Daisypath Happy Birthday tickers
Lilypie Second Birthday tickers

28 Eylül 2008 Pazar

hastane valizimiz

35. haftamızı bitirmeye 3 gün kaldı. Küçük kurbağam artık sığmıyor yerine. Eski hareketler yerini çok daha hafiflerine bıraktı. Bir yerden bir yere kayıyor ayağını dışarı doğru çıkarıyor, bazen çok hareketli bazen de çok uykucu oluyor. Bunları yazdığım sırada maşallah pek bir hareketli, kıpır kıpır bir sağdan bir soldan hareketleri belli oluyor. Tabi bugün anne tatlıyı biraz kaçırınca oğlum da enerji aldı :) Kuzucum bazen karnımın bir yerine toplanıp orada saatlerce durabiliyor ama bu da beni çok rahatsız ediyor özellikle geceleri onun toplandığı tarafa yatmak dönmeye çalışmak çok çok zor oluyor. Canımız sağ olsun diyelim nerede ise 250 günü bitirdik geriye kalan günleri de inşallah tamamlayacağız bir şekilde. Sıcakları geçirmiş olmak bile çok rahatlattı beni. Bu arada ben ne zamandır aldığım kiloyu da yazmıyorum onu fark ettim oldu 12.... 13 tamamlamam ise yakındır. Bu aralar oğlum için "birrr çok sıkıldım, ikiiiiiii yerim çok darrrrrrrr" diye şarkı söylerken kendime de "çat diye çatlamak üzereyim neresinden tutup da düzeleyim" isimli süper iki şarkıyı hediye ediyorum.........

Kramplarım geri döndüler. Hem de ne dönmek, artık beni acıdan bağırtıyorlar. Olan zavallı Yasser'e oluyor, gecenin bir yarısı kramp girdi diye bağıran birinin sesine uyanıp kramp gidene kadar ilgilenmek zorunda kalıyor. Zaten yataktaki yastık sayısı yüzünden kendine düşen yer yeterince azalmışken bir de ben çıkıyorum başına. Eee annemin söylediği gibi baba olmak kolay değilll :)

Takvimler doğuma 37 günün kaldığını gösteriyor. Ee bu da hastane valizimizin hazırlanma vaktinin geldiğinin habercisi. Daha önceden bir çok şeyi yıkayıp hazır etmiştim bir tek yerleştirmesi kalmıştı. Hala bazı eksiklerimiz var tabi ama yavaş yavaş hazırlayıp valizimizi kapının önüne koydum,aklıma geldikçe içine bir şeyler yerleştiriyorum. Allah korusun acil bir durum olursa içindekileri kapatıp çıkabiliriz hemen. Hep söylediğim gibi tüm hazırlıklarımız normal doğum için olsa da herhangi bir aşamada sezeryana dönme ihtimali olabilir diye valizimiz sanki 2 gece kalacakmışız gibi hazırlandı.

Herşey bir tarafa bebeğin ilk giyeceği kıyafetleri ile kendi valizimi ayrı hazırlıyorum. Doğumda bebeğe verilecek kıyafetler diğer valizin için de aranmasın diye bebek bakım çantasının içine ilk anda ihtiyaç olacakları ayrı koyuyorum. Ne kadarı lazım oldu diye doğumdan sağ salim dönersem tekrar bir yazı yazarım diye düşünüyorum.

Neler Koydum? Son güncelleme: 20 Ekim

Bebek için:
penye battaniye
2 tane alt üst takım (şapka ve eldivenleri ile birlikte)
2 tane tulum (şapka ve eldivenleri ile birlikte)
4 tane body
3 tane çorap
10-15 tane bebek bezi
pişik kremi
alt açma
uni baby yenidoğan ıslak pamuk
Biberon (kullanmayı düşünmesem de acil bir durumda lazım olur diye )
Ağız bezi
saç fırcası
burun aspilatörü
Oto koltuğu
Kalın battaniye

Benim için:
iki gecelik (biri doğum öncesi giymek için gündelik,diğeri doğum sonrası giymek için anneciğimin hediyesi )
bir pijama
bir sabahlık
5 iç çamaşırı
2 atlet
banyo havlusu
bir yelek (çok ihtiyaç olacağını sanmıyorum ama doğum sonrası lazım olabilir)
2 tane çorap
hijyenik ped
sabun
ıslak/kuru mendil
diş fırçası ve macunu
göğüs pedi
göğüs pompası (acil durumlar için)
silikon göğüs ucu (acil durumlar için)
emzirme sütyenleri
pamuk
kırmızı kurdela (inandığımdan değil, eğlence olsun diye)
makyaj malzemeleri (hiç makyaj yapmam ama doğum bu güzel çıkayım fotoğraflarda di mi?)
saç fırçası, toka

hasta bezi (ilk gün için ihtiyaç olabiliyormuş)
terlik
tüm tahlil sonuçlarının bulunduğu dosya

Neler Eksik?

