Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Kasım 20, 2021

Mim - Blog Yorumları

Bir Yıldızın Hikayesi blogunun sahibesi Sibel Yıldız'ın da dediği gibi ben de uzun zamandır mim okumamış ve cevaplamamıştım. Bu mim iyi geldi :) 


Soru 1. Yaptığınız paylaşımla ilgili yorum alış-verişine önem verenlerden misiniz?

Evet. Paylaşmak için yazıyorum ve yorumlar bana iyi geliyor.  Bazı durumlarda sadece yalnız olmadığımı hissetmek bile iyileştirici oluyor. Yorum yapan biriyle tamamen zıt fikirlerde olduğumuzda da kaliteli tartışmalara her zaman varım. Takip ettiğim bloglara da yorum yazmaya çalışıyorum sık sık.


Soru 2. Yorum geldiğinde iade-i ziyaret yapar mısınız?

Benim yazımla alakalı tek kelime yazmadan sadece kendi blog tanıtımını yapmaya çalışan "Benim bloguma da beklerim" minvalindeki yorumlar hariç yazıma anlamlı yorum bırakan herkesin bloguna mutlaka iade-i ziyaret yaparım ve ilgimi çeken yazılarını okuyup yorum  bırakırım. 


Soru 3. Okumadan yorum bırakıldığını ya da hızlıca göz gezdirildiğini hissettiğiniz olur mu?

Evet oluyor. Olabilir de. Bu çok normal. Kimsenin her yazdığımı ciddiye alma zorunluluğu yok tabi ki. Okuyup geçebilir, yorum yazmayabilir ya da üstünkörü bir şeyler yazabilir rahatlıkla. AMA evet kocaman bir AMA öyle yapan biri de hiç utanıp sıkılmadan "Benim bloguma da beklerim" yazmasın lütfen. Sen beni kaale almazken ben neden seni alayım ya? Tüm blogları gezip aynı mesajı copy-paste yapanlara katlanamıyorum.



Soru 4. Önünüzdeki yazıyı okuduktan sonra o yazıya gelen diğer yorumları da okur musunuz?

Tabi ki okurum hatta araya kaynayıp yorum yapanla tartışmaya bile girebilirim :D


Soru 5. Yazınıza gelen yorumları cevaplar mısınız?

Eski yazılarıma bakıyorum ara sıra. Nedense cevaplamadığım yorumlar olmuş. Sanırım ruh halim cevaplayamayacak kadar kötüymüş. Ama uzun zamandır her yoruma cevap vermeye çalışıyorum. Gözümden kaçan olduysa da af ola.


Soru 6. Yorumları biriktirip hepsini aynı anda mı açarsınız? Neden?

Mail olarak gelince hemen okurum yorumları ama cevap vermek için rahat olacağım bir anı beklerim. Yani genelde birikmiş oluyor yorumlar. Ama bir yazının yorumlarına cevap vermeden yeni yazı yazıp yayınlamıyorum.


Soru 7. Yazıyı okuduğunuz halde yorum bırakmadan ayrıldığınız olur mu?

Oluyor çünkü ne yazacağımı bilemediğim anlar oluyor. 


Soru 8. En az ve en fazla yorum alan paylaşımlarınız hangileri hatırlıyor musunuz?

Maalesef hatırlamıyorum. 


Soru 9. Hiç yorum almayan yazınız oldu mu?

2000li yılların başlarından beri 2-3 farklı blogum oldu. İllaki yorum almayan yazım olmuştur. 


Soru 10. Daha önce hiçbir etkileşimde bulunmadan, tesadüfen tek bir yorumunu okuyup beğenerek takibe aldığınız biri oldu mu?

Evet oluyor. Bazen kendi blogumda bazen başka bir blogda yorumunu okuyup takibe aldıklarım oluyorum sık sık. 


Soru 11. Size göre yorum bırakmada en iyi ve en sürekli olan bloglar hangileri? (En az üç isim veriniz.)

Her blogu okuyup her yazıya yorum bırakan deyince aklıma ilk gelen Deep tabi ki. Onun dışında Mr.Kaplan'ın verdiği isimlere katılıyorum :)


Bu güzel mim için Bir Yıldızın Hikayesi - Sibel Yıldız'a teşekkürler :)

Perşembe, Temmuz 30, 2020

Yemek Mimi

Bu mimi Azkaban Firarisi başlatmış. Cevaplayanlar içinde haberdar olduklarımı okudum. Yaza uygun, eğlenceli bir mim olmuş ama bence sorulara tek bir cevap vermek biraz zor. Bakalım nasıl olacak :)

1) İlk yaptığınız yemeği  (yağda yumurta sayılmıyor) hatırlıyor musunuz?

Bulgur pilavı yapmıştım, bol soğanlı, biberli, domatesli. Pirinç pilavına ne kadar uzaksam bulgur pilavına bir o kadar yakınım :)


2) Yemekten en zevk aldığınız yemek ne?

Offfff! Ben genel olarak yemek yeme eyleminden zevk alıyorum zaten. Tek bir yemek seçmek imkansız! Ama çok zevk aldığım birliktelikler var. Mesela karnıyarık-cacık, yaprak sarma-ayran, taze fasulye-cacık gibi. Görüldüğü üzere cacık ve ayranın yeri ayrı bende :D


3) Dünya Mutfakları'nı seviyor musunuz? En sevdiğiniz hangi ülkenin mutfağı?

Komple mutfak olarak seviyorum diyecek kadar iyi bildiğim dünya mutfağı yok pek ama Akdeniz Mutfağını seviyorum genel olarak.


4) Yemeyi hiç sevmediğiniz bir yemek/yiyecek var mı? Varsa nedir?

Çocukken kuru börülce, bakla ve türlü yemeği yemezdim ancak büyüdükçe sevmeye başladım. Halihazırda yemediğim tek yemek kara lahana çorbası / yemeği. Kokusu, dokusu, tadı... Of fenaaa :(
Ama kara lahana sarmasını yiyorum :)



5) Dışarıdan veya dışarıda en çok hangi yemeği yiyorsunuz?

