

@edgfashionhandmade tanıtımı filan

İşim bitti bugün ofiste, baktım aylak aylak dolanıyorum, yazayım bari dedim, nedense epeydir uzak kalmışlığın verdiği boşluğu doldurmak istermişcesine.😅😅😅😅😅👻

Aslında renkli bi moher kazak örmeme rağmen -ki bu kazağa yeşil kaşmirden önce başlamıştım o yarımken Zeynepciğimin battaniyesine dönmüştüm, battaniye bitince kaşmire devam etmiştim sıra buna tekrar geldi artık derkeeen- kadife ip mi bağışıklık yaptı nedir, dün duramadım bir tane de eve öreyim diyerek, tatatataaam oldu.

 
 
Sen bu durumda az daha bekliycen gibi be güzelim ;
 

İnstagramda bi hobi sayfam vardı, epey olmuştu açalı aslında ama çok üzerinde de duramamıştım zira çok parlak değilim sosyal medya konularında. Her şeyi yapamıyorum, hikaye eklemeyi bile yeni yeni öğreniyorum. 😁 @edgfashionhandmade. Şimdilerde bu sayfayı daha aktif kullanmak istiyorum becerebilirsem. Hızımı alamayıp ürettiğim ve dolaplardan taşan kimi ürettiklerimi değerlendirmek ve eğer bunu gerçekleştirebilirsem elde edeceğim geliri; başarılı ancak maddi durumu elverişli olmayan üniversite öğrencilerine ve/veya sokak hayvanlarına adayacağım. Üniversiteli gençler dünyasına kızlarım sebebiyle çok yakın olduğum için biliyorum, çok zor durumda olan pırrrlanta gibi gençler var. Ziyan olmalarına katlanamıyorum. Hayat pahalılığını anlatmaya lüzum yok, herkes farkında zaten. Bi ucundan tutabilirsem en azından diye düşünüyorum. Zira karşılıksız kimse bir şey de yapmıyor (yapabilecek durumda olup da yapmayanlardan bahsediyorum, yanlış anlaşılmasın) Neyse işte oh be anlattım.

Şimdilik kaçtım. Bol üretmeli günler olsun.

17 Ekim 2022 Pazartesi

Battaniye, örgü, fırında erik reçeli filan

 Zeynepciğimin battaniyesi şöyle oldu;👀

8 adet Himalaya Velvet, 7 no şiş, 125 ilmek (Kendime not) ;) Haftaya kendim götüreceğim yavruma, fotoğrafı görünce çok sevdiğini söyledi, umarım sağlıcakla eskitir. Yalnız gerçekten bir tane de eve öreyim diye düşünüyorum artık, çok bi yumoş oluyorlar 😜 Bugün tekrar yüncüye gidesim var iş çıkışı, hoşlandığım bir kombin olursa, alırım.

12 kat ipek kaşmirden ördüğüm Selanik model kazağı da bitirdim, katlar ayrılmasın diye muazzam dikkat gerektirdi yalnız, bir sürü rengi daha var ve sonuçtan memnunum ama bir daha da dener miyim, meçhul. Sadece dikmem bile yarım günümü aldı desem yalan olmaz zira dikiş ve yaka detayı benim için çok önemlidir hep.

Hazır dikmeye oturmuşken kızkardeşime sene başında örüp de dikilmeyi bekleyen yeleği de aradan çıkardım. Böylece tüm bir pazar öğleden sonramı bunlara ayırmış oldum. Aslında birkaç fotoğraf daha ekleyecektim ama niye bilmiyorum sayfa izin vermiyor o fotolara. Neyse kalsın bari.

Bahçedeki anjeliklerden bu yıl fırında reçel yaptım. 1,5 kg. kadar eriğin kabuklarını soyup, yarım çay bardağı toz şeker, 3 yk limon ve 3 yk ayçiçek yağıyla karıştırıp tepsiye aldım, 175 derecede yaklaşık 1 saat sonra aldım, sıcakken kavanozladım. (Kendime not)😇 Tadından çok memnun kaldım bundan sonra hep böyle yaparım gibi. Soyduğum kabukları da sirke olmak üzere kavanozladım. Sıfır atık çok hoşlandığım bir kavram. 👌


 

Haftaya nasip olursa yolculuk var, onu da sonra yazarım.

