29 Eylül 2011 Perşembe

Turşu kokar sarımsak kokar ellerim


Göründüğü üzere pek hamaratım
Mutfağı batırmak konusunda en çokta
Şu anda ellerim sarımsak kokuyor 
Ama iştahımı da açıyor
Kırmızı biberleri yıkadım niyetim fırında közleyip
Buzluğa atmaktı vazgeçtim
Yıkadım biberleri kare kare doğradım



Sirkeli suda haşladım ocakta
Yalnız fazla değil diri kalacak şekilde
Kaynadı ben kaynadım çünki yan tarafta patlıcan közledim
Çok acıktım ben yaa.....
Neyse biberler kaynayınca ocağı kapatıp
Biraz soğumaya bıraktım

                                         

Ta ta ta tammm !
Doğranmış sarımsaklarla karıştırıp kavanozlara doldurdum
Sirkeli suyuda ekledim
Üzerine biraz da marketlerde satılan turşu kur'lardan ekledim
Tuz atmadım çünki turşu kur bayağı tuzlu
Bende nedense pek tuzlu yiyemiyorum artık.
Hazır elimi atmışken kornişon salatalıkları da aradan çıkarıverdim
Kışa hazırım diyemiycem 
Kış gelmeden biter bunlar 
Hele kırmızı biber turşusu yağda yumurtanın yanında accayip iyi gidiyor.


Yallah şoför yallah

Aslında hiç sevmem arka arkaya yazı yazıp yayınlamayı
Ama anlatmam lazım yoksa kudururum.
Bugün bir önceki yazımda dediğim gibi tembellik yaptım
Bir relax, bir naturellik bende gündüz kremi bile sürmedim.
Akşam üstüne doğru evimle ilgili bi sıkıntı yaşadım.
Hani öyle böyle değil 
Gelin görün ki burada anlatamam...
Neyse o olaya aslında kendimden beklenen tepkimin ölçüsü az oldu
Ki ben buna da şaşıyorum hala.
Bir cevap ta bulamıyorum ya neyse...
Kayınvalideme gitmek için dolmuş durağına yürüdüm
Bir yandan da Bandırma'da yaşayan bir arkadaşımı aradım
Evimde cereyan eden olay geçen senede olmuş ve ona anlatmıştım
İşte yolda hem yürüyorum hemde son gelişmeleri aktarıyorum
Tam dolmuş geldi bi grup roman geçti önümden 
Ama o nasıl bir saç modelidir arkadaş
Hani Amy Winehouse dirilmiş gelmiş
Bide bi kurumlular büyüğü, küçüğü aynı saçı yaptırmış
Saçlarındaki topuz kadar da çiçek kondurmuşlar
Ben onları arkadaşıma anlatırken dolmuşa bindim 
Ama hayret nidalarımı ve arkadaşıma yaptığım canlı yayını duyup ta
Dolmuşu basıp beni döverler mi diye de çok korktum...
Çok uzun oldu biliyorum ama anlattıklarım aslında 1 dakika bile sürmedi.


Neyse dolmuşta biraz daha konuştuk arkadaşımla 
Lâkin dolmuş pek arabesk acılı müzikle inliyor
Şoförde aşka geldikçe gaza basıyordu.
Hani okul önlerinde ki tümseklerden geçerken neredeyse 
Fuar'daki uçan halıdaymışız gibi hissetmemizi sağlıyordu.
Dolmuş doldu, hatta hamile bi bayan bindi yer verdiler oturdu
Ama dolmuş sanki hamile bayanın sancısı gelmişte hastaneye yetişecekmişiz gibi bi hızda
Dayanamadım açtım ağzımı
Hızlı gitmemesi konusunda uyarıda bulundum 
Ve en kötüsü dolmuştan bana destek olan olmadı
Bende bu sefer dolmuştakilere 
"Ne kadar da hız meraklısı yolcular mışsınız "dedim
Yine tepki yok.
Hani iğne batırsam, çimdik atsam yok yok
Freddy'nin kabusu gibi olmaya başladı herşey
Şöför de karşılık verdi " Yavaş gitmek istiyorsanız taksiye binin"
Ben şoföre bu sefer 
"Bana daha sağlam mazaretlerle gelir misin bu ne şimdi tutarsız konuşmalar falan hızına yakıştıramadım" dedim.
Evet  sanırım ben belamı arıyordum.
Yavaş yavaş dolmuştakilerden tepki gelmeye başladı
Şikayet edelim diyenler 
Şoför "Durmayın isterseniz plakayı vereyim" dedi
Bende "bu ne yüzsüzlük böyle hani tutar bi yanı yok be" dedim.
Allah'tan ineceğim yere geldim "Müsait bi yerde durur musunuz " dedim
Şoför yavaşça yanaştı kapı açıldı ve ben indim.
Hemen polisi aradım istikameti ve plakayı bildirdim
Hayır bu seferde polisin konuşası varmış anlattı da anlattı bişiler
Ve ben bugün o dolmuştan nasıl dayak yemeden indim bilemiyorum....