Eğer bir restorana gittiysek mutlaka patlıcan kebabı yiyorum. Zorla başka bir şey yesem bile aklım onda kalıyor. Kendime engel olamıyorum :D Közde pişmiş patlıcanla köftenin uyumuna bayılıyorum. Bir de kokoreç denince akan sular duruyor ama mutlaka İzmir usulü ve bol kimyonlu olacak. Tok olsam bile yerim :)


6) En sevdiğiniz tatlı nedir?

Of bu soru çok zor! Genelde sütlü çikolatalı tatlıları severim ama şöyle güzel yapılmış cevizli ev baklavasına ya da Antep fıstıklı hazır baklavaya asla hayır demem :)

7) En sevdiğiniz içecek nedir?

Kola/Fanta/Gazoz/Meyveli Soda içmeyi bırakalı yıllar oluyor. Çay da sevmem. Geriye kahve kalıyor. En çok içtiğim şey kahve sanırım. Bunun dışında Martini, Kavunlu Keglevich ve Apple Mohito'yu çooooook severim.


Sorular bitti, gerçekten cevaplaması zevkli bir mimdi. Bazı sorularda hile yapmış olabilirim tabi :) Hâlâ yapmayan varsa yapsın, biraz daha haşır neşir olalım yemeklerle :))))

Günün Menüsü'nü bırakayım şuracığa:

Kıymalı Bezelye
Pilav
Ve tabi ki Cacık :)


Çarşamba, Haziran 03, 2020

Anime Mimi

Selam!

Mert'in 5 yabancı dizi miminden esinlenerek ben de bir anime mimi yapayım dedim.

İşte benim favorilerim:


  1. Bleach: Ah neresinden başlasam... Ichigo, Kenpachi, Kisuke Urahara, Yoruichi (hem kara kedi formu hem de mor saçları ile tam benlik :) 
  2. Death Note: Elinize bir defter geçtiğini ve o deftere her kimin adını yazarsanız ucu size hiç dokunmadan öleceğini düşünün...
  3. Sword Art Online: VR Teknolojisi ile girdiği oyundan çıkamayan oyuncuların oyunda ve gerçek hayatta sağ kalma macerası
  4. Fairy Tale: Büyücü loncalarının bulunduğu bir dünyada Fairy Tale loncası etrafında dönen maceralar
  5. Devil May Cry: Bir iblis avcısı olan Dante'nin maceraları. Hâlâ nasıl izlediğimi bilmediğim, aslında hiç sevmediğim kanlı, şiddet içeren anime türüne ait bir anime ama zamanında gayet de severek izleyip bitirmiştik eşimle. Şimdi tekrar denesem izlemem belki de.

Daha bir sürü anime var tabi ki sevdiğim. İlk izlediğim anime Sailor Moon'du ki çizgi film niyetine izliyordum, animenin ne olduğunu bile bilmiyordum o zamanlar. Sailor Moon sonrası yine çizgi film niyetine izlediğim Pokemon var, evet var :)))) Bilinçli olarak izlediğim ilk anime Full Metal Alchemist'ti. En yakın arkadaşlarımdan bir olan sevgili Derya sayesinde keşfedip birlikte izlemiştik. Sonra Evrim'le severek izlediğim bir başka anime iblis kahya Sebastian'ın maceralarını anlatan Kuro Shitsuji var ki her eve lazım öyle bir kahya :D 

Halihazırda izlemeye devam ettiğim animelere gelirsek, Sword Art Online ile benzer bir konuya sahip olan Ixion Saga,  konusu Fairy Tale'i andıran Black Clover, avcı olmak isteyen Gon'un maceralarını anlatan Hunter x Hunter, içindeki abuk sahnelere gıcık olsam da genel olarak eğlenceli olan Seven Deadly Sins ve şu an aklıma gelmeyen bir sürü anime daha :D Aklıma geldikçe eklerim ben buraya. Ama içlerinde en çok sevdiğim Bleach!

Anime seviyorsanız Onedio'nun önerilerine de şuradan göz atabilirsiniz.

Bu mim için aklıma ilk gelen iki isim Deep ve Akela tabi ki! Hadi hemen yapın bekliyoum merakla :)

Edit: Şu an isimlerini hiç hatırlayamadığım 3 tane anime var ve bahsetmeden geçmek de istemiyorum. Evrim işten gelince soracağım, umarım isimlerini hatırlar. Konuları şöyle:

1) Bir çocuk ilk okul yıllarına gidip çocukları kaçırıp öldüren bir katilin yakalanmasını sağlıyor. Aysu yoruma yazmış, ismi "Boku Dake ga Inai Machi"


2) 4 tane hero var, birisi kalkan herosu ve nedense heroları yardım için çağıran kraliyet ailesi bile diğer heroları koruyup desteklerken kalkan herosuna sürekli kazık atmaya çalışıyor. Aysu bunu da yazmış, bu animenin adı da "Tate no Yuusha no Nariagari".

3) Bir iblis ve melek dünyaya düşüyor, dünyada çalışarak hayatta kalmaya çalışıyorlar.  

Biliyorum böyle anlatınca komik oldu ama n'apalım :) Belki bir umut isimlerini bilen biri çıkar :D


Cumartesi, Mayıs 30, 2020

5 Yabancı Dizi Mimi

Kafadergi blogunun sahibi Mert bir mim yazmış, Deep de cevaplamış, ben de özendim, yazayım dedim :D Aklıma bir sürü dizi geldi. Liseden beri CNBC-e, E2, TLC, FX ve belki de şu an aklıma gelmeyen bilumum yabancı dizi kanalını izleyen biri olarak 5 benim için çok az bir sayı ama bakalım :) Bir de bu mimden yola çıkıp bir anime mimi yazayım ben :)

Aklıma gelenleri karışık olarak yazıyorum 5 tane favorimi en son seçeceğim umarım :))))

1) Bones
2) Alias
3) Görevimiz Tehlike (Star'da yayınlanan versiyonu)
4) Agents of Shield
5) Heroes
6) Buffy, the Vampire Slayer
7) Chuck
8) Coupling
9) Doctor Who
10) Nip Tuck
11) Scrubs
12) CSI
13) House
14) Angel
15) True Blood

Türlerine göre gruplayacak olursam:

Polisiye/Macera: Bones, CSI, Alias, Görevimiz Tehlike, Agents of Shield
Fantastik: Buffy, Angel, Heroes, True Blood, Doctor Who, Agent of Shield
Sitcom: Scrubs, Coupling
Hastane/Doktor: House, Scrubs, Nip Tuck
Komedi&Macera: Chuck


Gelelim favori 5'e... Hımmm... Ya çok zor!!! 5 dizi çok az!