Öptümmm.💋

 

7 Ekim 2022 Cuma

Battaniye serüveni

 Çarşamba günü iş çıkışı Covid aşının 4. hatırlatma dozunu yaptırdım. Sen misin yaptıran? Daha önce hiç etmediği kadar rahatsız etti bu sefer. Dün işe gelemedim, izin aldım, bugünse sürüne sürüne. Babamız da sinüzit oldu, revir gibiyiz 2 gündür. Buna da şükür.

Her ne kadar iyi değilsem de geceleri sürekli ne örsem, hangi ipi ne yapsam diye düşünüyorum, evde yeminnen abartmıyorum, sürekli örsem 2 yılda bitiremeyeceğim kadar ip dolu. Dolaplar almıyor, evde sürekli benim dağınıklıklarım var, iyi ki kızımcığımlar kendi evlerindeler, dayanamazlardı, hoş ben de bu kadar yayılamazdım.

Kaşmir kazak gözüm sebebiyle beklerken, kadife iplerle patcwork battaniye yada şal denemeleri yaparken, Zeynepciğim ablasına gittiğinde foto atmıştı, bundan istiyorum diye. Bu Şubat'da Elifciğim, 'kocaman bir şal istiyorum, battaniye kadar olsun' diyerek, buraya sömestr tatili için geldiğinde de renk kombini seçip, beğenip aldığı kadife iplerle ördüğüm battaniyeden çoook memnun kalındığı için, bir an olsun yanından ayırmadığı için, küçüğüm de istemiş. Kardeşine asla kıyamayan,  ne istese anında yaratan Elifciğim ilk kez 'kusura bakma, bunu veremem işte' demiş ;))) Elif'inki şuydu;


Evdeki bi dünya kadife ip rafya kesimli olduğu için, yuvarlak kesim kadifeyele aynı görüntüyü vermeyeceği için içime sinmedi. Evdeki yarım bir sürü işe yine aldırmadan ve yine ip aldım. ;)))

 Mümkün olacak en kısa zamanda örüp yavrucuğumu yumuşacık sarmalasın istiyorum. 

Bu arada daha bu Şubat'ta örmeme rağmen kaç yumak almıştım, kaç no şiş ile örmüştüm, kaç ilmekti unuttum gittiydi. O zaman aklıma geldi, keşke bloğa bu gibi detayları yazsam da sonra fırıl fırıl aramasam diye, bugün o yüzden burada ;)) Olur da hatırlamam gerekirse bulayım bari burdan. Bundan sonra kendime not yazacağım inşallah. Elifciğimin iplerinin bu fotosunu sonradan buldum ama 3'er yumak mı almıştım diye aklıma takıldı, riske atmamak için 3'er yumak aldım ben de, artarsa (ki artar sanırım, onu da başka bi şey yaparız zahir inşallah ;))) Elif'in ipleri Etrofil kadife idi. Zeynep'e Himalaya aldım zira sevdiği kombin zaten ötekinde yoktu. 125 ilmek başlayıp, 7 no şiş ile örmeye karar verdim. Her iki marka da 100 gr'ı 120 metre. Sanırım 8 yumak yetecek aslında onu da bitince yazacağım. Kadife ipte bi dünya marka var ve çok değişik fiyatlardalar. Etrofil ve Himalaya içlerinde en kaliteli olanları, kesinlikle dökülme yaşanmıyor ve uzun sürece güzel formunu yitirmiyor. Diğerleriyle de denemelerim olmuştu zaman zaman küçük işlerde ve memnun kalmadığımdan mesafeliydim aslında. Bu bilgi de burada dursun. Şubat ayında 17,5 Tl'ye wawww çoook pahalanmış diye aldığım iplerin 30-45 arası fiyatlarda olduğunu öğrenmek şok etkisi yaratsa da.... ;)))

Birazdan eve gidip, tavuk suyuna bi çorba yapayım şifa niyetine ve güzel bir hafta sonu niyetiyle.

