Daisypath Happy Birthday tickers
Lilypie Second Birthday tickers

10 Nisan 2012 Salı

Çocukluğumdan kalanlar

Çocukluğuma dair hatırladığım bir çok anı var. Mutluluk adına hatırladığım iki kocaman anı var. Ne zaman içim darlansa düşündüğüm, düşündükçe içimi ısıtan anılar. Birincisi, anne ya da babamla paylaştığım özel anlar. Sadece biri ile bir iş için çarşıya çıkmışsak o çıkışın sonu (o zamanlar daha iflas etmediği için çarşının göbeğinde bana o zaman haşmetli gelen binasındaki) Zogo pastanesinde biterdi. Annem ya da babam beni o pastaneye götürür. Ne yemek istediğimi sorardı. Evde envai çeşit hamur işi yapılmasına rağmen supangle yapılmazmıydı yoksa ben o pastanede yemekten mi zevk alırdım bilmem ama illaki supangle isterdim. Karşılıklı oturur yer ve sohbet ederdik. Sohbet dediğime bakmayın. Genelde anne/babamın bana öğüt verdiği konuşmlar olurdu. Ne olursa olsundu. Ben bilirdim ki çarşıya çıkılmışsa pastaneye gidilecek ve supangle yenilecek. Bunu sanırım daha çok babamla yapardık. O zamanlar da bayılırdım ama şimdi hatırladığımda ne kadar özel anlar olduğunun farkına varıyorum. Yaşadığım şeyin yegane adı mutluluktu. İkincisi ise ailece çıktığımız tatillerdi. Yorucu, yollarda ama inanılmaz keyifli. Daha bunu Ahmedimle gerçekleştiremedik ama ilki için bu aralar epey şey yaptık.


Ahmedin bir çok anını paylaştım burada ama blogu bile tutma sebebim sanırım bu günlerin gelmesiydi. Anne-oğul paylaşımlar yapabildiğim günlere nasıl geldiğimizi görmek. Altını aldım, emzirdim, peşinden koştum ama artık yanyana yürüyebiliyoruz. Arada mızıklansa da beraber bir şeyler paylaşıyoruz ve açıkçası öğreten adamdan sıyrıldığım doyasıya eğlendiğimiz bu anne-oğul anlarına ben bayılıyorum. Havaların düzelmesiyle onun büyümesiyle birlikte oğlumla iki oldu bu anne-oğul gününü yapabiliyoruz. Baba yok. Aslında genel hatlarını atlarsak anne de yok. Gez toz eğlen Ahmed ne isterse sınırlar ölçüsünde yap ama ne olursa olsun bir pastaneye uğra. Ahmede ne istediğini sor ve herseferinde istisnasız dondurma yanıtını al :) Sonra karşılıklı otur ye. Bu aralar en çok bu anlardan zevk alıyorum. Umuyorum Ahmedin de hafızasında küçücük bir kırıntı da olsa bunlar yer alsın. Yarın öbür gün büyüdüğünde, hayat üstüne geldiğinde kaçıp bu günlere sığınabilsin.

25 Ocak 2012 Çarşamba

Anne dediğinin idealisti makbul

Ben eskiden eskiden çok idealist bir anaydım :) Efendim erkek çocuk da olsa silahı kılıcı olamaz. Savaşmayı dövüşmeyi vurmayı öğrenmesin. Kavgadan kime fayda var derdim de derdim. Annelik bildiğin dediklerini yutma sanatıymış. Zavallı evladım, kreşe başladı başlayalı anne o bana vurdu bu benim saçımı çekti diye şikayetle geliyordu eve. Hele ilk haftalar her gün yüzünün ayrı yerinde ayrı çiziklerle. Baktık olacak gibi değil, bu konuyu kreş görüşmemizde açtım. Ben ona vur demem diyemem dedim orada da. Pedagog ise vurmasın tabi ama kendini korumasını öğrensin. Arkadaşı vurmaya kalktığında durdurabilsin dedi. Bu sefer öyle tavsiye ettik kuzuya. Geçen haftalarda bir ay anneanne dede saadeti yaşadığı için ara vermişti kreşe. Dönüşünde yine söyledik. Durdurabilirsin arkadaşını. Güzelim, o gün sevinçle geldi okuldan. Anne kimse saçımı çekemedi diye :)

Ben ne kadar vurduya kırdıya karşıysam da baba genlerinden gelenlerle buna karşıydı. Herşeyi öğrenmesi kanaatinde. Bizde silahla oynardık, adam mı öldürüyoruz şimdi yaklaşımındaydı. Eh hak vermek zorunda kaldım. Bir çocuğu şiddete itenin mutsuzluk olduğuna, böyle oyunların onu saldırgan yapmayacağına ikna oldum ya da ikna olmak durumunda kaldım.

Bir de daha Ahmed doğmadan görüp bir korsan kitabı almıştım. Bizimki daha onunla paylaşmaya karar vermeden buldu getirdi bir gün kitabı. O gün bugündür. Hayatımız korsan. Oğlan kaptan korsan, ben anne korsan, baba genelde Peter Pan :) Kaşla göz arasında Peter Pani de anlatmış babası. Bir iş seyahati sonrası babaya sipariş verildi. Gelirken korsan kıyafeti getir baba. Baba da ayrılık durumuna dayanamamış. Nur topu gibi bir korsanımız oldu evde. Şimdilerde evde böyle dolaşıp anne korsanla, kaptan korsan Peter Pani yakalayıp denize atıyoruz. Bazen de askerler korsanları yakalıyorlar. İşin ucu kaçtı anlayacağınız..