1) Bones
2) Angel
3) Buffy 
4) Alias
5) Heroes

Seçtim ama içim kan ağlıyor desem yeridir :P İlk 15 bile çok zordu, iyi ki 5 diziyle yetinmek zorunda değiliz hayat boyu :D

İlk fırsatta anime için yazayım ben de benzer bir mim :)

Dipnot: Birçoğunu yıllardır izlemedim yukarıdaki dizilerin. Şimdi izlesem aynı tadı verir mi bilemiyorum tabi ki. İzlediğim zamanlarda hevesle takip ettiğim, dizi deyince hemen aklıma gelenleri yazdım. Şu an izlesem hepsini liste yine aynı olur mu bilemiyorum :)

Pazartesi, Mart 30, 2020

Kartpostal Mimi

Sevgili Ceren bir mim başlatmış, onun ilk mimi! Ben de hemen yapmak istedim. Bir ara çok kullandığım bir online kartpostal sitesi vardı. Biraz baktım ama bulamadım. Ararken karşıma çıkan sitelerden birkaç tanesini denedim ve şu site hoşuma gitti. İlk kartpostalımı yaptım. Ceren el emeği göz nuru yapmış kartpostalını. Ben hemen yapmak için biraz kolaya kaçtım. Ama içine sevgimi de kattığım için kabul olur diye düşünüyorum :D


Dipnot: Ben de Handan Abla'nın foto-şarkı fallarından esinlenerek bir şarkı sakladım kartpostalıma :) (Kartpostalın üzerine sağ tıklayıp bağlantıyı yeni sekmede aç derseniz açılacak şarkı :)



Pazar, Aralık 15, 2019

Blogger Mimi

Eğitim Pınarı'nın şu yazıma bıraktığı yorum sonucunda okuduğum mim yazısı bende de yazma isteği uyandırdı. Mimi İnci başlatmış. Sorular güzel, bakalım cevaplar nasıl :)

1- Blog dünyasına nasıl adım attın? Hadi anlat bize.

Üniversite yıllarımda ankira.com (yanlış hatırlamıyorsam tabi) diye bir edebiyat sitesi/forumu vardı. Öykülerimi orda yayınlıyordum. Nicknamemim "Lilith"ti. Lilith'in ağzından yazıp anlatıyordum isyankar gençlik hezeyanlarımı. Epey de takip edenim vardı. Hatta yazmayınca üzülen, hadi yazsana diye baskı yapan fanlarım vardı :)))) Gençlik işte :D Ama bir süre sonra ankira.com kapandı. Ben de öykülerim kaybolup gitmesin diye çare ararken blogger'ı keşfettim. Sonra da öykülerimi buraya yazmaya başladım. 2009 senesinden beri de devam ediyorum blog yazmaya. Bu blogdan sonra bir tane yemek blogu, bir tane anne-bebek blogu açtım.  Bir tane de yakın arkadaşlarımla birlikte sağlıklı beslenme ve spor sitesi açtık ki çok da iyi giderken hayat bizi bambaşka dertlerle bambaşka yerlere sürükledi ama site hâlâ duruyor.

2- Bloğunu kısaca tanıt desem neler söylemek istersin ?

Yazıyorum işte aklıma eseni, hayatı, öyküleri, hezeyanları, hayalleri, kalp kırıklıklarımı, kendimi arayışlarımı, yola çıkıp çıkıp geri dönüşlerimi... İnsanlık hallerimi yazıyorum işte :) 

3- Yazarken olmazsa olmazların nelerdir?

Tabi ki müzik! Zaten müziksiz bir hayat düşünemiyorum :) Başka? İçecek bir şeyler de fena olmaz yani :D Kışın sıcak, yazın soğuk :)

4- Ne sıklıkta yayın giriyorsun?

Değişiyor. Ne zaman ilham gelirse ya da hayat ne zaman üstüme fazla gelirse o zaman yazıyorum. Bazen bu ikisi çakışıyor; ilham gelse de hayattan nefes alıp yazamıyorum. Bazen de boş vaktim çok oluyor, bu kez de ilham yüzüme bakmıyor :)))) Ama her gün en az bir kez girip kontrol ediyorum blogumu, yeni yorum varsa cevaplıyorum. İzlediğim bloglarda yeni yazı varsa onları okuyorum, yorum bırakıyorum. 

5-Değiştirebilme imkanın olsaydı Blogger'da neyi değiştirirdin?

Ya kayıtlara gitmek için "Tasarım" sekmesini tıklamak gerekiyor. Ondan sonra çıkıyor "Kayıtlar" ki bu çok saçma ekle oraya bir "Kayıtlar" sekmesi kardeşim! Bir de "Ön izleme" yaparken çıkan hatalar var. Yani ufak tefek teknik aksaklıkları düzeltmek isterdim Blogger'da.

6- Yazıların içinde en fayda sağlayan yazın ya da yazıların nelerdir?

Bu da zor soruymuş ya :D Dur bir bakayım :)

Bu blogta değil de anne-çocuk blogumda yazdığım şu yazı 71.697 kez görüntülenerek yeni doğum yapmış, göğüs acısından, yaralardan bebeğini emziremeyen bir çok anneye çare oldu. 

Bu blog içinse şu yazım mülakata gidecek olan arkadaşlar için ufak tefek öneriler içeriyor. Maalesef iş hâlâ kılık kıyafet ile başlayıp konuşma tarzınızla bitiyor. İlk izlenim çok önemli. Naçizane önerim görüşmeyi hafife almayın :) İlla kot pantolon giyecekseniz de bir tarzınız, bir tavrınız olsun ;)

Bir de fitizbiz.com'daki yazıların hepsi çok faydalı bence ki aktif olarak yazdığımız dönemde siteyi bizden satın almak isteyen talipler bile çıkmıştı. Benim yazılarımın linkini de bırakayım şuraya :)

7- Senin sevdiğin blog türleri hangileri?