Tembellik






Aslında her şey çok güzeldi bugün
Dünden kalan yorgunluğumu giderdim
Güneş vuran kanepeye kurulup ayaklarımı da uzatıp
Yarım kalmış bebek yeleklerini bulup tamamlamaya çalıştım
Tv' de evilik programlarını izleyip adaylara bi dolu laflar yetiştirdim
Tırnaklarıma ojeler sürüp çıakrdım tekrar sürdüm
Sehpanın üzerindeki dikiş kutusunun içini düzenledim
Ne kadar iğne, makara, toplu iğne, düğme varsa karıştıydı sabah
Bir acele kopan bir pantolon düğmesini dikmek için
Öyle bir neşe bin umut lay lay lom vakit eyledim.
Tembellik yaptım.


Not: Fotoğraflar pek sevgili bi şirine Friendfeed'den Ashley'e ait.
Kendi yapmış bunları pek hoşuma gitti....







28 Eylül 2011 Çarşamba

Foça foça

Foça'ya gittik biz bugün en yakınn arkadaşımla beraber
İzban Semt Garaj'ın da buluştuk Kentkart 1,75-lira bastı
Hatundere'de indik.
Oradan hemen karşıda beklemekte olan aktarmaya bindik
Kentkart Foça için 1,25-lira bastı.
Ve yola çıktık.
Otobüs hiç durmadan Foça'ya kadar gitti diyebilirim.
Ha bu arada Foça diyorsam anla ki Eski foça
Yeni Foça'yı ayrıca Yeni Foça diye belirtirim.
Salı günü pazarı varmış
Otobüsten indiğinde hemen karşıda zaten
Hani öyle çok otantik bişiler yoktu
Pazar şehirdeki semt pazarlarına göre daha sakindi
Tabii bunda yaz sezonunun bitmesi de büyük etken
Bir de buradakiler pazar arabalarını kullanma konusunda pek tecrübeliler.
Yemeğimizi yedik, çaylarımızı da içtik
Kordon boyunu dolandık
Sessiz, sakin sanki ölü şehir gibiydi her yer
Ben pek sevdim bu kadar enerjime karşın
Sakin, sessiz sokaklı yerleri severim ben.
Arkadaşımsa tam tersim bu konuda pek sarmadı sessizlik
Arka sokaklara daldık
Şu balkona bak, şu bahçeye bak
Aa şu evin sandalyesine, saksısına bakkkk
Ayy ne güzell el örme perdelerrr
Aaa şu eve bak asıll
Gibi herşeyi ilk defa gören gözlerle
Birbirimizi dürtükleyip dolandık
Yalnız bir ara sokaktan denize açılan bir evi pek beğendim.
Önündeki küçücük sahilden denize girilen plajındaki iki ihtiyarı nasıl da kıskandım
"Siz bunca zaman yaşamış görmüşsünüz ha bi gidinde birazda biz zevkine varalım"
Dememek için zor tuttum kendimi.



