21 Temmuz 2009 Salı
Göç yollarında
16 Temmuz 2009 Perşembe
Sekiz ayın ardından
* (Sarı Çizmelinin hatırlatması üzerine) Dönüyor oley dönüyor. Yüzüstünden sırt üstüne dönmezdi kendileri. Biri iki dener başlardı ağlamaya ama artık poposunu yana attıra attıra dönüyor.
* Parmak emmeye devam ama eskisi kadar değil. Bir gün kurtulacağız inşallah.
* Kendi çapında bi emekleme stili geliştirdi ya da çocuğu küçük kurbağam diye seve seve ben böyle ettim. Ellerini öne koyuyor, popoyu kaldırıp kendini öne kaydırıyor, biraz biraz yapa yapa oda içinde bu şekilde geziyor. Son vukuatı, o zıplama sürünme şekli ile kendisinden iki metre uzaktaki zigon sehpalara erişip, üstünde duran Ahmet beylerin bezdir, ıslak mendildir gibi şeylerinin durduğu sepeti yere indirmiş.
* Gözüne bir şeyi kestirmeye görsün, ne kadar uzak olursa olsun uzanmaya çalışıyor. O kanepede istediği şey yerde olabilir. Uçar bir şekilde atılıyor küçük kedicik. Bazen düşüveriyor panik içinde yakalıyorum sonra sanki ben düş çocuğum demişim gibi bana baka baka ağlıyor.
* Bacaklar kuvvetlendi. Artık tutunarak kalkmaya çalışıyor ama ayaklarını nereye koyacağını pek bilemiyor. İlk ayağa kalktığında ikisini üstüste koymaya çalışıyor. Oturmak kesmiyor artık, sıkıldığında kollar iki yana açılıyor ki anne rahatlıkla kaldırabilsin onu. Pek yardımsever.
* Çocuktur renkli oyuncaklara bayılır, bol bol canlı renklerde onu bunu alın diyen pedagoglara sesleniyorum. Bizim çocuk sizin bu tanıma uymuyor. Canlı renklerde tonlarca oyuncak koy önüne biraz ötede de kumanda, bilgisayar klavyesi, kablo falan olsun. Direkt bunlara yönleniyor. Siyah canlı bir renk midir? sorarım size.
* Çok şükür yemek ayırmıyor, sebzesinden meyvesine çeşitli yemeklere gayet iyi tepkiler veriyor ve ben bunun böyle devam etmesi için dua ediyorum.
* Suya bayılıyor, lıkır lıkır içesi var her daim.
* Oyunlar oynamak çok zevkli hale geldi. Akıllı Bebekler Akademisindeki oyunları oynuyoruz bir de Bebek Oyunlarından bazı oyunlar ama bu kitabı çok beğenemedim ben. Saklandığını gördüğü nesneyi yastığın altından buluyor. Fakat biz oyunu bıraktıktan sonra da yastığı görürse yine de kaldırıp kaldırıp altına bakıyor. Aynı oyunun elimde sakladığım versiyonunda başarılı olamadık daha sol elime de saklasam sağ elimi açmaya çalışıyor çoğu kez.
* Her şeyin altına bakmak oyundan mı kaldı bilmem ama topunu kanepenin altına kaçırıp sonra eğilip eğilip bakıyor. Top geri gelmezse, anne geri vermezse bildiğiniz nakarat.
* Baba için deli oluyor. Baba bir görünüp kaybolursa ne yapıyor olursak olalım başlıyor ağlamaya. Yemek yemiyor, oyun oynamıyor. Babasını özlüyor sanırım.
* Artık anneye nefes aldırmıyor. Odadan çıkmak yasssak anne. Hep Ahmetin gözü önünde oturacaksın ve mümkünse karşısında. Başka iş yapmak ta yok.
* Ver al gibi basit komutları anlıyor. Oyuncakları al ver yapıyoruz sürekli. (Ya da ben öyle sanıyorum her şeyi zaten alası var da ver dediğinde genelde uzatıyor.)
* Ellerimi ayaklarından başlayıp boynuna kadar götürmeme bayılıyor. Her organın yerini de söylüyoruz ki ileriye yatırım olsun. Boynundan gıdıklayınca kıkır kıkır.
* Sabahları pek bir konuşkan oluyor. Konuşuyor konuşuyor sustur susturabilirsen. Bugün mesela sürekli hadi ye benzeyen sesler çıkardı. dadada aaa attatataat gibi şeyler söylüyor. Bir şeye sinirlendi mi nee neee nneee diye bağırıyor.
