Çocukluğuma dair hatırladığım bir çok anı var. Mutluluk adına hatırladığım iki kocaman anı var. Ne zaman içim darlansa düşündüğüm, düşündükçe içimi ısıtan anılar. Birincisi, anne ya da babamla paylaştığım özel anlar. Sadece biri ile bir iş için çarşıya çıkmışsak o çıkışın sonu (o zamanlar daha iflas etmediği için çarşının göbeğinde bana o zaman haşmetli gelen binasındaki) Zogo pastanesinde biterdi. Annem ya da babam beni o pastaneye götürür. Ne yemek istediğimi sorardı. Evde envai çeşit hamur işi yapılmasına rağmen supangle yapılmazmıydı yoksa ben o pastanede yemekten mi zevk alırdım bilmem ama illaki supangle isterdim. Karşılıklı oturur yer ve sohbet ederdik. Sohbet dediğime bakmayın. Genelde anne/babamın bana öğüt verdiği konuşmlar olurdu. Ne olursa olsundu. Ben bilirdim ki çarşıya çıkılmışsa pastaneye gidilecek ve supangle yenilecek. Bunu sanırım daha çok babamla yapardık. O zamanlar da bayılırdım ama şimdi hatırladığımda ne kadar özel anlar olduğunun farkına varıyorum. Yaşadığım şeyin yegane adı mutluluktu. İkincisi ise ailece çıktığımız tatillerdi. Yorucu, yollarda ama inanılmaz keyifli. Daha bunu Ahmedimle gerçekleştiremedik ama ilki için bu aralar epey şey yaptık.
Ahmedin bir çok anını paylaştım burada ama blogu bile tutma sebebim sanırım bu günlerin gelmesiydi. Anne-oğul paylaşımlar yapabildiğim günlere nasıl geldiğimizi görmek. Altını aldım, emzirdim, peşinden koştum ama artık yanyana yürüyebiliyoruz. Arada mızıklansa da beraber bir şeyler paylaşıyoruz ve açıkçası öğreten adamdan sıyrıldığım doyasıya eğlendiğimiz bu anne-oğul anlarına ben bayılıyorum. Havaların düzelmesiyle onun büyümesiyle birlikte oğlumla iki oldu bu anne-oğul gününü yapabiliyoruz. Baba yok. Aslında genel hatlarını atlarsak anne de yok. Gez toz eğlen Ahmed ne isterse sınırlar ölçüsünde yap ama ne olursa olsun bir pastaneye uğra. Ahmede ne istediğini sor ve herseferinde istisnasız dondurma yanıtını al :) Sonra karşılıklı otur ye. Bu aralar en çok bu anlardan zevk alıyorum. Umuyorum Ahmedin de hafızasında küçücük bir kırıntı da olsa bunlar yer alsın. Yarın öbür gün büyüdüğünde, hayat üstüne geldiğinde kaçıp bu günlere sığınabilsin.