27 Mayıs 2012 Pazar

Tövbe ettim gene bozuldum



İzmir'in dağlarında bi iş görüşmesine gittim stop..
İğrenç bir yol yürüdüm 
Yokuş çıktım topuklularla 
Stop...
İş görüşmesinin ilk 5 dakikasından sonra 
İşi almamak için elimden geleni yaptım stop....
Görüşme sonrası İzmir'in dağlarında
Oturdum kaldım stop..
Manzaraya karşı bir sigara yakıp 
Keyfime baktım stop..
Sigaram bitince şirketi arayıp
İş için beni aramayın istemiyorum 
Dedim stop...

Mutluyum stop..



Hala iş arıyorum stop...



25 Mayıs 2012 Cuma

Bir başka gece




Epeydir yazmıyorum boşladım buraları yine
Hani izlediğim blogları okumak için bile uğradığım yok pek
Farkında mısınız bilmiyorum.
Günler kimi zaman ağır geçerken bir de bakıyorum hafta sonu gelmiş
Baş döndürücü bir hızla.


Bunca koşturma arasında bir tek dışarıya çıktığımda 
Metroda bişiler okumaya fırsat buluyorum desem inanır mısınız ?
Çok müzik dinliyorum bu günlerde ama dinlediklerimin ne olduğunu sorsanız
İnanın hiç biri hatırımda değil.


Muhasebe kursum devam hafta da 3 gün akşamları
Ama çok çabuk bitiyor keşke her akşam olsa hafta içi.
Şu an giriş yaptığımız yevmiye defteri tutmayı anlamasam da
Seviyorum işte..


Zayıfladığımı fark ettim bu günlerde tartı 51'ler de 
Hiç hoş değil bu durum benim için
2 senedir accayip bir şekilde öğün bozukluğu yaşıyorum
Günde 2 kere yemek yiyorum
Yemek yapmıyorum geçiştiriyorum o an için bişiler
Hani o kurduğum sofralar falan sanmayın yiyorum 
Yaparken doyuyorum zaten kokuyla
Diyetisyene gitsem diyorum kilo almak istiyorum desem 
Kovar mı beni acaba ?


Buğday tanesi'nin düzenlediği kitaplaşma etkiliğini unutmuşum ben
Maillerimi karıştırırken fark ettim
Lale'nin bahçesinden özür dilerim 
En kısa zamanda yerine getiricem bu etkinliğin şartını...
Hayır ayıp olan izlemiyormuşum da sayfasını
Neyse okudum biraz bakındım gezindim fikir edindim 
Ne tür bişi yollayayım diye 
Bir iki fikir çaktım da beynimde bakalım yerine getirelim.





21 Mayıs 2012 Pazartesi

Hafta sonundan


Cumartesi günü Kemalpaşa 
Alaş Kazak Vadisine gittik
Yağmura rağmen gezdik, eğlendik
Atlara bindik
Nazar köy'e gittik 
Nazar boncuğu nasıl yapılır izledik
Bol bol kiraz yedik.
























17 Mayıs 2012 Perşembe

kısa kısa


Seviyorum oralara buralara takılıp olur olmaz şarkılar dinlerken
Birden kulağımda patlayan ezgiye sese kapılmayı.
Zeki Müren dinliyorum 
İçim yıkanıyor, arınıyorum, kulağımın pası siliniyor 
Bu dur diyorum bu onca dinlediğim arasında beni mest eden.

Bugün İzmir pek hırçın bir kadın kıvamında
Esiyor ama gürlemiyor
Zaten onca esmeye gürleyecek bulutlar da korkup kaçıveriyor bir acele
Bugün ve yarın sakın etekle çıkmayın derim dışarı
Millete göz banyosu yaptırmaya gelmez
Zaten mimli İzmirli kadınlar malum
Akşama Mehmet ali Birand'ın diline düşmeyelim

Kursa gidiyorum ben demiş miydim ?
2 hafta önce gittiğim bir iş görüşmesinde daha oturur oturmaz
Bismillah deyip netsis bilip bilmediğini sorduklarında anladım ki ben bu işi alamıycam
Çünki ben netsis kullanmayı bilmiyorum....
İşte bundan sebep kursa başladım
Muhasebe, netsis, eta öğrenmeye..
Şu an da teorik bilgiler kısmındayız
Fatura, muhasebe, çek, irsaliye nedirlerde.
Özlemişim eski işimi biliyor musunuz ?
Çalışmayı özlemişim daha doğrusu.
Bu yaştan sonra bakalım bari bu öğrendiklerimle bişi bulup
6,5 sene kalmış olan gün sayımı doldurabilirsem ne mutlu bana.