* 8.5 aylık olduk hala diş yok ama kaşıntı hala çok. Çenesini sağa sola vuruyor. Çok tükürüğü oluyor. Hatta yutamadığı için sık sık öksürüyor tükürük yüzünden ama dişler yok. Ah bir çıksa artık farz oldu diş buğdayı yapmak.
* Meyve filesi ile başarı sağladık sonunda. Ben yanlış şey koyarmışım. Salatalık koyunca almıyordu. Geçende favori meyvemiz muzla denedim. Muzu doğduğuna pişman etti bizimki. Siz yapmayın ama o muz kalıntılarını fileden hala temizleyemedim. Kavunda da başarı sağladık gibi ama o da çok sulu bir meyve çıktı. Ben bu çocuğu kendi kendine yemeğe nasıl alıştıracağım bilmiyorum. Her yerin rezil gibi olmasını göze almak gerek gibi. Ayrıca, Işıl teyzesine çoook teşekkürler filemiz için.
* Derya teyzesinin hediye iki tane sünger topumuz var. Bize bunlar lazımmış ta adını bilmezmişiz. Koyuyorum eski bir leğenin içine nereden baksam 20 dakika oyalıyor onu. Şapur şupur su ile sesler çıkartmaya bayılıyor. Banyo el kadar olduğundan hala salonda yıkanmalara devam. Tam techizat kuruluyoruz salona, yıkamadan önce küvetine de hem onu hem topları koyuyorum artık aklına ne gelirse onu yapıyor. Kovanın içine topları atmalar, kovanın içindeki bardağı dışarı fırlatmalar. Her yerimiz sırılsıklam oluyor ama olsun ferahlıyoruz :)
Derya Teyzesine cicilerimiz için ayrıca teşekkürler
12 Temmuz 2009 Pazar
Katliama kayıtsız kalmayalım....
Şimdi Çin mallarını boykota çağırıyorlar bizi. Nasıl olacak bir fikri olan var mı? Güvenip kaliteledir diye aldığımız, bir sürü paralar döktüğümüz hangi ürün Çin'de üretilmiyor ki. Becerebilsek keşke. Elimizden geldiğince...
11 Temmuz 2009 Cumartesi
Aradığınız anneye şuanda ulaşılamıyor ve bir süre daha kapsama alanı dışında kalacak
Ne zamandır aldığım kitaplar hep çocuk gelişimi eğitimi üstüneydi, pek roman alamıyordum. Oysa roman okumayı severim, edebi çok manası olsa da olmasa da, başucu kitaplarım onlar benim, gece yatağıma girdiğimde okuyabileceğim kafa yormayan, bir cümleyi okuduğumda çok ta analiz yapmamı gerektirmeyen ama beni hayal etmeye iten, başka dünyalara geçmemi sağlayan hele bi de kitabın kurgusu iyiyse uykusuz geceler demek olan romanlarım.
Hamileliğimin son zamanlarında bay Ahmet kitap okumamdan duyduğu hazdan mı rahatsızlığından mı bilmem karnıma kitabı her değdirişimde deli gibi tekmelerdi. Rahat vermezdi ki iki satır okuyayım. Geçen pazar kuzuyu teyzeleri ile buluşturmaya gittiğimde, kendisini üç teyzesine emanet edip gidip biraz kitap kokladım. Aşk merak ettiğim bir kitaptı. Yanında duran Alacakaranlık'a ise öylesine gözüm takıldı. Adını pek duydum bu yazarında dur bi alayım bunu da dedim ve macera böyle başladı.
Nedir demeye kalmadan kitabı üç günde bitirdim. Ahmet beylerde sağolsun vakitli uyuyarak anneciğine pek yardım etti. Okumamış ama okurum diyenler için çok ta anlatmayayım ama kitabın genel konusu vampirler de sever, sevdi mi de tam sever diye özetlenebilir :) Modern bir zengin oğlan-fakir kız hikayesi de diyebiliriz, vampir oğlan-insan kız. Benim gibi fantastik öyküleri sevenlere tavsiyemdir. Sevgili Angel abimizden bu yana şöyle güzel bir vampir durumuna girememiştim.
Kitaptaki vampir tasvirlerini akşam kocama anlatırken birden dank etti. Vampir kardeş aslında her kadının kafasındaki mükemmel erkek. Çok yakışıklı, gizemli, bir o kadar karizmatik, güçlü aynı zamanda aristokrat pek kibar pek romantik. Mükemmel erkek. Hiç bir insan evladında bu kadar iyi özellik toplanamayacağından abi vampir işte. Ha tabi onun da bir kusuru var kan emiyor :P ama diğer özellikler pek bi göz kamaştırdığından normalde arkana bakmadan kaçmaya çalışacağına güzel kızımız da aman boşver kan gene emiversin diyor. Çok kafamdakileri tam anlatamadım ama kadınların mükemmel erkek için feda etmeyecek şeyleri yok demeye çalışıyorum özetle :) Bütün bunların üzerine Bay Mantık'ın yorumu "Allah akıl fikir versin İlknur " oldu :P (Kendime telkin: mükemmel erkek yoktur.)