Kaçtım ben...



4 Ekim 2022 Salı

04.10.2022

 Bu sene hakikaten tuhaf geçti, çoğu şeylerde dönüm noktalarım oldu. İyi yada kötü diye ayrımlamıyorum artık çoğu şeyi, öyle işte.

Kaşmir kazak 12 kat ipek olduğu için çok zor ilerlese de aslında epeyce gayretlenmiştim ama bu arada gözümde çıkan iç arpacık tedavisi süresince mecburen bizi uzaklaştırdı. Her bir göz hareketi batma ve kaşınmalı olunca, ipleri düzgün ilerletmem mümkün olmadığından bir süreliğine bıraktım.

Bir kısmı görünen evdeki kadife ip stoğunu gözüme kestirdim. İnceli kalınlılar ama birleştirerek kalınlık ayarlaması yapmaya çalışıyorum. Gözüm iyileşene kadar, çok gerilmeden, patcwork tarzı bi battaniye yada genişçe bir şal örerim diye başladım, artık yol nereye giderse bilimiyorum.

Evde çeşitli düzenleme işleri yapsamda bi değişiklik yaratsam diye içimden geçse de henüz o potansiyeli hayata geçiremedim. Hep bahanem var hep. Bahçede bir sürü iş var yapılacak ama hava ya çok sıcak ya çok rüzgarlı. Biri tansiyonumu biri vertigomu oynatıyor mesela ;)) Azcık serinleyince de amannn şimdi iş mi yapılır diye öööyle saatlerce oturasım, örgü öresim var. Bu yıl evimizde kızımcığımlarım sebebiyle her türlü kahve makinesi mevcut, türlü türlü kahveler denedik, bu da acayip bi merak haline geliyormuş meğer. Çok tatliş bardaklar filan düşünüyorum, zamanla alıcam inşallah.

Niye kitap okumuyorum sorunsalım devam ediyor. Aslında bir sürü kitap alıyorum, ipler gibi. Bakalım bakalım...

Şimdi iş zamanı.

26 Eylül 2022 Pazartesi

Falan filanlardan

 Geçen hafta Zeynep kızımcığımı yerleştirmek üzere Uşak'a gittik. Ev tadilattan geçti, dolayısıyla temizlikti, yerleştirmeydi derken tepeden tırnağa elden geçti, inşallah huzur bulur kızım. Elif kızım zaten 1 aydır Denizli'de, erkencikten açılmıştı okulu, gidiş dönüşte minicik zamanlarda ona uğradık, öptüm, kokladım, iyi geldi. Bodrum'dan kısacık şortla gidip, Uşak'ta battaniyeye dolanmak garip oldu, sanırsın dünyanın ters tarafına gitmişik, aman anammm o ne soğuktu öyle yaw... Ki döndük ki, eh Bodrum bi miktar iyi ama burası bile ciddi soğumuş...

Yaz boyu sürekli çanta ördümdü. Çook güzel ipler buldum, kaşmirler, İtalyan pullular, vesaire, örmelere doyamamışım belli ki. Belki alan olur, satarsam öğrencilere yardımcı olmayı çok isterim hatta. Kahverengiler gitti, diğerleri bekliyor, bakalım. Yalnız fotolar çok kötü çekilmiş, yeni farkettim ama tekrar da çekeyim desem biliyorum ki fırsat bulamayabilirim, o yüzden böylece alıyorum buraya. Aralarda minicik İtalyan pullar var, akşamları yada güneşte minicik minicik parlıyorlar ;)) Ama ya fotolar neden bu kadar kötü oldu kiii ;(((

 