Bebek için:

yelek


Benim için:
lansolin krem
kayısı suyu (özellikle sezeryan sonrası için lazım olabilir)

Hastane ve Misafirler için:
fotoğraf makinası
telefonlar için şarj aletleri
kolonya
bebek şekeri/çikolata
şeker sepeti
kapı süsleri


Bu listeyi ara ara hem kendim hem de okuyanlar için güncellerim umarım sonunda neler eksik bölümünün tamamını valizime koymuş şekilde hastaneye gidebilirim :)


23 Eylül 2008 Salı

algıda seçiçilik

33+6 olduk maşallah. Bu ne demek? 34. haftada bitiyor 35 e başlıyoruz, doğuma 5 hafta yani yaklaşık 40 gün gibi bir süre var demek. Şikayet olarak ekstra bir şey yok. Uyumalar fena değil. Havalar soğudu ayak şişmesi gitti yine. Evde olmak sıkıcı. Göbek büyüdü artık belimin şekli değişti ağırlık merkezim değiştiğinden. Mide problemleri çok şükür yok bu aralar. Kramplar girmek için çok uğraşsa da tam anlamıyla kramp ta yok. Çatlamalar tek ciddi problem. O kadar kremlenmeye karşı bunu haketmiyordum demek istiyorum :( Bu krem bitince bir daha katiyen o parayı vermem. Ne diye sürdüm ki madem tam tekmil çatlayacaktım. Neyse şimdilik çok derin ve büyük çatlaklar olmadığı için doğum sonrası kremler ile düzeleceğine dair bir umudum var. (Olmazsa estetik yaptırırım diyeceğim, canım kocam çok tepkili estetik operasyonlara, tabi onu daha çok hastane faturaları düşündürüyor :) )


Bu aralar bütün dizilerdeki kadınlar hamile mi yoksa bana mı öyle geliyor? Bu akşam haberlerden bu saate kadar ucundan kenarından seyrettiğim ne varsa hepsinde bir hamilelik olayı ve kötü bir durum vardı. Haberlerde İzmir'deki hastanedeki bebek ölümleri ile açılışı yaptık. Ağlamadan izlemeye çalışmak için kendimi zorlamanın manası yoktu bir güzel ağladım. 13 tane kuzu daha hayatlarına başlamadan bitirdiler bu dünyadaki günlerini. Ölenlerin çoğunun prematüre oluşu ölümlere bir nevi davetiye çıkarmış, küçükten de küçük bedenler vücutlarına giren enfeksiyona karşı savaşı kaybetmiş. İçlerinde 1 kilo olanları bile var. (bu aralar niye bu kadar prematüre doğum arttı ki).


Devamında Eşref Saatini açtım, kızların ikisi de hamile buraya kadar herşey güzellll. Sonra bir tanesi bebeğine kavuşurken diğeri bebeğini kaybediyor kucağına almak için gün sayarken. Bu sefer çabalamadım bile daha bir içli ağladım bir taraftan küçük kurbağamın ütülerini yaparken.


En son az önce Yol Arkadaşım dizisi başlamış, kızcağın biri hamile ve bebeği kaybetme riski var, ağlamadım bu sefer televizyonu kapattım.


Günlerim azalmaya başladıkça böyle şeyler çok dikkatimi çeker olmuş haberim yok. Belki bir sene önce görmüyordum bile bunları. Bir taraftan da kurmalar başladı. Doğum nasıl olacak, normal mi sezeryan mı? (Bütün hazırlıklarımız normal doğum için olsa da her zaman sezeryan riski var) Hastaneye nasıl gideceğiz panik mi yoksa çok sakin mi? (Bu konuda kafam karışık, Yasser de ben de hat safhada panik insanlarız) Ağrılara nasıl tepki vereceğim? Müthiş bir amazon gibi bunlar bana ne ki diyen edalarda mı olacağım yoksa avazım çıktığı kadar beni kurtarın diye nidalar mı atacağım? Zor bir doğum mu kolay bir doğum mu olacak? Hep sorular sorular.... Bilinmeyen güzel, heyecanlı bir taraftan diğer yandan ise bilmediğim şey beni korkutuyor.