Ben olaylardan pek bi kopmuşum. Kitap aslında bir seriymiş. Seri dört kitaptan oluşurmuş hatta ilk kitabın filmi bile yapılmış. Hesap ettim benim taze lohusalık zamanlarıma denk geliyormuş ondan kaçırmışım mevzuları. Ben ilk kitabın heyecanı ile hemen diğer üçünü de internetten sipariş ettim. Gittim bir de filmin dvdsini kiraladım. Film tam bir hayal kırıklığı, hadi anladım yerin dar bazı olayları atmak zorunda kalıyorsun falan da kitapta olmayan, filmin akışına yardımı dokunmayan abuk subuk sahneleri nereden uydurdun da çektin kitabı da mı okumadın diye söylene söylene bir kaldım. Hele kitapta yaratılmak istenen aşırı karizmatik vampir havasını çocuğu daldan dala maymun gibi atlatarak yerle bir ederken de mi için acımadı.
Kitaplarım üç-beş güne kadar gelirler sanıyorum, o zamana kadar bütün işlerimi toparlamam lazım ki şöyle bir kapanıp imkansız aşk hikayemi okuyayım :) Ben kocama hasret, Bella Edward'a hasret pembe dizi kıvamında takılıp gidelim amann...
9 Temmuz 2009 Perşembe
Gecikmiş bir yazı daha - Evlilik yıldönümü
2 Temmuz 2009 Perşembe
Geçikmiş bir mim - Ahmet beyin kıyafet kolleksiyonu
Kılık kıyafet konusunda bizim kadar çeşitli takılanı var mı bilmiyorum. Evde Gap'tan Zara'ya LCW'den Mothercare'e, Andy wowo'dan Edirne Cuma pazarının noname seçkin :)kolleksiyonlarına kadar ne ararsan var.
Fiyat konusunda gözümü karartıp deli paralar verdiğim bir iki eşyası hariç hep indirim zamanlarını ya da daha uygun fiyatlı markaları tercih ediyorum. Hele ilk zamanlar çok giydiği kıyafeti bile sadece 4-5 defa giydiğini düşünce bebek kıyafetine harcanan paraya acıyorum. Yine de kaliteden vazgeçmemek gerekiyor ki kıyafette kullanılan pamuk, kıyafetin üstündeki boyanın bebek cildine zararlı olmaması çok önemli. Bir de el emeği göz nuru takımı var ki onlara paha bile biçemeyeceğim.
Ahmet beye ilk alışverişini Chiccodan yapmıştım. Boy boy bodyler, alt üst takımlar almıştım. Allahtan damarlarımda Türk kanı dolaşıyor. Annemin de işlemesi ile büyük büyük aldım. Daha doğrusu öyle sandım. Mesela hiç 1 aylık kıyafeti almadım. En az 0-3 ay grubu aldım. Buna rağmen 0-3 grubu ancak bir ay giyilebildi. Yani Chicco kalitesi fena olmamakla birlikte (bazı bodyler tülerme yaptı) kalıbı çok dar bir marka. 12 aylık body 5 aylık bebeğe ancak oluyorsa bunda hem bebeğin hem Chicconun standartlarını sorgulamak icap ediyor. Fiyat olarak ben hep şu timsah indirimi zamanından kalanlardan aldığım için fiyatları makuldu ama sezon kıyafetleri çok pahalı açıkçası vermem o parayı.
İkinci grup alışveriş Tomuycuk ağırlıklı yapıldı. Hastane çıkışlarını da bu marka almıştık. Tomuycukun kalitesi fena değil. Aldığım şeylerin penyelerinden yıkama sonrası tülermemelerinden yana memnun kaldım. Maalesef kalıpları dar markalardan biri. Ahmet beylere yazın giyer diye aldığımız üzerine 6-9 yazmasına rağmen 5 aylıkken bile olmayan kıyafetleri var. Yine de fiyat-beklenti kriterlerimi sağladı. Kadife kıyafetlerini aldığım ve pek bi memnun kaldığım bir marka var ama adını hatırlamıyorum ve çoktan anneme gönderdiğim için bulamıyorum.
