Dünkü yazımda bahsetmiştim sokağımızda bulunan ve bizimde baktığımız köpekçikten. Araba çarpmıştı hani. Dün gece onu aramış bulamamıştık meğer karşımızdaki arsanın yeşilliklerine sığınmış. Sabah Lucky'i dışarı çıkardığımda buldum onu. Önüne yemek koydum, su götürdüm. Suyu ağzına yaklaştırdım öyle bir içmeye başladı ki gidip tekrar su koydum kaba. Baktım sol ön ayağı kırık. ama ne bir inleme ne bir acı sadece bana bakıyor. Elimi uzatıp sevdim. Bir senedir bizim sokakta ve hiç dokundurtmazdı kendine. Daha sonra bağlı bulunduğumuz belediyenin veterinerliğini aradım. Ve bir süre sonra ekip geldi. Onu ve iki köpeği daha aldılar. Tabii bayağı bir uğraştan sonra. Ekipteki görevlilere sıkı sıkı tembih ettim iyileştirip tekrar buraya getirmeleri için. O sırada komşum kulağıma eğilip demezmi -şimdi onu alıp uyutur bunlar. O anda başımdan aşağıya kaynar sular indi çünki ekip çoktan arabaya binip uzaklaşmıştı. Hemen eve geri gittim. Bahçede oturdum kaldım. Başladım ağlamaya - tıpkı şu cümleleri kurarken olduğu gibi - Sonra Lucky geldi karşımda oturdu. Onu sevdim oynadığı arkadaşının durumundan bahsettim. Belkide onu ölüme gönderdiğimi düşünüp daha çok ağladım ama çok dua ettim. Lucky ön ayağını uzattı bana üzülme dercesine. - Canım yaa -
Öğleden sonra başladım o ekibin telefonunu aramaya. Eşim bi yandan ben bi yandan. En sonunda ulaştım. Veterinerle görüştüm. Köpekçiğin durumunun iyi olduğunu ayağını alçıya istersem gelip görebileceğimi belirttiler. -Çok mutlu oldummmm.- Eşimde aramış görüşmüş ilgilendiğimiz için teşekkür etmişler. Şimdi iyileşip buraya getirecekleri günü bekliyorum.
Resimler : İzmir Menderes Şopen Gazi Hayvan Barınağı ziyaretimizden 15.03.2009