 Bu arada 4 kazak ördüm ancak yine fotoğraflayamadım, inşallah ilk fırsatta ;) Ha bir de 12 kat ipek kaşmirle bir kazak başladım, öyle zor ki katlar ayrılmasın diye pür dikkat örmeye çalışmak, su gibi akıyor oluşuna bayılıyorum bu ipin. Haki. Çağla yeşili, ne denirse artk. Yıllardır da örmediğim, çok da ağır ilerleyen Selanik modeli. İki sırası bir sıra ediyor ancak, uzun sürmese bitmesi bari. ;)

İşe gidip gelmek dışında neredeyse tek yaptığım örgü örmek. Hatta 4-5 haftadır sepette ütü bekleyen tişört ve gömleklerin neredeyse mevsimi geçecek ve halen beklemedeler. Bu gidişle, seneye nasip olursa diye kaldırabilirim de. Hiç sevmiyorum hiç bir ev işini. Hoş mesaiyi de sevmiyorum. Bi kitap, bi örgü olsa karın doyurmak -kızımcığımlarım yokken- hiç dert değil, domates, biber, bi lokma peynir her şartta yeter bana ;) Niye böyle oluyor bilmiyorum ama eğer bi yere gidilecekse, birileri gelecekse öööyle mıhlanıp kalıyorum, elim hiç bi işe gitmiyor, kilit pozisyonu. Epeydir de öyleyim zaten, giden, gelen, vs. Belki artık düzene biner n'blim. ;))

Hadi görüşürüz, öptüm...

25 Ağustos 2022 Perşembe

Selamlarrrr

 Amma çok olmuş yazmayalı ya huu ;)

Nasıl geldiğini gittiğini anlamadığım ama çokca da çok yorulduğum garip bir yıl geçiriyorum hissiyatındayım hep. Bir çok şey yapıyorum ama bir çok şeye yetişememiş durumundayım genellikle. Eskiden beni yormayan şeyler bile özellikle bu yıl çok fazla yorar oldu ve daha kötüsü sürekli baskılandığımı hissediyorum. Belki, belki de değil de galiba 50 yaş böyle bir şeydir, bilmiyorum. Hunharca ip alıyorum, piyasada pek bulunmayan yada çok pahalı olan iplerden daha hesaplı bulduğum şahane bir yer keşfettiğimden beri (ki 2 yıla yaklaştı) bir yandan azalsınlar diye uğraşırken her hafta kendime mağlup olup yeniden yeniden alıyorum hatta. Sonum hayra çıksın inşallah. Henüz hiç denemedim ve becerip beceremeyeceğimden de kuşkuluyum ama eğer bir gün satış da yapabilirsem eğitime destek adına harcamak, maddi olarak zorlanan başarılı üniversite öğrencilerine yardım etmek istiyorum. Kızımcığımlarımın ikisinin de üniversitede okuyor olmalarından dolayı bu kesim ile oldukça içli dışlıyım ve maalesef ki ekonominin hepimizi çok zorladığı şu günlerde onların nasıl zor durumda olduklarını hemen her an deneyimliyor olmaktan fazla duygusallaşıyorum. Umarım elimden geldiği şimdiki kadarından daha fazlasını ilave bir kazançla yapabilirim, hem üretip hem de yarının üretecek gençlerine karınca kararınca yardım edebilirim. Son aylarda gözlemlediğim konu da şu oldu ki; durumu gerçekten çok çok çok iyi olan, sosyal aktiviteleri vs sebebiyle çokca kuruluşun içinde yer alan tanıdıklarıma da bu çocukların bilgilerini verdim ve onları burslandırmak için çaba harcadım ama sadece tek kişi hemen kabul dedi. Üzüldüm doğrusu. Zira herkes tabiki kendisi üstlenmeyebilir, buna lafım olmayabilir ancak üye oldukları, hemen her gün sosyal medyada boy gösteren ve neredeyse bu amaçla kurulmuş olanlar da dahil olmak üzere olumlu dönüş alamamak gerçekten de şaşkınlığa uğrattı beni. Neyse işte baktım kimseden fayda yok yine de yenilmeyeceğim diyerek devam edeceğim kendi adıma ne yapabilirsem.