Dönüşte yorgunluk atmak için 
Sahildeki küçük ama pek ünlü dondurmacıya uğramayı ihmal etmedik
Bol çeşitli listeden seçip 2 top dondurma alıp oturduk tükanın önüne denize karşı
Yalnız size tavsiyem yukarıdaki listeye arkanız dönük oturmanız
Çünki dondurmalar bitmeye yakın listeden seçtiklerimizi aynı külaha alıp alıp durduk
Ben yoğurtlu olanı şiddetle tavsiye ederim.
Şekerli, ballı yoğurt tadı var ve diğer meyveli dondurmalar gibi
Çok soğuk değil....
Çok soğuk oldu mu dondurma ben tadını alamıyorum
Tat alma duygularım donduğu için.


Listeden ilginç isimli olanları seçip denedik durduk
Mor renkli olan Boravinka yaban mersinliymiş
Mavi olanı da Blue sky spesiyal dediler.


 Ardından tekrar dolandık 
Karşıdaki kordonu gezdik 
Arkalara yürüdük diğer koya geçtik
Ve baktık ki aslında 500 mt mesafedeki geride kalan meydana
Biz çok daha uzun bi yarımadayı dolanıp gelmişiz
Saptığımız bir sokağın sahile çıkmasıyla 
Gezilecek yerlerin bittiğine kanaat getirip
Bir kere daha pazara girip gezi başındayken gözümüze çarpanları aldık
Ve tekrar belediye otobüsüne binip 
İzban aktarmasıyla evimize döndük
Saat 8 olmuştu...

Son not; bence Foça fok balığıyla değil
Kedileriyle ün salma işine ağırlık vermeli
Ben bu kadar ortalıklarda dolanan kedi
Ama bir o kadar da terbiyeli ve arsız olmayanlarını burada gördüm.
Sanırım turizm bürosundan eğitim almaktalar..
Meşhur Foça kedilerinden bahseden 
Sevgili bi blogcu büyüğüm Leylak Dalı'nın yazısı için
Lütfen bir tık,







25 Eylül 2011 Pazar

Kütüphaneden alınan kitaplar 5


Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali
Geri veriliş tarihi : 05 ekim 2011
Sayfa sayısı 219

Aslında geç bulduğum ama açığı kısa zamanda kapatacağım bir yazar
Sabahattin Ali.
Anlatımı, dili, insanı sıkmadan
Bir sayfa sonra neler olucak acaba diye sürekli okuma isteği yaratan
Kuyucaklı Yusuf ilk romanıymış
Gayet güzel hoşuma gitti.






24 Eylül 2011 Cumartesi

Yeni facebook


Mark'cım sağolsun beni pek sever
Geçen yazıştık biraz facede 
Çok sıkıldım hep aynı, herkesle bir benim profilim 
Olmaz böyle gitmez bi takım değişiklikler yap
dedim.
Sağolsun üşenmemiş bana özel bi profil oluşturmuş.
Hemen uyguladım
Bi ferahlık bi canlılık geldi üzerime ayol.
İşin şakası bi yana
Facebook değişimler içinde her açtığımızda farklı bi uygulama
Hani sevgilisinden yeni ayrılmışta değişiklik olsun diye saçını kestirenlerin ruh hali içinde
Gün içinde bile nerdeyse değişikliklikler, olmadı başka uygulamalar falan.
Geliştirme safhasında olsa da yapıverdim bende.
Gerçi şu anda sadece ben ve geliştiriciler görebilmekte
Yakında hepinizin olucak böyle üzülmeyin.
Ha dayanamam ben merak ederim bende isterim derseniz,
Uygulama aşamalarını görmek için şu adrese,





El işi göz nuru


Annemden bana gelen el işi dantel yatak örtüsü
Toplam 480 motif
Hatta 20 motifi çıkarıp yastık yapmıştık
Yastıklar Didim'de kaldı o yüzden çekemedim


Motiflerin yakından görünüşü
Vallaha sabır işi 




Hele kenar işi bütünden gidiyor desem 
İnanır mısınız ?
Anneme kimden gelmiş bilmiyorum
Ama eskilerin yapabileceği iş olarak görüyorum
Şimdilerde çok zor yapmak bunu
Tabii varsa istisnalar kaideyi bozmaz



Kütüphaneden alınan kitaplar 4


Ali Şeriati Hacc
219 sayfa
Geri veriliş tarihi: 5 Ekim 2011
Aslında öncesinde okumam için başka iki kitabı tavsiye edilmişti
O an için bulamadığımdan bunu alıp başladım
Ve çok ama çok severek bişiler öğrenerek okuduğum bi kitap oldu.

