3 Kasım 2011 Perşembe

Kısa güne sığdırılanlar

Bu hafta ne kadar da hızlı geçti Allahım.. O kadar yorgun, uykusuz ve güçsüzdüm ki.. Ve doğrusu bu sabaha da öyle uyanmıştım. Okula erkenden gidip eksik kalan işleri organize edecektim, SalihaBetül de kahvaltısını okulda yapacaktı. Kahvaltılık kalmadığını hesap edemeyip süt, 2 bıldırcın yumurtası haşlaması ve bir iki dilim börekle geçiştirdik.. Kahvaltıyı geçiştirmesini hiç sevmem, sevimsizliğim iyice arttı. Yola çıktıktan sonra başlayan sağnak yağmurun ve bu sebeple kapanan trafiğin sevimsizliğime katkılarını! söylememe gerek bile yok sanırım. Ve sonra uçurtma müzesine gitmeye çalışırken evlendirme dairesinin önünden 3 kere geçip ısrarla navigasonla gitmeye çalışmamız, oysa burnumuzun dibindeki müzeyi arayıp bir yol tarifi istesek işimizin ne kadar kolaylaşacağını hiçbirimizin akıl edememesi... Offf Allahım offf dedirtti değil mi size de.. 
Elbette 11:30 daki randevumuza 1 saat gecikme ile geldik. Fakat kapıda öyle sıcak ve güzel bir karşılama vardı ki, tüm sevimsizliğimden utanıverdim birden. Ben de gülümsedim onlarla birlikte. Her yer tadilattan dolayı pek bir karışık pek bir düzensiz görünmüştü gözümüze, fakat MehmetNaci Bey ve yardımcı ögretmenleri öyle güzel anlatıyorlar ve enerji veriyorlardı ki ve de çocukları öyle güzel idare ediyorlardı ki sonradan haksızlık ettiğimi düşünmeye başlamıştım bile..
Her ne ise, önce atolyeye girdik. Kesmesinden yapıştırmasına kadar tüm uçurtmaı ablaları kadar yardım alarak yapan SalihaBetül takdirimi kazandı.. Ve doğrusu tam bir anaokulu çocugu gibi davranması, sadece sorulan sorulara cevap verip tüm kurallara uyarken taşkınlık yapmaması ile öğretmenlerini de sevindirdi. Uçurtmayı yaparken sürekli "İlk önce ben bitiricem annecim, ben kazanıcam" demesi ise korkuttu. Biri bu çocuga hayatın bir yarışma olmadığını anlatması gerek acilen, ben anlatıyorum da, o pek anlamıyor sanırım..
Müze kısmı ise harikaydı kanımca. Ben müze deyince daha büyük daha farklı hayal etmiştim. Anlatan anlatmak istediğini bilince ve hayallerinin farkında olunca o minicik mekan bir derya deniz oldu bizim içim. Dilerim ki tüm hayalleri gerçek olsun, daha büyük daha orijinal mekanlarda çıksın çocukların karşısına. Velhasıl bizimkiler çok keyif aldılar, çok eğlendiler..
Dönüşte ise yağmurun henüz dinmiş olmasına ve sert rüzgarla karşılaşmamıza ragmen Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesini ziyaret ettik. Daha girer girmez Alice harikalar diyarında duygusu yaşatan bu doğa harikası yer kalbimizi derinden fethetti. Bugüne kadar neden gelmeyi erteleyip durmuşuz diye hayıflanmamıza sebep oldu. Hem rüzgar sertleştiği için hem de gitme vakti geldiği için bizimkiler Keşif bahçesini tam olarak keşfedemeden ayrılmak zorunda kaldık. Çıkarken hep arkamıza bakıyorduk nedense.. Havalar ısındığında daha geniş bir zamanda ve belki atolyelere katılarak tekrar gelme planları yaptık. Tatsız başlayıp güzel noktalandı benim için gün. Çok eğlendik, çok keyifli vakit geçirdik. Şimdi ise sıra bu yorgunluğu atma zamanı. Yollarda tekrar görüşmek üzere..

Uyanma Vakti

Bi rehavet çöktü üzerime, nedendir bilinmez.. Biraz yoğun günler geçirdik. Yaşananlardan, yorgunluktan, tembellikten biriktirdiklerimi yazasım gelmedi bir türlü.. Geçicidir, arada olur.. Ama tatil moduna girdik sayılır. Önce uçurtma müzesine sonra da bayram tatili için Aydın'a doğru yola koyulacağız.Hadi bakalım.. 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...