İçinden geçenleri yazan, kendi öykülerini, gündelik hayatlarını paylaşan bloggerları daha yakın hissediyorum kendime. Üzülerek yazıyorum ki kitap incelemesi yapılan blogları okunmaktan bilinçli olarak kaçınıyorum. Çünkü kitabı merak edip almak zorunda kalıyorum ki evde henüz okuyamadığım onlarca kitabım var; yenisini alsam da o kitaplara sıra gelmiyor. Çok merak edip aldığım kitapları da genelde beğenmiyorum çünkü sevdiğim yazarlar, türler ve üslup belli, dışına çıkınca sarmıyor beni kitap.  Burada bir parentez açıp düzenli okuduğum bir kitap inceleme blogundan bahsetmeyi borç biliyorum çünkü bu blog diğer inceleme bloglarından farklı. Blogun adresi "kitaplardananlayanadam"' Ukalalık değil cidden anlıyor yazar kitaplardan :) O blogu sırf zevkine okuyorum. Dizi ve film incelemeleri paylaşan bloggerları ara ara okuyorum ve ilgimi çekenleri not alıp izlemeye çalışıyorum. Zaten takip ettiğim bloglar sağda görünüyor. Onlar dışında da sık sık uğradığım bloglar mevcut tabi ki :)

8- Blogunla ilgili içine sinmeyen ya da değiştirmek istediğin bir şeyler var mı?

Olunca değiştiriyorum hemen. Bazı yazılarım taslakta bekliyor. Bitirip yayınlamak istiyorum ama bakalım :) Bir de bazı yazılarımı bazı kişiler okur da kırılır üzülür diye yayınlayamıyorum. Bu durum beni gıcık ediyor. 

9- Blogunla ilgili hedefin nedir ?

Valla öyle bir hedefim yok :D Blogu ilk açtığımda öykülerim kaybolmasın, derli toplu bir arada dursun diyerek açmıştım. Sonra ağlama duvarı olarak kullanmaya da başladım. Hâlâ aynı minvalde devam ediyorum :))) Estikçe yazıyorum işte :) Blog yazmak iyidir, blogger olmak can, nefes benim için. Bir de blogger sayesinde kazandığım dostlarım var ki hiçbir şey karşılamaz değerlerini :) 



*Fonda yine 80ler-90lar çalıyordu yazarken :) 



Pazar, Kasım 10, 2019

Mim - Notalarla Yolculuk

Sevgili Günlük bir mim başlatmış. Çok da güzel anlatmış. Kaystros Tyrha da şarkılarını ve hislerini paylaşıp beni mimlemiş. Mim konusu müzik, "Notalarla Yolculuk".

O kadar çok şarkı, o kadar çok anı var ki... Seçmek ne mümkün ama bir süredir içimde kıpraşan bir özlem var, Buika dinlemeyi özledim. Sesindeki hüznü, acıyı, kalbini çıkarıp avuçlarıma bırakır gibi şarkı söylemesini... İspanyolca öğrendiğim zaman dinlemeye başladım Buika'yı ve uzun süre bırakamadım. Sonra araya yıllar, yollar, başka şarkılar girdi ama eski aşklar unutulmaz :) 

Mim için seçtiğim ilk şarkı "Mi niña Lola". Merak edip sözlerine ve çevirisine bakarsanız bir anne olarak hislerimi, o küçük tatlı kız için hissettiğim üzüntüyü tahmin edebilirsiniz. Şarkıda bir baba kızına sesleniyor, bir nevi teselli etmeye çalışıyor.  Ama şarkıdaki hüznü, elemi, kederi hissetmek için sözlere gerek yok, Buika'nın dumanlı sesi yetiyor içimdeki telleri titretmeye. 




Bir kez İspanyolca'ya dalınca çıkamıyorum kolay kolay. İkinci tercihimi de "Historia de un Amor"dan yana kullanıyorum. Arka arkaya dinleyince aynı adam bu kez sevdiği kadına sesleniyor gibi geliyor insana. 




Madem Notalarla Yolculuk yapıyoruz, bugün biraz uzak diyarlara ama aslında bizden çok da farklı olmayan insanların yaşadığı topraklara gidelim. Acılarını hissedip hüzünlerine ortak olalım. Bu güzel mim için Sevgili Günlük'e ve beni mimlediği için de Mr. Kaplan'a çok teşekkürler. 

Ben de candan ötem, Denize Bakan Evin sahibesini (biliyorum sevmiyorsun pek mim yazmayı. İçinden gelirse yaz, gelmezse de kabul :) 
Muhteşem müzik seçimleri ile hayran olduğum Momentos'u, 
Yaşam enerjisi ile bizi hüzünden çıkarıp umuda taşıyacağına inandığım Handan Hanım'ı (Handan Abla diyebilir miyim acaba?) mimliyorum.

Dipnot: İlle de bizden şarkılar olsun diyor bir yanım. Sizin de diyorsa şöyle alayım sizi. Oradan da Sezen'e, Suavi'ye, Hüsnü Arkan'a geçin. Oooo bitmez bu yazı hiç :) 
Ah şu şarkıların gözü kör olsun!


Çarşamba, Kasım 06, 2019

Unutma, Durabilirsin! Hatta Düşebilirsin de!

*Güzel kızım,

Evet, evet senden bahsediyorum. Güzelsin! O kadar güzelsin ki... O kadar çok sevilmeyi hak ediyorsun ki... Ve inan bana o kadar çok sevileceksin ki...

Ama dayan, aşman gereken yollar, sabırla beklemen gereken yıllar var. Sakın beklemekten yorulup kestirme yollar arama. O yolların ucunda yaşlı, kurnaz bir kurt seni bekliyor. Sen hiç görmedin kurt; tanıyamaz; insan sanırsın. Ne olur sabret! Uzun ama güvenli yolları tercih et!

Herkes aynı yollardan geçmiyor büyürken. N'olur annemizle kıyaslama kendini. Sen onu fersah fersah geçeceksin. O üniversiteden döndü, sen dönmeyeceksin. O bıraktı öğretmenliği tam hak edip almasına çeyrek kala, sen bırakmayacaksın. O ne seni, ne de kardeşini kendi büyütemedi; sen ilk 2 yıl tek başına bakacaksın kızına. Sonraki yıllarda da hep yanında olacaksın. Yarışma annemizle ne olur! İlerde öğreneceğin en büyük ders kaybedeceğin savaşlara en baştan hiç girmemek olacak. Bu savaşın galibi olmayacak. İkiniz de kaybedeceksiniz ama senin kaybın daha büyük olacak. Daha kendin küçücük bir kız çocuğuyken sanki anne olan senmişçesine avuttuğun, geceleri masal anlatarak uyuttuğun gibi avut hep annemizi. Büyüdükçe küçülme! Kaybetme merhametini! Birlikte geçireceğiniz zamanların kıymetini bil.