Çok az kitap okudum bu yıl. Çok fazla yemek yaptım, çok fazla ve çok uzun süre misafir ağırladım. Çok fazla gelen şeylerin biri de her gün işe gelmek artık ne yalan söyleyeyim, o da bıkkınlık vermeye başladı. Mesai denen şeyin 8 saat olmasını çok ama çok saçma buluyorum. 8 saat boyunca hiç bir kişinin sürekli çalıştığını görmedim hiç. Her bakımdan pestilini çıkarıyor insanların, yazık. Oysa pandemideki zorunlu kapanışlarda da test ettik ki inanın hiç bir iş aksamıyor aslında ofislerde. Her ne kadar EYT'li de olsam, kızımcığımlarımın tahsilleri bitene kadar da çalışmak zorunda olduğum için, tansiyona/şekere/eklemlere vs. rağmen yine de sağlıklı ve huzurlu olmak istediğim için, emekli olarak kaç sene yaşarım bilemediğim için, ülkenin bu boktan hale getirilen durumundan hiç mi hiç hoşlanmadığım için... Ne kadar iyi olunabilirse o kadar iyiyim.

Ve garip bir şekilde foto göndermiyor şu an telefonceğzim, bu da böyle olsun gari.

Öptüm.

3 Ocak 2022 Pazartesi

03.01.2022

 Neyse işte arada yine bir sürü şey oldu yine yazamadım, içimden gelmedi falan.

Yıllardır ilk kez yılbaşı ağacı kurmadım. Kızımcığımlarımın da burda olmaması sebebiyle belki hiç istek duymadığım şurda kalsın, daha kurmadan 'amaaan bi de toplaması var, boş verrr' dedim kendime. Zaten aman aman bi ağaç da değil zira evde büyük bir ağaç için yer yok. Kızlar her sene gülerdi 80 cm.lik ağaçceğizime ;))

Retrosu batsın, hiç iflah olmayan bir 2021'den öyle gıcık kaptım ki, yeni bir yıla dair hiç bir dilekte de bulunmadım. Rutin dileklerim de zaten evlatlarımla ilgilidir, onun dışında hiç bi talebim yok, hoş, olsa ne değişiyor ki zaten.

Yılbaşından bir hafta önce küçük kızımcığımın yanına gittik, zorlu bir sınav haftasında bi miktar destek oluruz niyetine, çoook özlemiştim, çok iyi oldu. Büyük kızımcığım da hafta sonları geldi gitti. Nihayetinde dün gece eve döndük, bugün de mesai...

Son zamanlarda oldukça fazla örgü ördüm. Kırmızı kaşmir bir ipten kazak, bi süveter, bi yelek, kızımın bi arkadaşı için atkı-bere, vs vs... Uşak'ta bir yüncüye daldım ve kızımcığımlarım için hafif birer şal isteklerine uygun ipler aldım yine paket paket. Dolaplarda yer kalmadı ip koyacak ve halen tatmin olamıyorum. Fiyatlar önceki 6 aya göre 2 katı, inanılmaz pahalılar... 

Ülkenin durumu beni hasta etmeye devam ediyor. Bu kadar iğrenç bir sistemsizlikle yönetilmek, çocuklarımızın maruz bırakıldıkları anlamsız zorluklar feci canımı sıkıyor. Elimden bir şey gelmiyor. Sonumuzun hayır olacağına dair de en ufak umudum kalmadı. Çocuklar dolayısıyla sık sık üniversiteli gençlerin sorunlarıyla hem halim, çok çok çok can sıkıcı. Umutsuzlar, inançsızlar, motivasyonları öyle düşük ki, inanamıyorum bu gencecik insanların bu feci hallerine. Sebep olanlara kahrediyorum (içimden içimden ve bazen de dışımdan küfrediyorum)

Sağlık sorunları yaşamayacağımız bir yıl olursa fena olmaz. Gerisi Allah'a kalmış, ne isterse o.