Kitaptan alıntı;

"Gösteri Mikat'ta başlar. Bu noktada insan elbiselerini değiştirmelidir. Niçin dendiğinde çünkü kişinin elbisesi kendisi kadar karakterini de örter. Kişi elbise giymez fakat gerçekten elbiseler onu gizler. Mikat'ta elbiselerini çıkar ve bırak. Düz beyaz kumaştan kefeni giy. Herkes gibi giyineceksin. Bir parçacık halinle kalabalığa katıl bir damla olarak okyanusa dal. Gururlanma, buraya birini görmek için gelmedin. Alçak gönüllü ol, Allah'ı göreceksin. Ölümcüllüğü kavrayan bir kişi ol veya bir ölümcül ol, varlığını duyan.
Mikat'ta ırkını veya kabileni hiç düşünmeden günlük hayatında seni bir kurt [vahşet ve zulmün sembolü] bir fare [kurnazlığın ve istifçiliğin sembolü] bir tilki [hilekarlığın sembolü] veya bir koynun[köleliğin sembolü] yapan bütün örtüleri çıkar at. Bunların hepsini Mikat'ta bırak ve sonunda nasıl bir ölü olacaksan, şimdi de bir insan, yalnızca bir Adem olarak başlangıçtaki şekline bürün. İki parçalı kumaşa dolan birini omuzlarına ört, diğerini beline sar. Hiçbir özel şekil ve araç kullanma. Giydiğin kumaş oldukça basit ve sade dokunmuştur. Herkes aynı ihramı giyer. Hiçbir görünüm farkı yoktur. Dünyanın her tarafından gelip Hacc'a doğru yol alan kervanlar Mikat'ta toplanacaktır. Aynı yerde ve aynı zamanda karşılaşacaklardır. Allah yolunda kişi olduğu gibi değil olması gerektiği gibi olacaktır ve dönüş Allah'a dır. Kişi Allah'a dönmeye karar verir. Bütün benlik ve bencillik eğilimleri Mikat'ta gömülür. Kendi ölü bedenini görür ve kendi mezarını ziyaret eder. Kişiye hayatının son noktası hatırlatılır. Mikat'ta ölümü ve tekrar dirilmeyi duyduktan sonra, Mikad’la Miyad arasındaki çöl görevine devam etmelidir."






  

22 Eylül 2011 Perşembe

Ordan burdan

Geceleri uykusuz ama sabahları uykulara doyamaz oldum.
Neredeyse bir aydır gece uyurken bir rüya görüyor ve sıçrayıp uyanıyorum
Sonra da uyku kaçıyor dön sağa dön sola uyku yok,
Hani utanmasam eşimden onu sabah işe yollayıp yatmak istiyorum
Öyle de güzel derin uyuyorum ki anlatamam
Ve sabah on gibi sütçünün sesiyle uyanıp güne merhaba diyorum.
Bi çözebilsem şu uykusuzluk halimi gün içinde tutuyorum kendimi uyumamak için
Gece olsun da yatayım diye ama bi rüya görüyorum sonra da uyu uyuyabilirsen.


Sonbahar girdiğinden beri üzerimde yarattığı psikolojik baskıyı şükürler olsun
Bugün yağan yağmurla attım diyebilirim.
Kendime geldim vallaha
Evin içinde bir neşe içinde ütü yaptım, yastık kılıflarını değiştirdim
Bir de İzmir köfte yaptım ki fırında şimdi 
Asortik krepin blog sayfasını okurken gözüme çarptı yapıvermiş İstanbul'dayken
Bende kıymayı çıkarıverdim dolaptan yoğurdum
Köfte ve patatesleri iki çevirdim tavada 
Yanına da pirinç ıslattım.


