Daha fazla düşünmeden atını sürmeye başladı bedevi. Yaklaşan akşamla beraber gittikçe kuvvetlenmeye başlayan rüzgar çöldeki kumları havalandırmaya başladı. Yaklaşan kum fırtınasında kalmamak için sığınacağı bir yer bulması gerekiyordu. Yakınlarda eskilerden kalma yıkıntılar olduğunu hatırladı ve atını oraya doğru sürmeye başladı. Çok geçmeden yıkıntıları bulup daha fazla toz bulutu altında da kalmamak için güvenli bir sığınağa kavuştuğunu düşünüp içeri girdi bedevi. Atından atlayıp onun eyerini çözüp rahat bıraktı. Kendiside bu korunaklı yerde saklanan kimbilir kaçıncı kişi olduğunu düşünüp uykuya daldı.
Bir süre sonra nerden geldiği belli olmayan bir takım sesler uykusuna karışmaya başladı. Gelen sesler atındanmı yoksa dışarıdanmıydı çıkaramıyordu. Belkide çölde esen rüzgar ona uzaklardan bir takım sesler getiriyordu. Bir hızla gözlerini açtı. O karanlık içinde gördüğü dolunay ile içeri dolan ışıktı. Kum fırtanısı dinmiş, tüm çöl sanki dolunayla kaplanmıştı. Az ilerisinde de uykusu arasında duyduğu seslerde yavaş yavaş yaklaşmaktaydı. Kulak kabarttığında konuşanların hararetle birbirlerine bir şeyler anlattığını anladı.Bu konuşmaların konusuna göre yakınlardan geçen bir kafileden bir yolcunun kaybolmuştu. Fakat bu yolcunun kayıp mı yoksa kaçırılmış mı yada kim olduğunu anlayamadı. Yavaşca atını eyerleyen bedevi ses çıkarmadan ordan ayrılıp hararetle konuşanlardan ters yöne doğru atını yavaşca sürmeye başladı ve onlara görünmeden ordan ayrıldı. Konuşanlardan pek etkilenmemişti çünki her zaman çöldeki kafilelerden kum fırtınası çıktığında kaybolan yada türlü nedenlerle kaçırılanlar olurdu.
Şimdi dolunay çöl üzerinde ona o kadar güzel ışıklar sunuyorduki bedevi bunu izlemenin daha güzel olduğunu düşünmeye başladı. Ancak yinede çölün gündüze göre çok kesin bir şekilde kendisini hissettiren soğuna rağmen bir an ürperdiğinide hiseeti. Çölde doğup büyümesine karşın bunca senede buna alışmak onun için her zaman zor olmuştu.Hele hele annesini kaybettikten sonra. Kendisini ısıtmak için sokulacak yegane kadın da ölünce hayat onun için bambaşka bir anlam almış kalbini çöl kadar büyük bir boşluk kaplamıştı. Bu düşüncelerle yol alırken atının huysuzlandığını geç fark etmişti. Atı sanki onu daha fazla taşımak istemiyor gibiydi. Önünde sanki aşamadığı bir set vardı. Bedevi bunu fark ettiğinde atından indi. Önünde yere yan yatmış ölmek üzere olan atı gördü. Ve birden kendisininde bir kum çukurunun kenarında olduğunu gördü. Aşağıya doğru baktığında da bir karartıyı fark etti. Sonra da atının heybesinden ipini çıkarıp ipin bir ucunu atına bağladı diğer ucunuda dikkatlice aşağıdaki karartıya doğru uzatmaya çalışarak dikkatlice aşağıya kaymaya başladı. Aşağıda hareketsizce yatan karartıya doğru seslenerek ipi tutmasını istedi. Yerdeki karatıdan bir süre cevap gelmedi. Bedevi tekrar yardım etmek istediğini yenileyerek seslendi. Bir zaman sonra aşağıdaki karartıdan önce bir öksürük sonrada bir takım boğucu sesler geldi. Kendisine uzanan ipi tutmaya çalışırken hareket edince biraz daha kaydı. Bedevide iple atını çekerek biraz daha aşağıya doğru uzandı. Karartı son anda ipi yakaladı ve yine aşağıya doğru biraz daha kayarken at bu çekme işinden dolayı önce huzursuzlandı sonrada sahibinin kendisine emir vermesiyle başını geriye doğru anlamış bir ifadeyle kaldırarak yavaşca geri geri gitmeye başladı. Ve bir süre sonra aşağıdaki karartıyı yukarı çıkarmayı başardılar. Yabancı yukarıya çıkınca hemen ayağa kalkmaya çalıştı ayaklarının üstüne kalkmaya çalışırkende tekrar yığılıp kaldı. Bedevi hemen yaralı olduğunu düşündüğü yabancının başına elinde su ile koşup suyu içirmek istedi. Yabancı sanki yüzyıllardır susuz kalmış gibi su kesesini kaparak kana kana içmeye başladı. Suyu içip ayaklarına derman gelince hemen yerde yatan atına doğru koştu. Atı ölmüş ve kendisini yalnız bırakmıştı. Bunu fark eden yabancı atına kapanarak ağlamaya başladı. Bedevi yabancının elini kavrayarak onu ordan uzaklaştırmaya çalıştı. Bu çok zor olmuştu ama yinede başarmıştı. Çünki yabancı atından ayrılmak istemiyordu. Bedevi atına ikisinin beraber binmesini emredici bir ses tonuyla ileterek yabancıdan kendisine itaat etmesini istedi. Yabancı bir karşılık vermeden kendisine söyleneni yaptı. Bedevi yabancıyı atın üstünde önüne oturttu ve atını sürmeye başladı.
Bedevi önündeki yabancının kim olduğunu, nerden gelip nereye gittiğini merak ediyor fakat önündeki yabancının bitkin halinden dolayı bir şey söyleyemiyordu.İkisi ıssız çölde yol alıyor dolunayda onlara yol gösteriyordu. Bedevi sabahın ilk ışıklarıyla kendi kabilesine varabileceğini ve sorularınında orda cevap bulabileceğini umarak yoluna devam etti...
Resim : Alıntı.