Büyürken zor zamanların olacak. Ama yalnız olmayacaksın. Kardeşin olacak -evet sürprizi biraz bozdum ama-. Abla olmak kolay değil ama çok seveceksin, çok da sevileceksin. Sonra çok harika dostların olacak. Her biri birbirinden değerli, vazgeçilmez. En zor zamanlarında hep yanında olacaklar. Onlar olmasa bugün ben sana bu mektubu yazamazdım, büyüdükçe anlayacaksın.

Sana umuttan, yarınlardan, güzel günlerden bahsetmek istiyorum ama o günler gelene dek dayanmalısın. Vazgeçmezsen son gülen sen olacaksın. Yeter ki yan yollara sapma, önündeki yoldan ayrılma! İlerleyen yıllarda da şimdi olduğu gibi hayat çelme takıp seni düşürmeye çalıştıkça kaçmaya çalışacaksın hep. Unutma, durabilirsin! Hatta düşebilirsin ve öylece kalabilirsin bir süre! Korkma! Elbet tekrar kalkacaksın ayağa.

Bak, asla düşme demiyorum sana. Düşe kalka büyüyeceksin. Yanlışların olacak ama doğruya da varacaksın. Mesela yıllarca haybeye aradığın sevgiyi, aşkı hiç ummadığın anda bulacaksın. Ama mutlu son da çok kolay olmayacak. Gerçek hayatın tam da masalların mutlu sonla bittiği yerde başladığını öğreneceksin.

Annene sarıl, kardeşini sarmala, dostlarına güven! Kendin olmaktan vazgeçme. Sevilmek için değişmek zorunda değilsin, seni olduğun gibi sevenlerden yana kullan her daim tercihlerini.

Seni seviyorum küçük kız, sen de unutma kendini sevmeyi asla!

İmza:

Sen...
Abla, eş, anne, öğretmen, dost...

Dipnot: Öğretmen olma! Olursan da beden eğitimi öğretmeni falan ol. Tüm gün bahçede hopla zıpla, öğrencilerin göz bebeği ol ;)

*10 yaşımdaki halime yazdım bu mektubu. Bu Mim'i Sessiz Umman başlatmış, ben Deep sayesinde haberdar oldum. Diğer bloggerlarınkini okudukça çok yutkundum. Kendi 10 yaşıma zorla dönüp baktım. Çok derinlere inmek istemedim. 10 yaşındaki çocuk ne anlasın bunları demeyin. Ben 10 yaşında neredeyse 100 olmuştum.

3 kişiyi mimleyin denilmiş ama zorla güzellik olmaz. İsteyen, gönüllü olan varsa ben mimledim saysın, yazsın.

Perşembe, Ekim 24, 2019

Anlat Bakalım - Mim

Hikayenin başlangıcı Sessiz Gemi'den, 2. bölümü Deep'ten. 3. bölüm benden :) 
Sırada Ebrar var.

...

Masal saklandığı çalıların arasında elindeki kaplumbağaya sıkıca sarılmış çocukların onu görmeden geçip gitmesini beklerken uzaktan kasabaya yeni taşınan yabancının o tarafa doğru geldiğini gördü. Bu arada çocuklar koşturarak ve yaşlarına özgü dikkatsizlikleri, uçarılıkları ile onu görmeden geçip gittiler gerçekten. Ama Masal'ın içinden bir ses çalıların arasında kalmasını, hatta daha derinlere saklanmasını söylüyordu. Sessizce olduğu yerde bekledi.

Yabancı dalgın dalgın, kendiyle konuşur gibi fısıltılarla geçti çalıların yanından. Dağ yolunu takip ederek uzaklaşmaya başladı. Masal içini dolduran merak duygusuna karşı koyamayarak yabancıyı takip etmeye karar verdi. Bir süre sonra kasabanın tahıl ambarı olarak kullandığı mağaralara vardılar. Yabancı orada durup birkaç dakika etrafa bakınsa da yola devam etti. Masal onu takip etmekle kasabaya geri dönmek arasında kaldı. Buradan öteye hiç gitmemişti ve eve geç kalırsa annesinin endişeleneceğini biliyordu. Yabancıdan korkmuyordu, iç güdülerine güvenip yola koyuldu. Uzunca bir yürüyüşten sonra dağın tam yamacında olan bir mağaraya vardı yabancı. Mağaranın girişi sarp bir kayalığın ucundaydı. Yabancı adımlarını ölçüp biçerek mağaraya girdi. Masal bir süre olduğu yerde bekledi ama mağaranın içinden dışarıya taşan renkli bir sis bulutu görünce dayanamayıp mağaraya yaklaştı.

...

Mim'e katılmak isteyen herkese yazacak alan kalması için kendi bölümümü kısa tutmaya çalıştım bilerek :) Bakalım neler çıkacak bu hikayede karşımıza!

Müzik Mim'¡

Sezyum'un Müzik Mim'inden Deep sayesinde haberdar oldum. Sorular güzel, uyumadan hepsini cevaplarsam bu gece, bitiremezsem yarına yayınlarım diyerek başlıyorum bakalım!

1. Sen bir şarkı olsaydın seni kim seslendirsin isterdin?

Tek bir isim seçemiyorum :( İlla ki bir kadın olur da kim olur acep? Yıldız Tilbe olabilir, Sertab Erener olabilir. Yeni seslerden Eda Baba, Melike Şahin ya da Zeynep Bastık olabilir. Ama eğer sadece sözsüz bir melodiysem Evgeny Grinko ya da Çellist Hauser çalsın beni.

2. Şimdiye dek gittiğin en iyi konser hangisiydi?

Yıllardır konsere gitmiyorum maalesef. Arada gittiğim konserler var ama bu soruya cevap olacak nitelikte değil. Gittiğim değil de izlediğim en iyi konserleri yazayım: Queen ve Michael Jackson konserleri.