Bu sefer resim falan yok, bu kadar felsefi yazının altına sırıtan bir kadın resmi gitmezzzzz :)

17 Eylül 2008 Çarşamba

doktora gittik biz bugün


Babasının işi bugüne uydu diye perşembeyi beklemeden bugün gittik kuzuyu görmeye. O bize yüzünü göstermedi ama canı sağolsun. Onun haricinde herşey gayet iyiydi. 2500 gr 47 cm olmuşuz. Doktorumuz uzun boylu olacak dedi. Şaşırmadık hatta o da babaya bakınca bunu söylemek çok zor değil dedi :) Doğum pozisyonunda duruyor ve 34+4 görünüyor. 10 gün öncen gidiyoruz. Doğumu Ekim sonu gibi bekliyor doktorumuz. Vitamini kestik çünkü 12 kilo almışım, alma limitimi doldurduğumu söyledi :) ama daha 6 hafta var aç mı gezeyim şimdi.. Körlüğüne doktor çıkışı bir arkadaşıma gittim o da sağolsun börek çörek ne varsa yapmış, ısrarla sana değil Ahmete yaptım dedi durdu, ben de oğlumun hatırına ne varsa yedim.

Doktorumuz çok ilgili ve güler yüzlü, açıkçası şimdiye kadar hiçbir doktorda bu kadar rahat etmemiştim. Her soruya o kadar güzel cevaplar veriyor ki. Genelde cevaplarının çoğu normal demek olsa da. El ayak şişmesi tansiyon normal ise normalmiş. Bel, sırt ağrıları göbek büyüdüğü için normalmiş. Pelviks kemiklerindeki ağrı doğum hazırlıkları için normalmiş. Terlemeler normal ama sebebini söylemedi. Çok şükür anormal hiçbir şeyimiz yok ama ağrımız çok...

Bugün sorduğum sorulardan birine ise hiç te istemediğim bir cevap aldım. Haftasonları doktorumuz çalışmıyormuş. Doğumu nöbetçi doktor kimse o yaptırıyormuş. Allah hakkımızda hayırlısını versin ama herhalde oğlumun haftaiçi ve gündüz doğması için bol bol dua edeceğim galiba :)

Yine bir fotoğraf ile bitirivereyim. Yakında çekili fotoğrafım yok maalesef Ramazan geldiğinden beri babamız gündüz oruçlu akşam teravide aklına gelmiyor beni fotoğraf çekmek. En yeni fotoğraf, evimize yakın açılan bir alışveriş merkezine gitmiştik tam bir ay önce, oradan alıntı.

16 Eylül 2008 Salı

oğlumda bir çeyiz bir çeyiz

Yogun bir hafta geçirdik ve bu arada 33. haftayı da devirdik ve 34 e başlıyoruz inşallah. Şeklen 6 hafta ya da 50 gün kaldı doğuma. Tabi oğlumun keyfi de önemli bakalım ne kadar bekletecek bizi. Geçen hafta anneanne ile dede Ramazan için bize gelmişlerdi. Bugün yolcu ettik onları. Kaldık yine oğlumla başbaşa. Bayramdan sonra tekrar gelecekler tabi de yine de bir hoş oldum ben bu gidişlerinde.


Karnım iyice büyüdü. Görenler ikiz mi diye soruyor :) Artık yere eğilmek başlı başına bir problem oluyor. Uyku konusunda çok şükür bu aralar sıkıntı yok ya da ben alıştım artık rahatsız uykulara :) Şişmeler ayaklarıma ve ellerime geri döndü. Belki yüzümde şişmiştir ama ben çok ilgilenmiyorum aynalarla bu aralar :) Oğlum karnımda kimi zaman ufak ufak tekmeler atıyor kimi zamanda geriniyor. Bazen karnım patlayacak sanıyorum. Ayakları elime geliyor artık dokundukça. Açıkçası son zamanlar hamilelik beni çok yormaya başladı. Bazen sıkılır gibi oluyorum sonra onun hareketleri bana tekrar dayanma gücünü veriyor. Ara ara da 37 haftasını bitirdiği gibi doğsun diye içimden geçirmiyor değilim ama çok dillendirmiyorum bunu :) Sağlıklı sıhhatlı ve gelişimini tam anlamı ile tamamlamış olması çok daha önemli.