Oturduğumuz evin satışı hala devam ediyor
Gelen ucuza kapatma telaşında
Her gelenin yaptığı bazı yorumlarda 
"Hadi lenn satmıyom işte hemde size satmıyom" diyom bazı içimden.
Bi de yüzlerine diyebilsem çok iyi olucak sanırım
Hani insanın kanına dokunuyor aslında
Zamanında kıt kanaat arttırıp eldeki paraya göre yapılmış küçük bir evin
Tuğlasının elinden geçmiş olan bir evin hakkında edilen laflara karşı.
Ucuza kapatmaya çalışanlara inat evin fiyatını yükselttim kendimce
Rabbim sağlık için sattırmasın inşallah....
Gerçekten çok zor muş bu işler...



21 Eylül 2011 Çarşamba

Sözüm söz



Sonbaharın  üzerimde yarattığı sıkıntıyı ilk defa bu sene hissederek yaşadım
Ve yavaş yavaş alışmaya mı başladım da yoksa başa çıkmasını öğrendiğimden midir nedir 
Daha rahatım bi kaç gündür.
Ölümü düşündüğüm ergen zamanlardaki halime dönsem de bazı 
Şimdi gülüp geçiyorum kendime.
Bazı sözler vermiştim kendime bundan 2 ay önce hani o geçirdiğim kötü bi gecenin ardından
Tutmaktayım dönmedim, caymadım sözümden 
Ve gerçekten her akşam yatarken dualarımda verdiğim sözü tutmak adına yardım istemekteyim
İçtiğim bir bardak suyu bile zevkine vararak, kıymetini bilerek içmekteyim.
Şükrederek en çok ta..
Bir gece bir rüya gördüm ve rüyam içinde 
Uykuyla uyanıklık arasında ama kendimden emin bi şekilde 
İçimden ettiğim bi sözle, hareketle verdiğim sözün karşılığını almaya başladığımı hissettim...
Gerisi gelicek ve verdiğim sözümün karşılığını alıcam inanıyorum
Samimiyetimin karşılığını yine samimi bi şekilde mükafatı gelicek, görücem inanıyorum.







19 Eylül 2011 Pazartesi

Suçlu sonbahar mı?




Pimini çektim elimdeki bombanın ve fırlattım havaya
Son zamanlarım artık
Geriye dönüş yok
Toparlanamayacak hiç bir şey...
Dağınıklığı düzeltmek boşuna gereksiz bir çaba olur artık
Bombanın yere düşene kadar geçen süresinde.


İlk defa ama ilk defa ölümü düşündüm.
Kendi seçtiğim bi şekilde.
Hani en az acısı hangisi olabilir diye.
Pişmanlık süresi vermeden bana en hızlı şekilde bi defada..
Çözüm yok mu var elbette...
Süre az pimini çektim elimdeki bombanın
Ya elimde patlayacak
Ya da atıp ileriye düşme süresinde olup bitecek her şey...





15 Eylül 2011 Perşembe

sonbahar melankolisi



Sebepsiz nedensiz bi sıkıntı içimde.
Bi sinirlilik hali üzerimde patladım patlıyacağım sebepsiz yere birine, bi yere
Yok hani öyle aybaşı sıkıntısı da değil 
Sanki bişi olucak bi kara haber duyucam.
Sanki bi mucize olucak
Sonbaharın mevsiminin verdiği psikolojik dönüm olayı belkide
Sigara çekiyo canım
Hani öyle sigara içen biri de değilim 
Elleri titreyerek yakıp ilk nefesi çektiğinde kendine gelen tiryakiler gibi yaksam da bazı sigarayı
Hani bir anda mide bulantısı sanki nikotinin boğaza yapışıp zift gibi olma hissi içinde bırakabilirim de bir anda.
Yeni değil bu halim bi değişiklik olsun diye kestirdim saçımı
İlk hali facia olsa da şimdiki kesimi beğendim bi güven geldi kendime 
Bazen kızıyorum aslında kendime 
Durup dururken bu haller içinde olduğumdan
Akşamüstü eşimi beklerken beni alması için Semt Garajında bi garip hal içinde 
Çok saçma, aptalca şeyler düşündüm.
Açıklayamam anlatsam bu sayfayı terk eder gidersiniz
Bir daha da asla yüzüme bakmazsınız.
Sonbahar işte herşeyin bittiğini sandığım,
Akşam karanlığının erken bastırması
Sanki boğazıma kadar suya gömülmek gibi.
Neyse en iyisi bi sigara yakıp savurmak içimdekileri havaya.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Niyet neydi akıbet ne oldu




