SİYAH LALE
Alexandre Dumas
Sevdiğim bir yazardan tavsiye edebileceğim bir kitap daha. A. Dumas, 300'e yakın eser vermiş, edebiyat dünyasında "Roman fabrikası" lakabı ile anılıyor. Bu yönüyle bizim edebiyatımızdan Ahmet Mithat Efendi'yi çağrıştırıyor bana. İki yazarın da eserlerini okumayı seviyorum, sanırım bol olaylı, sürükleyici kitaplar, okumayı zevkli kıldığından olsa gerek iki yazarın kitapları benim favorilerim arasında.
Gelelim Siyah Lale'ye: Kitap konu olarak 17. yy Hollandası'nda döneme damgasını vuran "lale yetiştirme" tutkusunu anlatıyor, yanında aşk, kıskançlık ve tarihi gerçeklerle birlikte. Romanın kahramanı Cornelius Van Baerle oldukça zengin bir doktordur. Hem parasını değerlendirmek hem de güzel bir uğraş edinmek için dönemin en zarif ve pahalı uğraşlarından olan lale yetiştiriciliğine başlar. Hobi olarak başladığı bu iş kısa sürede hayatının tek gayesi olur. O sırada Haarlem Çiçekçilik Cemiyeti siyah lale yetiştirene büyük ödül vereceği bir yarışma düzenler. C.V. Baerle de siyah lale soğanı oluşturmak için çalışmalara başlar. Tabi onun gibi lale yetiştiricisi olan kıskanç komşusu Isaac Boxtel , C.V. Baerle'nin her yaptığını takip etmektedir. Baerle'nin siyah lale soğanını yetiştirdiğini düşündüğü an, ona iftira atar ve onu tutuklatır. Cornelius, ömür boyu hapse mahkum olur. Yetiştirdiği üç siyah lale soğanını üzerinde saklayarak hapse girer. Burada tanıştığı gardiyanın kızı Rosa'ya aşık olur ve onun sayesinde hapishanede siyah laleyi yetiştirirler, büyük ödülün sahibi olurlar. Kıskanç komşu da cezasını bulur. "Kötülük hiçbir zaman cezasız kalmaz", A. Dumas'ın kitaplarındaki mesajlardan biri de bu ve bu düşünceye en uygun örnek bir diğer kitabı Monte Kristo Kontu.
Kitap, C.V.Baerle'nin hapisten çıkıp Rosa'yla birlikte yeni bir yaşama adım attığında, evinin kapısının üzerine yazdığı şu cümleyle bitiyor:
"Bazen bir insan 'Çok mutluyum' diyemeyecek kadar çok acı çekmiş olabilir."
Bana çok dokunaklı geldi, ya size?...