26 Mart 2010 Cuma

Kusura bakmayın ama sildim

Vallaha da sildim billaha da sildim. 
Neyi?
Şimdi kendime yakın buluyorum yazılarını, paylaşımlarını birilerinin
Sonra da okuyup yorum bırakıyorum.
Geri bakıyorum tekrar 
Tık yok !
Kardeşim bari en azından bi teşekkür et di mi?
Okumuşsun beni sağol varol de sırtımı sıvazla
Yok yok.
Ben de bir süre tanıdım kendilerine baktım hala aynı
Bu arada düşünün yani yorum bırakmakla kalmayıp
Sabır gösteriyorum en azından akılları başına gelir de bişiler yazarlar diye.
Hem o yorumu yayınlarken demi bişiler hissetmiyorsunuz yaaa
Ben de karar verdim yorumumu sildim.
Nasıl senin yayınlama ve yorumuma karşılık vermeme hakkın varsa
Benim de o cevapsız kalmış yorumu silme hakkım varrrrr. Hakkımı kullanıyorum olay bu.
Sildimmmmmm....
Çattt - bu da kalemi kırma sesi -

Gece yemekleri

Saat; 02:44-
Şimdi ben yılbaşına girerken bi bavul madde yazmıştım.
Bu sene yapılacaklar listesi diye.
Gel gör ki ne yazık ki o listeden 6.maddeye sadık kalamıyorum bir türlü.
Şu saat ben bir yandan sağ elimin işaret parmağı ile bu yazıyı yazarken,
Bir yandan da sol elimde yarım ekmek sucuk-çiğ ama pişmişini sevmem- peynir götürüyorum 
Nereye? Tabiiki mideye.
Ama ne yapayım yaaa...
Alışkanlık olmuş bende.
Küçükken bayılırdım 
Kış mevsimi Şubat tatilinde Ödemiş'teyiz,
Yyatakları sermişiz Babaannem'de  sırayla yere.
Yatakların ayak ucunda bir tepside
Biber salçası zeytinyağlı, kırma zeytin ve pırasa.
Evet pırasa hem de nasıl gidiyor yanında bir bilseniz.
Ya da yatmadan sıcak olsun diye odun atılan sobanın üstünde 
Ekmek kızartıp üstünede yağı sürüp bir sabızrsızlıkla erimesini bekleyip 
Hopp mideye götürmek.

Yaaa o günleri istiyorum tekrar.
Rahmetli Babaaanecim'in - ki üveymiş büyüyünce dediler di bana-
"Yatmadan gidin ayaklarınızı yıkayın, ağzınızıda fareler gelir yalar yoksa" diyişini.
O soğukta bahçeye çıkıp taa bir uçtaki çeşmeye gidip ayaklarımızı yıkamak soğuk suda.
Gökyüzüne bakardım yıldızlar o kadar boldu ki.
Bir de yatmadan tuvaletede girerdik 
Yoksa gece gelince kalkıp yine bahçenin ennn uzak köşesine gitmek 
Sıkardı biraz.
Nasıl korkardım.
En çokta kollarını açıp bizi kaçıracak sandığımız hayaletlere benzettiğimiz yemiş ağacının altından geçerek.
Sanki birileri bizi bekliyormuş, gözetliyormuş gibi gelirdi hep.
Sonrada hepimiz sıralanırdık yatağa.
Işıklarıda kapatınca başlardı yatakta muhabbet keyfi.
Ne de tatlı olurdu ki.
Ama biraz dozu kaçtımı da gülmenin Halam kızardı
"Eee susun ama yarın işe gitcem ben"
Ya da Babaannem biraz kıkırdadığımızı duyunca 
"Sen gel bakayım yanıma, aranıza gireyim ben tepişmeyin"
Ahhh ahhh. 
Zamanı geri döndürmek olsaydı şimdi.
Ne isterdim o anları yaşamayı bir dakikada olsa.