YKM lerden aldığımız Wenice ve Andy Wowolardan da memnun kaldım. Her ikisinin de kalıpları benim kuzuya gayet güzel oldu. Wenice alt üst takımımız bir süre sonra tülerme yaptı yanlız.
En çok alışverişi büyük ihtimal Mothercareden yapmışımdır. Ve tek geçerim. Bodylerini tepe tepe kullandık. Üstünde 3-6 ay yazanları gerçekten 6. aya kadar kullandık. Kalıplar ferah bu anlamda. Body harici bir de pantolon almıştım ki dedemiz bile bayıldı. Onu da çok kullandık. İndirime girmiş geçen gün gidip bi talan ediverdim. Uyku tulumu, body, sandalet, önlük aldım paşazadeye.
Gap Baby'den Melike Teyzesinin hediyesi bir kışlık tulumumuz vardı. Yine kalıpları üstünde yazanlarla örtüşüyordu. Kalitesinden de çok memnun kaldım. Çok sık kullandık yıkadık ettik banamısın demedi.
İdil baby'den bayramlıklarını almıştım. Onunda kalıbından kumaşından memnun kaldım. Aynı resimdeki mevlüt takımı Mini Damlaydı. Kalitesi çok güzeldi fakat onları da hiç kullanamadık şapkası hariç. Çok çabuk küçüldü.
Zara Ah zara vah zara demek istiyorum. 19-20 haftalık taze hamileyim. Cinsiyetini yeni öğrenmişiz. Yolumuz bir zaraya düştü. İndirim zamanı falan da değil. Bir bahçıvan şorta bayıldım. Sağdan baktım soldan baktım. Hesap ettim, yaza bizim oğlan 6-9 alık kategorisinde olacak. Gittim babasına pahalı biraz ama dedim genelde böyle zamanlarda beni durdurmaya çalışır ama sanırım hamileliğime verdi. Beğendiysen al dedi. Sonuçççç bir kere giydirdim bizimki 6-7 aylıkken içine zor soktum çocuğu. O kadar para verdim sığ şunun içine evladım dedim. Yok. Fotoğrafını çekecek kadar giydi işte. Onunla beraber bir de çorap almıştım, babası ben bu kadarlık çorap giymiyorum demesine rağmen. Hakkını yemeyeyim, onları tepe tepe kullandık. Bozulmadılar etmediler. Hala da giyiyor.
Kanztan da Sevil teyzemizin hediye 3 tshirt vardı. Kaliteleri çok güzeldi ve seve seve giydirdim. Kalıpları da fena sayılmaz.
Yine gelen bir hediyemiz Albimini markaydı. O da kalıp olarak küçük ve tülerme yaptı bir iki kullanımdan sonra.
LCW nin maalesef benim çıtırcık bir kız olduğumdaki kalitesi yok. O zaman alnmış hala sapasağlam kıyafetlerim var evde. Bir iki bir şey kullandık buradan da. Genelde fena değiller. Yanlız kalıpları bir ilginç. 6-12 ay diye bir grup var anlamış değilim. 6 aylık çocuğa olan şey 12 aylığa nasıl olsun. Neden herkesin yaptığı gibi 6-9 9-12 diye bölmemişler merak konusu..
Bizim Edirnenin meşhur bir bebek ve çocuk giyim mağazası vardır. Yavuz bebe diye. Çocukluğumda hep oradan giydirirdi annem bizi. En kaliteli ürünler orada olurdu. Ahmet beylerin mevlüdü Edirnede yapıldığı için yoğunlukla hediyeler bu mağazadan geldi. Kimini giydirdim. Kimi giyilecek. Hepsinden de çok memnun kaldım.
Ve son olarak, son zaman alışverişlerini Bıcırium mağazalarından yapıyorum. Çoğunluğunun markası Bambaki ve Bebetto. Fiyatları iyi. Kaliteleri o fiyata geyet iyi. Hoş modeller var. Kalıplar dar. Ona yapacak bir şey yok ama ben tecrübelendim artık :) Son aldığım alt-üst takımı 18 aylık aldım söylemesi ayıp. Az biraz üstünde bol duruyor ama öyle çok çok ta abes değil. Yaz günü zaten üstüne yapışan kıyafetler almak istemiyorum rahat hareket etsin diyerek.
Ohhh çok şükür tam altı gün sonunda bu yazıyı da bitirdim. Üstümden yük kalktı vallahi. Aslında daha bir çok marka gördüm kıyafetlerde ama yazsam roman olacak yine. Daha da uzatmayayım.
Üstünden çok geçti ama ben de Boncuk Gözlüm ve Bahar Kelebeğimi mimledim.