Şimdilik bunlar işte bu günlerde uğraşılarım.



15 Mayıs 2012 Salı

Ben bugün seni düşündüm evde

Ben bugün seni işe yolladıktan sonra geç kalktım biraz
Perdeler çekikti loş bir hal almıştı yatak odası
Uyuyakalmışım, 
Kalktım çayı koydum ilk peşin daha yüzümü yıkamadan
Bilirsin çok çayda içmem ben ama pek içesim geldi bu sabah
Ekmek kızartmaya üşendim ama domateslerin kabuğunu soydum bilesin
Çay keyfi yaptım balkonda elimde bardak dolana dolana
Bir hurdacı geçti Sivas plakası yazıyordu el arabasında.
Sonra işe giriştim ev içinde
Ortalığı toparladım akşamdan kalan gazeteleri iyice dağıtmışız
Çamaşır yıkandı makinada onları astım.


Radyoda Safiye Ayla çalıyordu
Çiçekleri sularken seni düşündüm
Bir iki öpüşün, arkamdan usulca gelip sarılışın geldi aklıma
Tebessüm ettim kendi kendime..


İki kap yemek yaptım akşama buzdolabına kaldırdım
Akşama ben yokken geldiğinde ısıtıp yersin diye.


Çamaşırları toplarken fark ettim ki gömleğinin bir düğmesi kopmuş
Şimdi dikmezsem bir sabah aceleyle fırlarım yataktan 
Sen işe geç kalmadan dikmek için
Dikiş kutusunu çıkardım camın kenarına oturdum
Dikiş kutusundaki düğmelerin arasından seçtim gömleğine uyacak düğmeyi
Radyoda hala Safiye Ayla çalıyordu
Bir kumru gelip balkon demirine kondu
Gözleriyle bir yandan kolaçan ederken etrafı ürkerek
Bir yandan da tatlı tatlı ötüyordu
Öğleden sonraydı sıcak basmıştı
Bir kadın sokaktaki çocuğunu öğle uykusuna çağırıyordu.


Radyoda Safiye Ayla şarkıları bitmişti.
Kapatıp radyoyu hazırlandım gitmek için.
Anahtarı paspasın altına koydum
Bakkaldan da bir ekmek ayırttım sana parasını ödedim
Akşama iş dönüşü ekmeksiz kalmayasın diye.

İşte yazıdaki o meşhur Safiye Ayla şarkıları bir tık lütfen

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Baharlık depresif hareketler


Yazıyı yazarken 
Pink Floyd'dan eşlik etti bana
Tıklayın yaslanın arkanıza ellerinizi ensenize alın 
Gözlerinizi kapatıp dinleyin derim
Alıp götürecek sizi eminim 
Tıpkı beni alıp götürdüğü gibi




Havalarda bir kararsız ki
Hani yeni gelin gibi öylemi yapsam böylemi
Ordan mı tutsam şurdan mı kaldırsam ?
Oynarken kolumu kaldırsam mı kaldırmasam mı misali..
Gün içinde 4 mevsim birden yaşamak
Kaldıramıyorum...
Bahar mısın yaz mısın hani kış olsa bile ne fayda
Bişi değil vücut dengem bozuldu
Etkileniyorum ben yapma böyle lütfen
Zaten az aklım var bana yeten onuda harcatma bana
Dışarıda fırtına kopar benim beynim etkilenir
İçimde toz duman her yer
Yine girdim çıkmaz sokaklara 
Bir kapı çalıp arka kapıdan çıkma gayretindeyim kendimi yitirmeden
Yardımcı ol bana
Hep günlük güneşlik ol
Baygın iğde kokuları, şakayıklar, güller, hanımelleri sarsın etrafı
Başım sarhoş hiç ayılmadan dolanayım ortalarda
Nasılsa kış gelince ilk sert rüzgarla gelirim kendime
O zamana kadar kim öle kim kala ?





13 Mayıs 2012 Pazar

Bir acı gelip boğazıma düğümleniverir kimi zaman....




