| Resmettiği rüyası.. Sonradan hastane odasında bize moral verdi, özlem gidermemize vesile oldu. |
Güzel bir hafta sonu olacaktı, emindik sanki.. Epeydir başbaşa kalamamış, çokça özlemiştik birbirimizi; ailecek.. Bunun için c.tesi baba-oğul koyun koyuna uyurlarken biz erkenden kalkmıştık anne-kız. Evimizin içini geceden makineye koyduğumuz domatesli kekikli ekmeğin kokusu sarmıştı.. Müzik dinlemeyi unutacak kadar kendimi unuttugumu hatırlayıp güzel de bir fon yaptım bizim için.. Kızım elini yüzünü yıkayıp gözlerini kocaman açarak yanıma koşup geldiğinde, susmadan aralıksız gece gördüğü rüyasını anlatmaya başladı. Öyle heyecanlı ve coşkuluydu ki aralarından aklımda kalanlar bizim anne kız çiçeklerin arasında dans ettiğimiz, gökkuşağı..vs idi. Sonra hemen kağıt ve boyalarını getirip masaya kuruldu. Rüyasının resmini yapacakmış, yoksa unutuyormuş diye...
| Beykoz hatırası.. o kadar çok sevdi ki; lütfen bu köprüde fotografımı çek dedi. |
Tatlı tatlı kahvaltımızı hazırladık, o da resmini yaptı.. Sonra evin erkek ahalisini uyandırdık.. Epeydir uzun kahvaltıya, çekirdek aile sohbete hasret kalmıştık ya, çok keyif aldık.. Epeydir gezmiyorduk da; haftasonunu İstanbul'da geçireceksek c.tesi ögleden sonrasını da kendimize ayıralım o vakit dedik... Vurduk kendimizi yola, Beykoz taraflarına. Biraz boğaz havası dedik, iyi gelir dedik, belki dedik .. ama birden babacığı bir titreme bir üşüme içten içe ateş aldı. Amcanın evine zor attık kendimizi. Gerisi zaten babacığın acilde gecelemesi, gece de sabaha kadar uyuyamaması ile son buldu.. Aslında son buldu demek isterdim ama meger herşeyin başlangıcı imiş bu anlatttıklarım. C.tesi gece çok uykusuz ve yorgun geçince nispeten daha iyi olan ben evimize getirdim ailemizi. Eşim gelir gelmez yataga girdi zaten, titrer vaziyette. Bende de hafiften bişiyler vardı ama, bana yatmak pek mümkün değildi. Altı değişecek emzirilecek bir masum bebe, bir tas çorba bekleyen bir de çocuk vardı. Velhasıl ağrı sızı otur kalk derken bir unut bir hatırla modunda geçiyordu günüm. Akşam üstü iğnesini vurdurmaya gittiğinde dr. göndermemiş eşimi. Hemen bir serum bağlamışlar, sonra da yatışına karar vermişler. Biz sonra bazı eksiklerini götürmek amaçlı gittik yanına, ama sonra eve geri döndük. Eve döndüğümüzde titremekten kaslarım, eklemlerim ağrıyordu artık. Nasıl uzun geldi o hastane yolu, eve sağ salim ulaşabildiğime şükrettim.. O gece iki çocukla en zor imtihanımı yaşadım. Çocuklarım beni üzmediler ama o gece bana bişey olursa -ki aslında olan olmuştu; ateşim 39.9 u görmüştü- ne yaparım diye çok düşündüm.. 2 saat aralıkla da olsa alabildiğim o tek ağrı kesiciyi yine aldım, çift doz.. Öyle böyle sabahı ettik. SalihaBetül'ü okula gönderip hastaneye bir geçtik, geçiş o geçiş. 2 gece refakatçi koltugunda da olsa ben de hastanede kaldım. Eşimin ateşini ölçmeye geldiklerinde benimkini de ölçtürüyorduk. Birbirimizden geri kalır yerimiz yoktu. Sadece benim tedavim çok sınırlıydı emzirdiğim için .. SalihaBetül 2 gün aile dostumuzda kaldı. Zaten sınıf arkadaşı olan MeryemNur la okula gitti geldi, akşam erken yatıp sabah erken kalktı, çokça eglendi. Telefonlara bazen çıkmak istemedi, çoğu zaman da kısa kesti. Gelir onu alırız diye düşündü. Bizim sağlığımızın ciddiyetinin farkında oldugunu pek sanmıyorum. AliMahir ise odanın bir köşesinde bebek arabasında yattı. Ortam onun için hiç sağlıklı değildi kesinlikle biliyordum ama hem geçmeyen ateşim çokça yükseldiğinde hastanede olmanın güveni beni rahatlatıyordu, hem sıcak yemek, iyi bakım sunuluyordu, hem de SalihaBetül'e hastalığımızı bulaştırmıyorduk. Hal böyle olunca anne sütünün korudugunu düşündüğüm AliMahir'i "feda etmek" durumunda kaldık.. İlk iki gün birbirimize su verecek takatimiz yoktu, sürekli yüksek ateş ve ağrılarla savaştık.
| Havalimanı hatırası. Bu fotografa bakıp bakıp çok duygulandım dedi SalihaBetül.. |
Ücüncü gün artık yavaş yavaş toparladık kendimizi. Ve üçüncü günün sonunda evimize kavuştuk. Sağlık elde iken pek kıymeti bilinmiyor evet,bunu sıkça tekrarlarız her birimiz belki.. Ama gerçekten bu sefer hastayken çok tatsız, mutsuz ve üzüntülüydük.. Kızımızı çok özledik. Allah bir daha hiç ayırmasın bizi diye dualar ettik. Şimdi iyiyiz; çarşamba hastanenin çıkışının ardından evde hemen hazırlıklara başladık. Perşembe babacığı Mekke'ye gönderdik. Abi kardeş olur mu olmaz mı derken ticari vizelerini alıp Mekke'ye girmeyi başardılar. Hatta umre bile yaptılar.Tabi malesef sadece 5 gün kalabilecek olmaları onları üzüyor ama en azından deneyip gördüler.