Öptüm.

24 Kasım 2021 Çarşamba

Öğretmenler gününü kutlamak

 

Yıl 1923… İlgili kişiler Atatürk’e soruyor: “Paşam, vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, ne kadar verelim?” Keşke bugün hayatta olsaydı diye bir kez daha özlemle andığımız Ulu  Önder şöyle diyor:

“Öğretmen maaşlarını geçmesin.”

1923'de bir öğretmen maaşı 24 cumhuriyet altını
2021’de bir öğretmen maaşı 1 cumhuriyet altını alamıyor. Emekliler zaten içler acısı...

Hadi kutlu olsun Öğretmenler Günü!


22 Kasım 2021 Pazartesi

Gönül istesinmiş, her şey mümkünmüş

 Yeni kararlarımı uygulamaya başladım. Yaz-kış demeden her hafta sonu denize giren eşim öğle vakitlerinde eve döner. Ben de erken uyansam bile uyanır uyanmaz bir şey yiyemediğim için bekler, birlikte bir şeyler yerdik. Yanlış oldu beklemezdim, mutlaka bir şeyler yapardım, börektir, kızartmadır, gözlemedir vs vs. Bu hafta yapmadım. Bunun yerine cuma akşamı manifestomu yayınladım, 'ben artık hafta sonları gezeceğim, sabahları da kahvaltı, akşamları da yemek hazırlamayacağım, temizlik de yapmayacağım' dedim. Dedi, 'olabilüüü'. Kaç kereden sonra fire veririz bilinmez ama valla itiraz etmek şöyle dursun çok sevindi bile diyebilirim adamceğiz. Demek ki gerçekten, beklenti bile olmaksızın kendi kendime bi işler çıkarır dururmuşum dedim. Attık arabaya bi küçük tüp bi tava, aldık kasaptan bi kangal sucuk, fırından ekmek, ver elini (Ortakent'e çok gittiğim halde burasını hiç görmemiştim) bir sahil dedik, Ortakent'e gittik. Anlaşılan ve görünür manzara o idi ki sanırsam bi ben bilmiyormuşum ;)) Önceki pikniklerden kalan çer çöp ve mangal  artıkları ile olayı pekiştirdim ;)) Ben sahilde ateş yakmak fikrini, orayı kirletmeyi sevmem hiç. Çünkü piknik alanı olarak düzenlenmiş yer değillerdir ve haklı bir saygı isterler. Bana göre. Neyse işte, uzunca bir süre denize daldırdım gözlerimi, suyla bıcı bıcı oynadım. 