3. Sence ülkenin en güçlü kadın sesi kim?

Oktav olarak Zerrin Özer galiba ama en sevdiğim ses diye bakarsak yine 1. sorudaki sesleri sayarım. 

4. Bir günlüğüne bir müzik grubunun üyesi olacaksın seç bakalım.

Eşim sayesinde haberdar olduğum VoicePlay grubunun üyesi olmak isterim. O kadar eğlenceliler ki 1 gün yetmez, en az 1 ay yapalım :D



5. Çocukken hangi sanatçının hayranıydın?

Oooooo... Yonca Evcimik, İzel, Çelik, Hakan Peker, Tarkan, Sezen, Sertab, Haluk Levent, Yaşar, Mirkelam... Saysam bitmez :P Baya 80ler - 90lar fanıyım :))))) 

6. Bir şarkıda söz mü önemli beste mi?

It depends! Yani değişir! Kimi müzik alır götürür; kiminin sözleri içimi deler, ruhumu yerden yere vurur. Şarkıya bağlı, söze bağlı :) Bir de bazen bir şarkıya takılıyorum; sürekli hiç durmadan dinleyip tüketiyorum sonunda. 

Misal şu sözler bugün vuruyor beni ama eminim yarın çok boş gelecekler.


Ama şimdilik "Yaz da değilim, kış da değilim!" 
Bir garip "Sonbahar"ım sanki ilk bahar gibi :) 

7. Rap piyasası çok gündemdeyken sormadan olmaz en iyi Türk rapper kim?

Çok sevmiyorum rap ama en son "Susamam" klibini izledim. Tokat gibi çarpıyor insanı! Sözler müthiş!



Perşembe, Eylül 26, 2019

İlham Mim'i

Taha yeni bir Mim hazırlamış. Can'ın Mim'inin üstüne hemen cevaplayıp sonra da can dostum için minik bir bilim kurgu yazacağım inşallah :)

Gelelim sorulara:

1) Hayatınızda şikayet ettiğiniz şeyler nelerdir?

Galiba şikayet ettiğim 3 temel konu evlilik, ebeveynlik ve öğretmenlik. Linklere tıklarsanız tüm sıkıcı detaylara ulaşabilirsiniz :P Her şeye rağmen en mutlu anlarım da bu 3 temel konu sayesinde gerçekleşir :)

2) Rutine girdiğiniz fark ettiğinizde ne yaparsınız?

Yazarım. Okurum. Tekrar yazarım. Yazdıkça iyileşirim, okudukça değişirim. Değiştikçe gelişip rutinden kurtulurum. Bunlar dışında sevdiğim şeyleri yaparım. Misal alıp başımı sabahın 5'inde dağlara çıkarım, okul çıkışı sahile sandalyemi açıp arkadaşımla/eşimle kahve ya da bira keyfi yaparım. Beni anladığını ve asla yargılamayacağını bildiğim dostlarımda dertleşirim. İçimdeki sıkıntının köküne inip kuruturum. Kurutamazsam yöntem değiştirip başka şeylere odaklanırım. En olmadı, açarım müziği, oturup rahatlayana kadar ağlarım.






3) En son yaptığınız önemli değişiklik nedir?

4 yıl önce öğretmen olmak, 3 yıl önce İstanbul'dan Hopa'ya taşınmak ve son olarak 2 yıl önce araba almak. Hepsi hayatımı kökten değiştirdi :)

4) Motivasyonunuz düştüğünde sizi ayağa kaldıran, size ilham olan şey nedir?

Hımmm. Biraz zor geldi bu soru. Beni ayağa kaldıran şey "anlaşılmak". Yani teselli edilmek, tavsiye dinlemek, yargılanmak, eleştirilmek istemem öyle anlarda. Bunlar değil de, "anlaşılmak" çok önemli. Anlayan kişiyi bulup derdimi anlatınca rahatlıyorum. Blog yazma sebebim de bu aslında. Anlatmak, anlaşılmak. Bir de dışarı çıkmak hep iyi gelir bana. Deniz kıyısı olur, dağ başı olur. Yeter ki havadar olsun :)

5) Hayat mottonuz nedir?

Annemi 42 yaşındayken kaybettim. Ben 20 yaşındaydım, kardeşim 8. Uzun vadeli planlar yapmayı hiç sevmem. Para biriktirmek, hayalleri ertelemek, millet ne der diye düşünmek hiç bana göre değil. Eline fırsat geçtiği an değerlendirmeli insan.

Kısacası "Hayat kısa, başkaları ne der diye takılma! Her anın keyfini çıkarmaya, zevk almaya, içinden geldiği gibi yaşamaya bak!"

Başka Mimlerde görüşmek üzere :)))





Ah Seçmek Çok Zor! - Dizi ve Film Mim'i

Eylül başında Can bir Mim hazırlayıp sevdiğimiz diziler, filmler ve oyuncular ile ilgili sorular sormuştu. O günden beri düşünüyorum ama 13 senedir hayatı paylaştığım eş kişisinin en büyük hobisi film ve dizi izlemek olunca bu Mim'i cevaplamak çok zor. Bir başlayayım bakalım, gerisi gelir elbet :)

1) Yıllar geçse de izlemekten sıkılmam dediğiniz dizi ve film hangisi?

Maalesef tek bir cevap veremeyeceğim. Liste şöyle: 

Filmler: Star Wars, Matrix, Geleceğe Dönüş, Yüzüklerin Efendisi, İlk 50 Öpücük, Pretty Woman (şu an aklıma gelmeyen bir sürü film daha var kesinlikle:(

Diziler:  Bones, Shields, Doctor Who, House, Lucifer, Younger, Heroes, Chuck, Alias, CSI, Görevimiz Tehlike.... (Ayyyy daha bir sürü var :(




2) En sevdiğiniz oyuncu kim?