Gece olup yastığa başını koyduğun anda gelip çörekleniverir mi bazı düşünceler aklına ? 
Gün içinde lay lay lom geçerken hayatın ona buna gülüp laf yetiştirirken hayatı takmadan 
Ya da takmaz görünüp itiverircesine beyninin en ücra köşelerine, 
Sıkıştırırken kapanmayan valiz gibi bağlayıp
Gece olup yastığa koyuverdin mi başını hah işte o zaman meydan onlara kalmıştır
Çıkıverirler ortaya en acı, en yüksek çığlıklarıyla
Korkarsın aslında düşünmek istemezsin 
Ama girdimi elma kurdu bırakır mı hiç seni kemirmeden ?
İçinde öten hiç bitmeyen ağustos ayına sahip cır cır böceği çalar da çalar 
Bir sıkıntı önce kalbinde sanırsın maraton koşuyorsun 
Boğazında düğümleniverir kimi duygular ne yenilir ne yutulur
Beynin bir makina hiç susmayan, yorulmayan, pas tutmayan
Geçer karşına bir sandalye atar ve başlar gün içinde beynine attıklarını ortaya çıkarmaya
İşte ne uyku kalır ne de hal...
Yüreğin sıkışır, beynin zonklar..
Yargılar seni..
Sen kendini...
Yapma böyle izin verme 
Kalk ılık bir süt iç, bişiler oku...
Baktın olmuyor aynı hataları yapma, üzerinden geçme tekrar tekrar
Benden sana söylemesi 
Yoksa sonun fena..

Nerden mi biliyorum ?
Çok zaman bende yaşıyorum
Gece olmasını istemiyorum, 
Başımı yastığa koyup vicdanımı değil kendimi dinlemek istiyorum.
Yaptıklarım için tövbemin kabulunu diliyorum
Önce kendimden sonra da yaşattıklarımdan...

11 Mayıs 2012 Cuma

Hafta sonu İstanbul..


Hafta sonu bir kaçamak yapıp İstanbul'a gittik eşimle
Cumartesi sabahtan gittik pazar akşamı döndük.
Akşam Piyer Loti'de bir otelde kaldık
Zaten hemen Piyer Loti üzerinde.
Piyer Loti'ye bayıldım bayıldım...
Çektiğim fotoğraflardan anlatayım biraz



Bu grubu dinlemeyi severim
İstiklâl'de rastlayıp canlı dinleyince çok mutlu oldum.
Dinlemek isterseniz eğer,



Gece Piyer Loti Tepesi 
Piyer Loti'ye çok dua ettim 
Ne de güzel bir yere ismi verilmiş.
Eyüp Sultan'dan yayan olarak çıktık
Teleferiğe binecektik çok kalabalıktı
Ama o tepeden iniş çok güzeldi
Gecede geçtik ama manzaraya bakmaktan
Mezarlıkta olduğumuzu unuttuk
Gerçi ne farkı var
Dedem hep
"Ölülerden değil dirilerden kork" derdi.




Eminönü, Yeni Camii, Kuşlu camii
Hangisi gelirse aklınıza işte
Şu James Bond filmi çekimlerinden dolayı meydanda 
Fotoğraf çekilemedik
Yalnız esnaf değil kuşlar bile dertliydi


Yeni Camiinin içi..
Ayasofya camiinde de bu levhalardan vardı
Hatırlıyorum


E o kadar gelipte bu sergiye gitmeden olmaz demi
İçeriye girdiğimizde ki o karanlık fonda klasik müzik
Ve birden karşımıza çıkan Van Gogh'un eserleri
Çok güzeldi.



O karanlıkta çekebildiklerimizden


Yerlere oturmuş zaten herkes izliyorlar 
Geçen resimleri ve yanında beliren yazıları okuyup
Zaten sabah 5 te kalmışız havaalanına gitmek için
Oturduk yere bir ara içi geçmiş gibi olsa da eşimin  :))
Demedim bişi artık 




Sergi çıkışı Karaköy'de Topkapı sarayına karşı oturduk
Elimizde gevrek bakındık etrafa


Pazar günü Haydarpaşa Garı önünden geçerken



Pazar günü Bostancı'ya gittik
Bir arkadaşımla tanışmaya
Keyifli sohbetler ettik.
Güldük
Sağolsun Cadde'yi gezdirdi bize
Görmüş olduk işte.
Akşam yine havaalanına döndük..



3 Mayıs 2012 Perşembe

Anne evinden


Bu bereket kuşları anneme ait
Ben de görmüştü aldı evde artık kumaşlardan
Yapıvermiş.
Yeni uğraşısı bu son zamanlarda
Yapar artık sevdiklerine.



Bu etamin işini ben işlemiştim
Ortaokuldayken yaz tatilinde
Pano yaptık önce 
Sonra da annem almış benden
Yastık yapmış.




Kırmızı yuvarlak yastık kumaşını ben almıştım
Ucuzluktan
Anneme verdim yastık yapmış.
Şimdi pek moda yuvarlak yastıklar malum.
Modaya uymuş annem.

not:
Mutfakta annem enginar pişiriyor
Bana özel...