Hafta sonu oğlumun odası için ufak hazırlıklara başladık. Dolabını boşalttık, temizledik ve eşyalarının bir kısmını yerleştirdik. Bebeğimizin odası aslında babamızın çalışma odasıydı ama babamızı oradan çıkarıyoruz biraz mutsuz oldu tabi ama oğlu için sesini çıkartmıyor. Daha çok işimiz var orada, eşyalar çıkacak eşyalar taşınacak bir sürü ayrıntı.


Geçen haftada ben hastane valizini hazırlamaya başladım. Bazı eşyaları koydum bazıları ise hala dışarıda. Bir kısmına ise karar veremiyorum. Tatile gider gibi taşınmak istemiyorum ama ihtiyacım olduğunda herşey orada hazır da bulunsun istiyorum. Bir ara hastane valizine koyduğum şeyleri de yazacağım buraya belki birilerine faydam dokunur. Doğum sonrası da ne gerekti ne gerekmedi onları yazarım inşallah.


Bu arada anneannemiz gelirken tabi ki eli boş gelmemiş. Allah razı olsun oğluma bir sürü kıyafet almış. İki gün önce yıkadım ama ütüleyemedim ama bizim sabırsız bir teyzemiz var, 10 gündür bunların resimlerini bekliyor diye ütüsüz ütüsüz çekip koydum buraya olduğu kadar artık...
Ben çok küçük kıyafet aldım diye bir kısmını yaşına yakın kullansın diye almış anneciğim.

Pijama takımı hiç almamıştım sağolsun annem düşünüp üç takım birden almış küçük kurbağama..

Bu benim hamile olduğumu duyan annemin arkadaşlarından birinin hediyesi.

Aşağıdakileri al örtü diye yay o kadar zarif duruyorlar ama inanılmaz bir şekilde Ahmet'in ağız bezleri olacaklar. Annem bunu bir arkadaşından öğrenmiş, heves etmiş ve uğraşıyor onlarla. Ben ne kadar anne bu çocuk çıkaracak bu bezlere desem de Ahmetimize herşey çok güzel olsun diye uğraşıyor. Artık gözümüz gibi bakarız bunlara :)

Bu da Gelibolu hatırası banyo havlumuz, annem bir de benim çocukluk havlumu getirmiş. Kısmetli evladımın üç banyo havlusu birden var, sarıp sarmalayacağız kat kat...

10 Eylül 2008 Çarşamba

bebek şekerlerimiz

Artık 32 haftayı da geride bıraktığımız için bebek şekeri işine yavaştan başladım. Daha önce malzemelerini Eminönünden almıştım. Artık malzemelerin bir araya getirimesinin günüdür deyip iki farklı kese yaptım. Aralarında kararsız kaldım diyemeyeceğim aslında, ikinci model gayet sade oldu onun için çok hoşuma gitmedi. İlki ise küçük kurdelalar ile uğraşmak vakit alıcı diye biraz zor olacak gibi. 70-80 tane yapmak kaç vakit alır bilemiyorum.







Yapılışına gelince, aşama aşama koyardım ama o kadar basit ki. O yüzden bitmiş halini bir de şekersiz koyacağım. İki renk kurdelayı üst üste koyup fiyonkları hazırladım. bir metre kurdeladan 4 tane çıkartabildim. Daha sonra hazır aldığım kalpleri onların üzerine soğuk silikon ile yapıştırdım. Biraz kurumaya bırak en son da keselerin üzerine yapıştırdım. Kurutup şekerlerini öyle koydum içlerine.

Bir değişik fikir bağlama noktalarına nazar boncuğu koymak ama onu da canım kocam beğenmediği için modelleri yukarıdaki iki tane ile sınırlamak zorunda kaldım :)


Şekerler ise şimdilik böyle içine kahverengi koymayı düşünmüyorum. Merak eden arkadaşlarım var onlara hemen göstermek için koydum şekerleri. Aslında ya bir mavi büyük ve 3 beyaz küçük badem şekeri koyacağım ya da büyük bir beyaz bir mavi badem şekeri. Şekerler uzun süre dayanabiliyor benim bildiğim ama yine de son zaman koymakta fayda var.


En son ve kararsız kaldığım konu ise üzerine yazılacak yazı. Yazısını da tamamladığımda herşey süper olacak. O zaman sepeti ile birlikte bir kere daha son halini koymaya çalışırım.