Bu soruya hangi açıdan yaklaşmak lazım acaba?  Sevdiğim oyuncular çok net gelmiyor aklıma ama ille de sevdiğim isimleri vermem gerekirse birçok filmde, birçok rolü ile Keanu Reeves, Wolverine rolü ile Hugh Jackman, sadece Hector rolüyle Eric Bana, Kadın Aklı, Erkek Aklı filmindeki rolü ile Gerard Butler, nam-ı değer Mc Steamy rolüyle Eric Dane. Kadınlar da ise  Alias'taki rolüyle Jennifer Garner çocukluk hayalimin vücut bulmuş haliydi. Onun dışında Meryl Streep'i ve buğulu gözleriyle Eva Green'i de severim. Yazdıklarımdan da anlaşıldığı üzere ben oyuncuları değil de oynadıkları karakterleri seviyorum. Mesela normalde Hugh Jackman'ı görsem yüzüne bakmam ama Wolverine olarak gelse işler değişir. Ama söz konusu Jason Mamao ise rolün hiç önemi yok her koşulda üstüne atlayabil... Öhöm pardon imzasını isteyebilirim :))))) 

jason momoa ile ilgili görsel sonucu

3) En beğendiğiniz dizi/film repliği nedir?

En kolay cevap: "Ignorance is bliss" (Cehalet mutluluktur). Ne kadar az bilirsen o kadar mutlu olursun elindekilerle. Öğrenip de değiştiremediklerimiz, bilip de elde edemediklerimiz üzer bizi.

4) Dünyasında yaşamak istediğiniz film ya da dizi hangisidir?

Oooo! Saymakla bitmez bendeki hayaller :D Burdan 1. soruya geri göndereyim ben sizi :) Hepsi uyar bana ;)

5) En sevmediğiniz oyuncu kimdir?

Korkunç derecedeki başarılı oyunculuk yeteneği sayesinde hayat verdiği karakterin gerçekçiliği yüzünden nefret ettiğim oyuncular var benim. Misal American Psycho rolünde Christian Bale, The Fly'daki rolü ile Jeff Goldblum, Joker rolü ile Jack Nicholson. Absürt komedi filmeleri ile Will Ferrel, Jack Black ve Rebel Wilson. Bu oyuncular rollerini o kadar iyi canlandırıyorlar ki izlerken sinirim zıplıyor, tüylerim diken diken oluyor.

Çok zor bir Mim'di benim için. Bitti bir şekilde ama çok şey eksik kalmış hissediyorum. Aklıma geldikçe dönüp eklerim artık n'apalım :)


Cuma, Ağustos 30, 2019

1 Değil 2 Mim Birden :)

O kadar ferahladım ki beklediğim haberi alınca şimdi 1 değil 2 mim birden cevaplayacağım :)

Mimlerden ilki İrem Can'ın "Kitap Mimi". O kadar çok blogger cevaplamış ki ilk kimde gördüm hatırlayamıyorum (Taha olabilir ama emin de değilim pek) maalesef ama bunlar da benim cevaplarım:

1) Kitap size ne kattı?

Of anlatmakla bitmez ki! Günlerimi, gecelerimi aydınlattı, dertleri unutturdu, yaralarımı sardı, ufkumu genişletti, bambaşka dünyaların, bambaşka hayatların var olduğunu gösterdi, önce büyüdüğüm şehirdeki en iyi Anadolu lisesini, sonra da istediğim üniversiteyi kazanmamı sağladı. Kısaca kitaplar tüm hayatımı, hayallerimi, kişiliğimi şekillendirdi ve hâlâ hayatıma ışık oluyorlar.

2) Kitap arkadaş mıdır sizce?

Bence kitap sıradan bir arkadaştan öte can yoldaşım. Alır götürür beni uzaklara ne zaman kaçmak istesem dünyadan. Arkadaşlarımın bile bana ulaşamadığı, yanımda olamadığı anlar olur ama kitap her zaman elimin altında. Kapağını açıp içine sığındım mı korkmam artık. Başkalarını bilmem de benim için hep böyle oldu :)

3) Neden kitap okuyorsunuz?

Yoksa çekilir mi şu tek düze hayatlarımız? Tek bir hayat yeter mi? Kitapların her biri başka bir hayat. Ne kadar çok okursam o kadar çok hayatım oluyor. Tek bir hayata sığmayacak hayallerim kitap karakterlerinde can buluyor. Kitap beni besliyor. Kitaplarda kavuşamadığım hayalleri de oturup kendim yazıya döküyorum. Kitapsız bir hayat düşünemiyorum. Kitap okumanın, farklı dünyalara/rüyalara dalmanın tadına henüz varmamış olanlara çok üzülüyorum. Neler kaçırdıklarından haberleri bile yok!

4) Kitabı ne sıklıkla okuyorsunuz?

Öğrenciyken çılgınca okurdum. Derslerde bile sıranın altında açık olurdu romanlar. Üniversiteden sonra iş hayatına dalınca azaldı okumalarım ama sonra arkadaşlarımdan biri whatsapp üzerinden bir kitap kulübü kurarak yıllık hedefler belirlememizi ve birbirimizle paylaşmamızı sağladı. Yine de istediğim kadar çok okuyamıyordum ki eşim bana bir e-reader aldı ve dünyam cennete döndü. Şimdilerde gece gündüz, yerde, gökte, evde, yolda, uçakta, plajda, okulda sürekli okuyabiliyorum. Çantamda her daim minumum 80-90 kitap var! Seç, beğen, oku! Bildiğim en muhteşem bağımlılık :D

5) Hangi tür kitapları okuyorsunuz?

Of çok zor soru! Son yıllarda feci bir bilim kurgu fanatiği haline geldim. Aldous Huxley, Asimov, Frank Herbert favorilerim. Vakıf ve Robot serisi, Dune serisi, Yeni Cesur Dünya... Sonra George Orwell ve 1984 distopyası! Ah o kadar çok kitap yazasım geldi ki şimdi buraya. Ama bunlar dışında da çok sevdiğim romanlar var tabi ki! Agatha Christie ve Hercule Poirot'sunu çok severim. Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunu olup da Poe'yu es geçmem mümkün değil tabi ki. Seçmeli İngiliz Edebiyatı derslerimiz sağ olsun ucundan kıyısından Shakespeare'e bulaşıp da sonelere vurulmayan var mıdır acaba? Sonra fantastik edebiyat severim Drizzt Do'urden serisi favorilerimdendir. Türk yazarlara gelince Sabahattin Ali beni tam kalbimden vurmuştur. Şair ve şiir sevdam Özdemir Asaf'ın "Mum Alevi ile Oynayan Kedi'nin Öyküsü" ile başlayıp Orhan Veli'nin "Ciğerci'nin Kedisi"ne kadar uzanır. Ah anlata anlata bitiremem ki ben burada sevdiğim kitapları :( Ben en iyisi bir tane sevdiğim yazarlar/şairler/kitaplar postu yazayım uzuuuuuun uzun :D

6) Kitap yazmayı düşündünüz mü?

