Ben eskiden eskiden çok idealist bir anaydım :) Efendim erkek çocuk da olsa silahı kılıcı olamaz. Savaşmayı dövüşmeyi vurmayı öğrenmesin. Kavgadan kime fayda var derdim de derdim. Annelik bildiğin dediklerini yutma sanatıymış. Zavallı evladım, kreşe başladı başlayalı anne o bana vurdu bu benim saçımı çekti diye şikayetle geliyordu eve. Hele ilk haftalar her gün yüzünün ayrı yerinde ayrı çiziklerle. Baktık olacak gibi değil, bu konuyu kreş görüşmemizde açtım. Ben ona vur demem diyemem dedim orada da. Pedagog ise vurmasın tabi ama kendini korumasını öğrensin. Arkadaşı vurmaya kalktığında durdurabilsin dedi. Bu sefer öyle tavsiye ettik kuzuya. Geçen haftalarda bir ay anneanne dede saadeti yaşadığı için ara vermişti kreşe. Dönüşünde yine söyledik. Durdurabilirsin arkadaşını. Güzelim, o gün sevinçle geldi okuldan. Anne kimse saçımı çekemedi diye :)
Ben ne kadar vurduya kırdıya karşıysam da baba genlerinden gelenlerle buna karşıydı. Herşeyi öğrenmesi kanaatinde. Bizde silahla oynardık, adam mı öldürüyoruz şimdi yaklaşımındaydı. Eh hak vermek zorunda kaldım. Bir çocuğu şiddete itenin mutsuzluk olduğuna, böyle oyunların onu saldırgan yapmayacağına ikna oldum ya da ikna olmak durumunda kaldım.
Bir de daha Ahmed doğmadan görüp bir korsan kitabı almıştım. Bizimki daha onunla paylaşmaya karar vermeden buldu getirdi bir gün kitabı. O gün bugündür. Hayatımız korsan. Oğlan kaptan korsan, ben anne korsan, baba genelde Peter Pan :) Kaşla göz arasında Peter Pani de anlatmış babası. Bir iş seyahati sonrası babaya sipariş verildi. Gelirken korsan kıyafeti getir baba. Baba da ayrılık durumuna dayanamamış. Nur topu gibi bir korsanımız oldu evde. Şimdilerde evde böyle dolaşıp anne korsanla, kaptan korsan Peter Pani yakalayıp denize atıyoruz. Bazen de askerler korsanları yakalıyorlar. İşin ucu kaçtı anlayacağınız..