Anladım ki niyet önemli.
Ama bazen de niyet edip bozduğumuzda oluyo olmuyo mu?
Bugün ki niyetimizde eltimin diş için doktora gitmekti.
Sabah numara almak için düştük yollara 
İyi de diş için numara kalmamış.
Oradan Konak'a doğum evi yanında diş hastanesine indik yayan Eşrefpaşa'dan
Numara kalmamış.
Kızlarağası Hanında 2 boyoz bi poğaça ile çay eşliğinde kahvaltı ettik
Kemeraltı dükkanlarını yeni açanların, işe gidenlerin saatinde pek güzeldi
Sonracıma
Oradan bi arkadaşının Çankaya'daki yerine
Saat olmuş 9,30 kapalı.
Oradan da Alsancağa özel diş doktoruna.
Hani illaki gösterilecek o 20'lik diş
40'ına merdiven dayamış iki hatunun inadıyla.
Gösterdik doktor teyzeye dişi hani korksun da ağrı falan yapmasın dedik.
Aldık antibiyotik yazılı kağıdı çıktık saat 10,30-
Dolandık Alsancak'ta...
Şimdi niyet bozuldu işte
Mango'ya girdik Outlete canımmm
Bi elbise aldım,
Oradan başka bi yere girdik eltim elbise aldı.
Ama cimriliğimiz tuttu Alsancak'tan Konak'taki Bahribaba parkının üstündeki 
Eski Şato'nun oraya kadar yürüdük arabayı orada bırakmıştık çünki.
Şirinyer'e vardık antibiyotiği sağlık ocağındaki doktora yazdırmak için girdik
Diş doktoru varmış çıktık yukarı bir hafta sonra özelde çekmeyi düşünürken
Çekiverdi doktor
Burda Show tv'ye dua ettim iyi ki "Doktorlar" dizisini yayınlamış yaz boyu
Yardımcı oldum doktora alet, gazlı bez falan verdim.....
Sonra eltim kendine gelince yüzüme baktı 
"Saçını nasıl kestirmişsin öyle akıl hastanesindeki hastalar gibi " dedi
Beni kuaförüne teslim etti ve gitti
Hani şu pek meşhur viktorya bekham modeli kestiriverdim saçımı.
İşte niyetimiz dişken nerelere geldik....


Not: Mfö'nün "Niyet neydi akıbet ne oldu bak" şarkısını aradım hemde çok bulamadım bi türlü yaa.. Bi yerde buldum ama oda ne kadar sağlıklı çalışacak bilemiyorum artık...



12 Eylül 2011 Pazartesi

Kütüphaneden alınan kitaplar 3


Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali
160 sahife
Kütüphaneden alınış tarihi :08-09-2011  
Kütüphaneye geri verilecek tarih : 22-09-2011


Aslında daha bir haftam var teslim için
Ama bitiriverdim ben
Sessiz, sakin ama sıcak öğleden sonralarında
Uzanıp mutfağımdaki şu eski sandıklı divana
okuyuverdim.
Kimi yerde ağır geldiyse de
Çok sevdim methedilen, okunması gerek denilen kadar varmış.
Umarım size de kısmet olur okumak.





9 Eylül 2011 Cuma

Haydeee eller havayaaa






Düğünün marşı gibiydi bu şarkı...
Dön dolaş daykolu kızzz
Hopa haydeee.....