Biz tam sucukları hazırlarken birkaç araç dolusu genç geldi, pata küte derken, kulakların zarını patlatacak kadar açtıkları müzik eşliğinde saniyeler içinde masa sandalyelerini kuruverip mangalı bile yakıverdiler valla. Acaba şu müziğin sesini biraz kıstırsak mı diye düşünürken bi baktım hepsinin ellerinde birer bira -ki ilk şişeleri gibi de durmuyordu- masaya konmuş daha elvan çeşit içecek derken, bulaşmamaya karar verdim. 🙊🙉🙈Alelacele kısmından yiyiverip biz başka yere gitmeye karar verip öyle yaptık. Gün boyu kah arabayla kah yürüyerek dolaştık Sarıyaz'ı yaşayan Bodrum'da. Birer kahve, üçer de çay içtik orda burda. Öyle iyi geldi ki gezmek, anlatamam. Toplamda 1 saati geçmiştir yürüyüşüm ve hiç te aşırı zorlanmadım, azcık zorlandım.  Akşama yemek yiyemeyecek kadar toktuk, meyvedir vesaire ile geçiştirdik. Oksijen mi çarptı nedir sabaha kadar az delikli uyudum ki bu da çok hoştu. Benim için.
Pazar günü de Bitez'e geçtik. Neden bilmem en çok sevdiğim yerlerden biridir Bitez. Evimize de çok yakın. Önce kallavi birer dabıl Türk Kahvemizi içtik, ardından ben ya hiç uyuyamazsam korka korka da olsa iki çay içtim, bir önceki güne efelenerek 😇 Örgü öresim geldi, malum oğluşa bir yelek başladım, sürünüp duruyor günlerdir. Gözümü ne zaman kaldırdımsa bana bakan gözleri de farketmedim değil ama devam ettim, öyle istiyordu canım. Sonra bi kadıncağız geldi yanımıza, 'geldiğimden beri sizi izliyorum, ne örüyorsunuz merak ettim, rahatsız etmeyeceksem bakabilir miyim?' dedi, 'tabi' dedim biraz lafladık, o da örermiş her gün, 'haftaya ben de getireyim bari' dedi. Sonra bir kadın daha geldi, biraz da onunla konuştuk, o da 'haftaya ben de getireyim' dedi. Bitez'de bir çığır açacak olabilirim 😛 Çok hoşlandım ama. Ne o boş boş oturmak, örgü örmesem de kitap okuyorum ben zaten nere gitsem.


 Neyse işte içme sınırının sonuna geldiğimizde hadi biraz da yürüyelim diye kalktık. 


Aman Allahım... Kesin kanaatim o dur ki bir tek ben evde oturmuşum yıllardır. Kafeler vs tıklım tıklım olmasa da meğer yeni bir akım gelişmiş ben görmeyeli. Minik masa ve katlanabilir sandalyelerini arabaya atan sahile koşuyormuş meğer. Rahatsız etmemek için hepsini fotoğraflayamadım ama temsili bir fotoğraf çektim biraz uzaktan.


Valla mis. Kafası çalışıyor insanların. Hiç bir restorana yada kafeye yada bilmem nereye gitmek zorunda kalınmadan da mükellef bir akşam yemeği yenebiliyormuş meğer. Masalı sandelyeli en az 20 küsur aile vardı, kimisi eşli dostlu, kimisi iki kişilik romantik. Getirmişler yiyeceklerini, içeceklerini, donatmışlar masalarını, kiminin elinde kitap, kim sohbette, kimi gülmekten çatlıyor. Kimi scrable oynuyor, kimi zar atıyor, kimisi olta. Masalarını mesafeleri koruyarak açmışlar, sıkış sıkış bi restoran atmosferinden bin kez daha güvenli. Valla ne yalan söyleyeyim şurda yaşayalı 27 yıl oldu, ben böyle bişey görmedim. Vardı belki de, ben görmedim. Niye görmedim? Niye kafamı bu kadar kuma gömdüm? Bilmiyorum. Daha doğrusu, karavanın olursa böyle şeyler mümkün diye sabitlenmişim. O 20 küsur arabanın içinde sadece 1 tane minicik bir karavan vardı oysa. Gönül istesinmiş, her şey mümkünmüş... Ama değiştim. Demiştim ya bir aydınlanmanın eşiğindeyim sanki diye hissediyorum, tam da buna delalet sanki. 1 saati aşkın yürüdüm oraya buraya baka baka. Çok ama çok hoşlandım. Önümüzdeki hafta sonu için hayaller kurdum ama muhtemelen o hiç yağmayan yağmurlar filan da yağar, o derece de güveniyorum bedeviliğime 😂 Neyse işte. Döndük eve, başladık araştırmaya. Şimdi acilinden masa ve 4 sandalye alaceğük. Araştırıyorum. 
Sıradaki aydınlanmam ne olacak acaba? Ya da buraya kadar mıydı? Yok ya değildir, gel sen, bekliyorum.
Bu arada hep bahsettiğim örgü sisterım Özlem yeniden blog yazmaya karar verdi.https://pusulasizhayat.blogspot.com/ Keyifle okuyacağınızdan eminim, haberiniz olsun istedim.