Yazıyorum. Hali hazırda bir biyografi ve bir de iki farklı karakterin gözünden anlatılan çift taraflı yazılıp okunacak bir roman olmak üzere 2 ayrı kitap yazma girişimim var. Bitmeleri çok zor ama yazması keyifli. Ayrıca eşimle ortak bir kitap yazma hayalimiz de var. Bir de tüm kısa öykülerimi bir kitapta toplama hayalim de var tabi :)

7) En sevdiğiniz yazar kim?

Ama olmaz ki! Böyle sorulmaz ki! Seçemiyorum ki! 5. sorudaki cevabıma göndereyim ben sizi ama orası da buz dağının görünen kısmı sadece diyeyim siz anlayın halimi :D

8) Kitapları ciltler misiniz?

Hiç gerek duymadım. Her kitabın kendi özgün kapağını severim. Renginden, boyundan tanırım taaa uzaktan bile görsem :)

9) Gezi kitaplarını sever misiniz?

Sevmem. Mümkünse kendim gezip görmek isterim. Kendim gezemiyorsam da hiiiiiç görmeyeyim, boş yere içim gitmesin, aklım kalmasın :P Eskiden Atlas dergisini alırdım, hep içimde ukte kaldığı için bir süre sonra bıraktım. Sadece çok sevdiğim arkadaşlarımın gezi yazılarını okurum ara sıra.

10) Kitap alırken kapağına göre mi seçersin?

Hayır. Yazarına göre, türüne göre seçerim ya da okuduğum/güvendiğim bir incelemeye göre. Bazen de arkadaş tavsiyesi ile :)

Ayyy ne kadar uzunmuş bu mim ya :))))

İkinci mim ise beni Aysu'nun davet ettiği Can Uzunyol'un hayata dair sorularından oluşan "Bir Mim Gelir Bir Mim Gider" :

1) Yaşınız 60-65 geldiğinde yaşamak istediğiniz yer?

Hımmm. Bilmiyorum. O yaşta nerde, nasıl yaşamak isterim kestiremiyorum ama o yaşa gelmeden önce mutlaka yaşamı deneyimlemek istediğim yerler var. Mesela Floransa, Barselona, Kuzey ülkeleri... Sonra kendi memleketim, eski adıyla Pergamon, şimdiki haliyle Bergama... Son durak neresi olur bilmiyorum ama oraya varana dek gitmek istediğim çok yer var.

2) Bir hedefiniz var mı? Varsa ne/neler?

Evet kısa vadeli ve orta vadeli hedeflerim/hayallerim var. Katıldığım ve katılacağım toplamda 3 farklı bilim kurgu yarışmasından en az birinde ilk 5'e, hatta belki de ilk 3'e girmek ilk hedefim. Bir de öğretmenler arası Anadolu konulu bir kısa hikaye yarışmasına katılacağım. Onda da il çapında dereceye girsem değmeyin keyfime :) Orta vadeli hedeflere gelirsek daha sakin bir anne olmak, Arya'yla anne-kız ilişkimizin inatlaşmalara değil de güvenli sağlam temellere dayanmasını sağlamak.
En uzun vadeli hedefime gelirsek sanırım eninde sonunda bir gün iç huzurumu bulup denge kurabilmek.

3) Bloggerla nasıl tanıştınız? 

Ben ortaokul 2'den beri çok okuyup, liseden beri de hep yazarım. Kompozisyon ve şiirle başlayan tutkum kısa öyküler ve hâlâ bitmeyen roman denemelerim ile devam ediyor. Üniversite yıllarımda ankira.com (yanlış hatırlamıyorsam tabi) diye bir edebiyat sitesi/forumu vardı. Öykülerimi orda yayınlıyordum. Nicknamemim "Lilith"ti. Lilith'in ağzından yazıp anlatıyordum isyankar gençlik hezeyanlarımı. Epey de takip edenim vardı. Hatta yazmayınca üzülen, hadi yazsana diye baskı yapan fanlarım vardı. Gençlik işte :D Ama bir süre sonra ankira.com kapandı. Ben de öykülerim kaybolup gitmesin diye çare ararken blogger'ı keşfettim. Sonra da öykülerimi buraya yazmaya başladım. 2009 senesinden beri de devam ediyorum blog yazmaya. Bu blogdan sonra bir tane yemek blogu, bir tane anne-bebek blogu açtım.  Bir tane de yakın arkadaşlarımla birlikte sağlıklı yemek sitesi açtık ki çok da iyi giderken hayat bizi bambaşka dertlerle bambaşka yerlere sürükledi ama site hâlâ duruyor.

4) Gurur duyduğunuz başarılarınız varsa neler?

Var :) En çok gurur duyduğum şey kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek! Sonra feci bir kitap kurdu olmak, okuduklarımdan beslenip yazmaya heves etmek. Yıllarca sadece kendim için, kendi kendime yazdıktan sonra bir gecede yazdığım bir öykü ile yarışmaya katılıp ilk denemede ucundan ilk 10'a girip 9. olmak, ardından katıldığım ikinci yarışmada 7. olmak :) Şimdi yeni yarışmaların peşindeyim.

5) Boş vaktinizde neler yapıyorsunuz?

Kitap okuyorum, müzik dinliyorum, öykü yazıyorum, blog sayfalarında geziniyorum. Arkadaşlarımla buluşup hayatı paylaşıyorum. Hava güzelse derede yüzmeye bayılıyorum. Balkonumdan ya da mutfak penceremden muhteşem gün batımları izliyorum. Tek sıkıntı çalışan bir anne olduğum için öyle çok boş vaktim yok ama fırsat buldum mu hiç boş geçirmiyorum :)


Dipnot: Buraya kadar okuduysanız vallahi helal olsun! Bu kadar uzun tutacağını hiç düşünmemiştim ama oldu artık n'apalım :D

Sirkadiyen Ritim ve Kortizol

Önceki yazımda kilo vermek için ciddi bir irade ve istikrar gerekiyor demiştim. Hadi gerekli motivasyonu bulduk, irademize sahip çıkıp istik...