Bende bi yoğunluk bi telaş yetişebilen aşk olsun bu günlerde

Annemle babam geldi kuzenimin oğlanın sünnet düğünü için.
Her gün yapılan işler, alışverişler, telaşlar, gezmeler falan.
Zaten günler bi sene akşam olmak bilmiyor
Akşam yatağa yorgun argın dinlenmek için gidiyorum ama yorgunluktan uyku nerde
Arada bul uyu hani hap alsam diyom ama geçenlerde yaptım o işi acile zor yetişmiştik.
Kıyafetti, ayakkabıydı, takıydı, saçtı baştı makyajdı derken,
Adamın giyeceğini hazırlamak 
Kıyafetleri donundan, atletinden çorabına kadar yatağın üzerine koysan da
İllaki aranıp bir gürlemeyle nerede benim oyum, buyum, şuyumlar
Hani kaşla göz arası sürülmeye çalışılan rimelin bu sesle illaki başka yerlere geçmesi
Tekrar makyajın tazelenmek yerine en baştan yapılması falan....
Ve bu kadar iş arasında ev halkını doyurmak, hazırlanmak
Ve senden önce aşağıya inip araba başında bekleyen erkek takımına 
Ayakkabıları bağlayamadan koşmak ve düşme tehlikesi geçirmek
Tekrar eve dönüp ayağı yıkamak, kremlemek falan filan işte....
Ama düğünde yapılan ilk danstan sonra bir kıç atıp erkek milletine 
Eller havada damat alayına kadar hiç oturmamak, oynamak, göbekler atmak.
Yalnız en kötüsü düğün dönüşü çıkartılıp çantaya atılan düz ayakkabıları giyip
Yolda ah vah ederken erkek takımından gelen yorumla gece kapanır


"Eee düğünde oynarken, göbek atarken hiç ah vah etmiyordun ?"






6 Eylül 2011 Salı

Melisa çiçeği ve yelek

Ne gündü.
Dün akşam Melisa çiçeği var hani yazlık yerlerde olur
Akşam olup karanlık bastırınca hafiften esintiyle gelen kokusunu duyarsınız
Kimine baygın gelir -evet ilk zamanlar bana da gelirdi-
Kimiyse bayılır...
Yapraklarını kurutur annem içerim bazı akşamlar.
Çayın kaynayan suyundan çalıp porselen demliğe atıp 3-5 yaprak
İçiverdim.
İnsanı rahatlatan, sinir yatıştıran bi özelliği var.
Hele ilk içtiğimde beynim uçuyor sanmıştım.
Esti aklıma yaptım içtim sonra da yattım.
Koydum başımı yastığa ama uykumu kaçırdım sanırım...
Önce sokağın köşesinden nanik yaptı bana
Ben elbise dolabından şu eteğimi şu bluzumu yok şu elbiseyi mi şu terliği mi giysem diye 
Düşünürkennnn
Aklıma geçen sene ördüğüm bi yelek geldi.
Aradım taradım beynimde ne oldu o yeleğe en son neresinde kalmıştım diye düşünürken
Aklıma geldi. 
Arkasını ve sol yanını bitirmiş sağ tarafın koltuk altından sonrasında kalmıştım
DA !
Ben o yeleği nereye koydum ki?
Hadi koyduğum yeri hatırlamıyorum ama koltuk üzerinde ölçüp elime alıp ördüğümü hatırlıyorum
Ama sonrası muallakta !
Hah dedim tam beyni açıyor muş bu melisa ne bu dedim.
Gece gece aklıma gelene bak.
Sabah ola hayrola diyorum ama beynim kabul etmiyor.
Nerde ? Nerde ? Nerde ?
diye düşünürken sızmışım sabah ezanıyla uyandım
Tekrar dalmışım.
Sabah eşim gittikten sonra kalktım.
Aradım taradım elbise dolabı yüklük kışlıkların arası bazanın içi 
Dantel yemeni koyduğum konsolun çekmeceleri ...
Yok yok yok....
Hala bulamadım sözde yazın askılı bluz üzerine harika bi yelek olucaktı bitseydi.
Çıkacak bi yerden en aramadığım zamanda
Bende alıp elime çarpıvericem yere
"Kahpe yelek şimdi mi çıktın ortaya" 
Diycem....