5 Eylül 2008 Cuma

teşekkür

31+2 olduk maşallah. Küçük kurbağam büyüyor büyümesine de beni de yormaya başladı. Aslında psikolojik olarak hazır olduğumu sanıyordum zorlu günlere ama öyle değilmiş. İnsan başına gelmeden anlamıyor. Yeni favorim mide yanmaları, ya da halk arasındaki tabirle oğlumun saçlanması. Bizimkisi sırma saçlı olacak herhalde iki gündür hayat burnumdan geldi. Daha önceleri kurtarıcım olan soda hiçbir işe yaramıyor. Antireflü ilacı Renie ise 2 saat ya etki ediyor ya da etmiyor. Hiç yemek yememek bir çözüm olabilir. Yarın bunu deneyeceğim :P
Oğlumun normal doğum için aşağıya inmesine daha en az 5 hafta olduğunu düşünürsek bir arkadaşımın söylediği gibi Renie yi kafama dikerek içmeye başlayacağım sanırım. Bugün bir yerde okudum yeşil mercimek kavurup yemek işe yarıyormuş diye. Artık işim kocakarı ilaçlarına kaldı ve ben denize düştüm yılana sarılmak çok şaşılacak bir durum değil. Ne duyarsam yapacağım bundan sonra. Tavsiyesi olanlardan da her türlü fikre açığım...

Dün gecenin yeni şenliği ise uykuyla ilgili. Sağ sol kesmedi ne yaptıysam olmadı uyku pozisyonu bulamadım, oysa hamilelik öncesinden bile çok uykum var bu aralar, ama bunun çözümü mide meselesinden daha kolay oldu, oturarak uyumak. Hiç kimse günün birinde oturarak uyuyacağıma beni inandıramazdı ama dün gece uykumun yarısını salonumuzda oturarak tamamladım :) Gündüz gayet dinlenik uyandığımı göz önüne alınca çok verimli bir uyuma şekli imiş.

Şikayetleri bırakalım ve başlığımızın konusuna geri dönelim. Oğlum daha doğmadan arkadaşlarımız bizi düşünmüşler ve hediyelerini almışlar çok saolsunlar. Şenizim bizi taaa Amerikalardan unutmamış çok çok teşekkür ederim. İki gündür telefonla ulaşma çabalarım sonuç vermedi buraya yazayım bari ve ilerleyen günlerde yeniden deneyeyim ulaşmayı sana Şenizcim. Oğlumu düşündüğün için çok teşekkürler bayıldım hediyene. Sarıya da bayılırım bu arada çok hoşuma gitti. İnşallah doğunca sana bebeğimin üstünde de göstermek kısmet olur bu kıyafetleri.

Şenizi anınca eski günlere gittim. Şeniz ile tanışmamız 2006 Ağustos'ta İspanya'nın bir sahil kasabasında oldu. (Viva Malaga) Aslında çok çabuk arkadaşlık kurabilen bir insan değilimdir ama Şeniz ile enerjimiz o kadar birbirine uydu ki. Orada tanışmış gibi değil de yılların arkadaşıyla beraber gitmişim gibi bir zaman dilimi geçirdik. Aslında daha gitmeden Özlem Şenizle ilgili bir çok şey anlatmış olsa da Şenizi gözle görüp tanımak lazım. Anlatılmaz yaşanır denir cinsten :) Eğer hala "dolor" kelimesi aklımda ise bu senin sayende arkadaşım. Tabi bir de Malagadaki tüm Zara ve Mangoları talan etme çabamızı, yelpazelerimizi unutmamak lazım. Bir tane de fotoğraf eklemeden geçemeyeceğim. Kapanışı yaptığımız Malaga festivali Enrique Iglesias konserinden. Bize yaz okulunun bir bonusu diyelim :)


Bu son bölüm kardeşçiğe itaf olunur. Benim son halimi merak edip duruyordu. Aslında bu bloga yazma sebeblerimden birisi de kardeşim. Evin ilk hamilesi olunca yakından izlemek istiyordu beni ama farklı şehirlerde oturduğumuzdan çok az görüşmek kısmet oluyor, ben de oğluma hatıra bırakmanın yanı sıra hem o, hem annemler hem de Yasser'in ailesine görsel bir şeyler sunup onları da olabildiğince hamileliğime katmak istedim. Yukarıdaki ile karşılaştırınca ne kadar da zayıf görünüyorum. Bu aralar bir de bu başladı, çok çirkinleştim sendromu... ama fiziksel sıkıntılarımı aşamadığım için psikolojik olanlara sıra gelmiyor :)