18 Kasım 2021 Perşembe

Hadi bakalım 18.11.2021

 Dişçiye gittim, parça kalmış gibi görünmüyor, yandaki 20'lik diş de sağlam görünüyor ama "ağrı geçmezse onu da çekelim" dedi, doğrusu 5.eksikliğe şimdilik evet diyemedim, sağlam görünen dişi niye çektireyim anlamadım, 'bir kaç hafta daha bekleyeyim o zaman' dedim. Toplamda 2 paket antibiyotik de kullandım buna rağmen üst çeneyle alt çene üst üste gelirse aynı ağrı devam ediyor, anlamadım gitti. 'Enfeksiyon oluşmuş olabilir' dedi, '2 pakete rağmen enfeksiyon olsa sadece basınca değil sürekli bir ağrı olmaz mı?' diye sordum o da 'evet orası da öyle' dedi. Ayrıldım, çaresiz. Az daha soru sorsam kovulacağımı hissettim valla ;)) Anlayamadığım şu; doktorun bir teşhis koyması yada ne bileyim teşhisin doğruluğunu güçlendirmesi için hastanın hikâyesini dinlemek diye bir şey var literatürde. Hal böyle iken, doktorların duydukları rahatsızlık ve öfke niye? Üslup da çok önemli ama ben zaten oldukça kibar ve minnettar davranırım sağlık personellerinin tümüne. Yani anlayacağın; kendimi bahtsız bedevi gibi hissediyorum çölde ;))

Havalar çok güzel, bugün öğle aramda uzun zamandır ilk defa toplam yarım saat yürüdüm sahilde. Dizlerimi kırmadan düz adımlar atmaya çalıştım, etrafta yürüyüşe çıkanlar vardı ve hepsi de bana tuhaf tuhaf baktılar. Diyeceğim o ki, etrafınızda birileri normal dışında yürüyorsa -bakmayınız, rahatsız etmiş olabileceğinizi, bir gün sizin de başınıza gelebileceğini düşününüz- lütfen. Bu bakanların bir de yolda durdurup soranları bile var, -sormayınız- lütfen. Hele bir de yanından geçerken o -cık cııık- seslerini de -çıkarmayınız- lütfen. "Kalçadan adım atarak, dizleri mümkün mertebe kırmadan yürümeye çalışmak dizlerdeki sürtünmeyi en aza indirmek içindir ve doktor tavsiyesidir, başkaca bir tuhaflık içermemektedir, kaynınızda da varsa bana sormak yerine kendi doktorundan salık almasına tavsiye ediniz. Lütfen." yazılı bir pankartla dolaşmayı istiyorum. 

Aslında dert anlatmaktan nefret eder oldum, bloğumdan be sebeple uzak kaldığım zamanlar oldu, sürekli karamsarlık peşinde olmamama rağmen yazıya bile dökemedim zaman zaman. O zinciri de şimdi kırmış olayım. Neticede kitap yazmıyorum, kimse para vererek okumuyor, hiç bir borcum yok kimseye, karamsarsa karamsar bazen, n'apim böyle... Yazdıklarımı ben zaman zaman geriye dönüp kendimi merak ettiğim için yazıyorum. Unutuyorum çünkü ve merakım var.

Uzun zamandır beklediğim ve istediğim aydınlanmayı yaşayacağıma inancım yüksek şu günlerde her şeye rağmen. Bu hafta sonu, öbür pazartesi, önümüzdeki bahar vesaire gibi kendime koyduğum zaman engellerini de attım artık. Şimdi. Evet şimdi.

Yazmaya devam ederek bu işi kendi içimde nasıl ne hale getirdiğimi görmek istiyorum. Belki başarırım belki başaramam ama denerim. Deneyeceğim. Aslında şuraya şu satırları yazmak bile müthiş. Benim için. Benim dünyamda. Kendi eksenimde.

Öyle işte. Kendime notum: Hadi bakalım. 

;)