4 Eylül 2011 Pazar

İkea malı çiçek sulama kabı



İkeya ne olmuş öyle ?
Tam Türkleşmiş diyebilirim.
Bugünkü bunca yorgunluğa sürükledi eşim beni
Gittik Forum Bornova İkea'ya.
Forum'u gezelim dedi önce ve Deichman ayakkabı mağazasına girdik
Hay girmez olaydık,
Bi ayakkabı beğendim içimde kaldı
İndirime girince alırım kalkıp o kadar dünya para veremem doğrusu
Gerçi yaşgünü hediyesi alayım sana dedi eşim ama 
Daha çok var yaş günüme o zamana kadar başka bişi de beğenebilirim.
Ayakkabımız yazlık, topuklu, petrol mavisi renginde çok daaa şekerrrr
Ama fiyatı pek de yüksek çekerrrr
Neyse indirime girme ihtimalini düşünüp cayıverdim.
Sonra İkea'ya gittik karnımda aç restorana yollandık
Aman o ne kalabalık öyle ?
İsveç köfte falan yiyemem açıkçası ne bileyim isveç ineği değildir belki ?
Tavuklu krep yiyeyim bari dedim 3 dakikası var fırında bekleyin.
Bekledik brokoli salatası aldım bide.
Bi masa buldum tam oturacaktım ki
Masadaki bi bayanın ortalığı yırtan sesiyle bir kabustan uyandım
Kadın şöyle bağrınıyordu; Alperrrrrrrr yapmmaaaa burayaaaa gelllllll!
Ay dedim hemen başka bi masa bulmalı hatta mümkünse yemeği bırakıp kaçmalı.
Bi masa bulduk oturdum kendimi de fırından çıkan krebin sıcaklığına karşı hazırladım
İlk lokmayı aldım oda ne?
Buz gibi !
İçindeki tavuk bile buzlu buzlu....
Masadan kalkıp bu neden böyle diye çemkirecek halim bile yoktu
Brokolimle mutluluk arayışına girdim.


Mağazayı dolaşalım dedik
Aman Allah'ım hani o maksuscuktan döşenmiş oturma odaları, salonları, mutfakları varya 
Oturur yorgunluğunu atar, mutfak çekmeceklerini karıştırırsın falan
Bantlamışlar oraları kırmızı-beyaz şeritlerle
Girmek yasaklanmış...
Neden amaaaaa ?
Anladı amcamlar olayı biz Türklerin o odalarda gün yaparcasına doluşup oturmalarımızı
"Canımmmm bu bizim yatak odamız olsunnnnn" diye kız arkadaşını sıkıştıranları
Çocuk odalarında çocukların yataklarda tepinmelerini falan.


Bunca yorgunluğumu alsın diye 
5,45-Lira olan çin işi :( tava, kağıttan lamba ve lila rengi çiçek sulama kabı alıp
Mutlu mesut ayrıldım İkea'dan.....









3 Eylül 2011 Cumartesi

Kadın kısmısı



Aslında her şey evi havalandırmakla başladı
Malum bizim alt kat hani kışın oturduğumuz
Annem gelicek diye yarın bi havalandırayım dedim 
Ama içeriye dolan tozu görünce kaybetmişim kendimi
Efendim
Önce camlar temizlendi, silindi dışarıdan panjurlar yıkandı
İçeriye tekrar toz, çöp girme ihtimaline karşı
Kapı önü süpürüldü, yıkandı
Sonra tekrar eve geri dönüldü
Lavabo, banyo, mutfak temizlendi komple
Yatak odası derlendi toplandı çarşaflar, yastık kılıfları çıkarıldı
Yerine temizleri takıldı, serildi.
Kapı temizlendi,
Mutfak tarafının camları, panjurları domestoslu suyla yıkanırken
Kendimi duvarı da silip yıkarken buldum.
Eeee bu kadar hamaratlığın sebebi biraz da annem .
Gelicek ya yarın ondan sebep :)
Eşime akşama ne yemek  yapayım diye sordum ama
İçimden yemek yemicem dese diye dua ettim
Neyse çok yoruldun seni İkeaya götüreyim biraz açılırsın, yemekte yeriz diyince pek sevindim.
Eee kadın kısmısı ne kadar yorulsa da gezmek yada düğün demeyin
Gökyüzünde olduğunu bilsek merdiven kurar çıkarız yine de...