1 Eylül 2008 Pazartesi

babacığa küçük bir jest

30+5 olduk bugün ve doğuma takriben 65 günümüz kaldı. Benim geceleri uyuma pozisyonu dışında bir sıkıntım yok çok şükür, havalar serinlediği için uyku da uyuyabiliyorum, şişliklerde gittiler. Başım sadece kramplar ile belada. Magnezyum kullanmama rağmen geçen sabah iki ayağıma birden kramp girdi. Canım kocam bundan öncekileri bağırmadığım için kramptan saymıyordu ama bu sefer bağırışıma mutfaktan koşup gelmek zorunda kaldı :)

Üzerinden bir ay geçtiği için tetanoz aşımızın ikinci dozunu vurulduk bugün. Küçük kurbağam ise artık sert hareketler yapıyor. Hiç canımı yakmadı ama şimdiye kadar. Eskiden yerini tam kestiremezdim artık karnımın neresinde yattığını çok rahat anlayabiliyorum orasını öyle sertleştiriyor şişiriyor ki. Bende eli mi kolumu kafasımı bilmeden seviyorum onu. Artık yiyeceklere de tepki veriyor. Süt içtiğim zaman meyve yediğim zaman bir deprem kopartıyor içeride :)


Geçen hafta son gezmelerimizi de yapıp bu defteri kapattık. En azından uzun mesafeler için. Zaten Ramazanda Sultanahmete gitmek dışında iftarlar haricinde bir yere gittiğimiz de olmuyordu. Bu sene benim yorulmalarım Sultanahmet gezimizi bile yaptırmayacak büyük ihtimalle. Kapanışı çok uzun zamandır isteyip te gidemediğimiz Dolmabahçe Sarayı ile yaptık. Hala öğrenci kimliklerimiz geçerli iken çok güzel oldu. Rehberler eşliğinde sarayın selamlık ve harem bölümlerini gezdik. Selamlık bölümündeki rehberimiz çok iyi olduğu için epey eğlendik ama Harem kısmındaki rehberimiz kendini gezdirdi desem yeri. Yaptığı işi çok rahatlıkla herkes yapabilir. O yüzden çok eğlenceli olmadı Harem. Ben çok yorulsam da kapanışımız güzel oldu. Bundan sonra İstanbul'a ne zaman gideriz sadece Allah bilir :)









Yukarıdaki t-shirt ün ilginç bir hikayesi var. Geçen haftalarda bebek.com sitesinde ödüllü bir anket doldurmuştum. Oğlumun şansına bir hediye kazandığımı öğrendim. Hediyenin ne olduğunu öğrenince çok ama çok şaşırdım. Simply Colors isimli bir firma var. Bebek ve çocuk ürünleri satıyorlar. Benim görebildiğim sadece internet satışları var bir de büyük fuarlarda oluyorlar. Sitelerini uzun zamandır takip ediyordum ama bir türlü alışveriş yapıp yapmamakta karar verememiştim. Sonuç olarak onlardan üsteki t-shirt kazanmışım. Bebek.com bana t-shirt hediye etti, ben de babamıza küçük bir jest yapayım dedim. Hemen siparişimi verdim ve heyecan ile beklemeye başladım. Bu arada babamıza da az biraz çıtlattım kendisine bir süprizimiz olduğunu. Sonuç hediyemiz geldi ve babamız çok beğendi küçük jestimizi. Bende gelen ürünün hem kalitesine hem de sonuca bayıldım. İşte babamıza jest kısmımız t-shirt ün arkasında gizli :)



Biliyorum okumuyor blogumuzu ama yine de ben buradan babamıza kocaman kocaman teşekkür edeyim. Hamileliğimi öğrendiğim günden beri beni ve bebeğimizi rahat ettirmek için yaptıkları, bebeğe alınacaklar konusunda anlaşamasak bile gönlümü kırmadan her istediğimi alıp bulmaya çalıştığı, benim sırt üstü yatmak zorunda kaldığım haftalarda her akşam eve gelip yemekleri bile bizim için yaptığı ve sayamayacağım daha bir sürü şey için hem ben hem oğlum çok teşekkür ederiz. Küçük kurbağa senin gibi bir babaya sahip olacağı için öyle şanslı ki.